eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 107.478
  • Altın 151,228
  • Dolar 3,6615
  • Euro 4,3022
  • Bolu 17 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C

Kar yağarken

Mustafa Namdar

Kurbandan kalan pöstekinin üzerinde bağdaş kurup oturmuşlar camın önüne, pala pala yağan karı izliyordular. Uzun yıllar böylesi kar mı kapatmıştı çatıların üstünü? Otuz santimi geçmiş olmalı. Ne de güzel yağıyor mübarek. Fukara yamalığı gibi diyordu Zülküf Amca. He ya efendi ne güzel yağışı var mübareğin. Havadaki yıldız yıldız süzülüşünden sanki özgürlüğün, yaşamın, dansını yapar gibi iri kar taneleri. Ne yazık ki yere düştüğünde kimisi eriyip yok oluyor. Kimileri de üst üste tutunarak yeryüzünün kirini kapatma çabasında...

Ya ya dedi ZÜlküf Emmi. Tıpkı insan yaşamı gibi. Deryalardan süzülüp göklere yükselen su buharı, yıldızların arasında yıldızlaşarak bulutlarda dolaşıp bazen damla damla, bazen de kar tanesi olarak düşüyor doğduğu topraklara can suyu olarak...

Sobaya atılan odunların çıtırtısıyla kulaklara gelen sesle birlikte, sıcaklık da sarıyordu bedenlerini. Hani dedi karlı yolda düşmüştün de kaldırmıştım seni yerden. Elini tutmaya bile razı olmayan bir çekingenliğin, bir utangaçlığın vardı üzerinde.

Ben haline gülüyor, sense utanıyor yüzün kızarıyordu acı içinde. Hatırlıyor musun, ben düşene gülerim kusura bakma sözcüğünü bir türlü tamamlayamamıştım, hey gidi gençlik hey diyordu Zülküf Emmi. Hadi gel, istersen kar yağsın üzerimize. İki beden bir gövde olalım örtsün üzerimizi karın soğukluğu da eritelim onu sıcaklığımızla dediğinde güldü Ayşe Teyze. Hadi oradan kocamış ihtiyar. İki beden bir gövde olmayalı yıllar var. Kar altında duracakmış güldürme beni... Bak soba geçiyor. Kalk da iki odun atıver. Üşütüp hasta olacaksın gene diyerek kaygılanıp söndürmeye çalıştı Zülküf Emminin gençlik ateşini.

Kar ne güzel yağıyordu. Rüzgar savurdukça kar tanelerini, geçmiş harmanlanıyordu sanki belleklerinde. Su mu bağlıydı evlerinde. Çeşmeden doldurdukları bakraçların (kova) üstü buz tutardı sabaha kadar. Maşrapayla kırar da alırlardı suyu içinden. camlarda kalın perde. Cam çerçevesi aralıkları hamurla sıvanmış gazete kağıtlarıyla kapatılır, kapı kasalarına soğuk girmesin diye kocaman yorgan ya da kilim çakılırdı.

Biliyor musun soğuklarla zor başediyorduk, belki fakirdik de ama, mutluyduk, huzurluyduk. Bizim gibi şu karın yağışındaki güzelliği seyreden kaç aile var dersin. Ne radyoda kulağa hoş gelen müzik, ne televizyonda göze hoş gelen görüntü. İnsanlarda güven yok. Samimiyet, iyi niyet yok.

Kimse kimseyle barışık değil. Kar taneleri gibi herkes bir tarafa savrulmuş, ne üsttekilerde ne de alttakilerde yüzler gülüyor. Kimse kimseyle barışık değil. Şükür bu günümüze diyerek çaylarını yudumlamaya devam ettiler eskilerin altını eşeleyerek...

08.02.2010

Bu yazı toplam 617 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim