• BIST 81.618
  • Altın 145,694
  • Dolar 3,7670
  • Euro 3,9908
  • Bolu 0 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

Karanlıkta göz kırpmak

Mustafa Namdar

Bazı insanlarımız vardır aydınlığa çıkmazlar. Onlar karanlıkta göz kırpmaya alışmışlardır, işmarlarını kimse görmez. İnandıkları düşüncelerini, kimin kime ne söylediği belli olmayan kalabalık ortamlarda dillendirirler. Akordu bozuk seslendirmelerde ses uyumu olmadığından çoğu kez kulağı rahatsız etse de, çıkan gürültünün şifresini bilen çevresi tarafından beğenilir alkış alırlar. Oysa aydınlığa bakan yüzde gölge olmaz. Bu gerçeği bilip kartları aydınlıkta açıp oynayabilseler dilin işlevini, göze bırakmazlar. Ya da, kuru gürültü yerine insanların birbirini anlayabilmesi için konuşmayı tercih ederler. Bilmezler ki çiğ yemedikçe karın ağrımaz.

Sevdiğim özelliklerimden biri, yüz yüze eleştirilmektir. Eleştiri; göremediğim yanlışların düzeltilmesini sağlar. Doğruyu bulmaya yardımcı olur. Gazetemde bana ayrılan köşemde de bunun için e-mail adresim ve telefon numaram vardır. Bütün bu açıklığa rağmen siz gazeteye mail atıp, gerçek kimliğinizle ilgili de oldukça cimri davranıyorsanız, siz ancak karanlıkta göz kırpıyorsunuzdur.

“Namdar hocam vallahi ne diyeyim“ diye başlayan eleştiriniz sonucunda parantez içinde “Yayınlarsanız sevinirim” diyorsunuz. Şunu belirteyim ki dost acı söyler ama doğru söyler mantığından hareketle memnuniyetle, hem de kendi köşemde yayınlardım. Ne var ki siz hem dost gibi davranmamışsınız, hem de benim o gün gördüklerimi kaleme alıp yazdıklarımın değerlendirmesini şartlanmışlık içinde algılayıp, kendi doğrularınızın gölgesinde kalmışsınız.

Eğer düşüncelerinizi açık olan e-mail adresime gönderip kimliğinizi de açıkça belirtmiş olsaydınız, inanın bu köşede aynen yayınlardım. Beni kavgalar değil, güzellikler ilgilendiriyor. O gün orada “Bu gençler” diye hitap ettiklerinizin ortaya koyduğu somut bir eser vardı. Herkesin alkışlaması gereken bir etkinliğin dışındaki olaylar inanın beni ilgilendirmiyor. O eleştirinizi buraya koymuyorum. Çünkü içinde üçüncü şahıslar var. Çünkü direkt olarak bana veya benim e-mailime göndermemişsiniz sevgili dost.

Bu ifadeler de neyin nesi, der gibisiniz. Karanlıkta göz kırpan bir dost ne olduğunu anlayacaktır. Dost diyorum. Bütün insanlar benim dostumdur. Yalnızca mesafeye dikkat ederim.

RESİM SERGİSİ

Gazetede köşe komşum. Dostum, arkadaşım Sn. Raif Yavuz’un sergisinin açılışında bulunamadım. Neler söyledi diye meraklanmadım. Sergilenen güzel yapıtlarda düşüncesindeki güzellikleri tuale yansıtmış. Kutluyorum. O gün Valimizin basın toplantısı vardı, geciktik.

Yağlıboya tablolar ve ağaç üzerinde yakma Atatürk portreleri hepsi belli bir emeğin, belli bir düşüncenin ürünü. Güzellikleri yakalamak, güzellikleri paylaşmak, güzellikler için güzel şeyler düşünmek. Renkleri birbiriyle kaynaştırıp ruhlara huzur,, gönüllere rahatlık vermek, çizgileri birbiriyle kesiştirip anlamlı desenler ortaya çıkarmak ne güzel bir duygu, ne güzel bir uğraş. Yürekten kutluyorum sevgili dostum.

Doğa bilincinin geliştirilmesi sadece çevre üzerine yapılan söylemlerle olmuyor. Doğa bilinci; mevsimlerin kendine özgü güzelliklerini, gökyüzünün maviliğine ait derinlikteki meçhulü, suyun akışındaki huzuru, yaprağın yeşili, kırmızıdaki oluşumunu, kar beyazının getirdiği temizliğin esrarı, insan portresindeki bakışların sertliğini, gülüşteki yumuşaklığı, sıcaklığı, sevgiyi yansıtan renkleri, çizgileri biraraya getirmek, ustalıklarla, resimlerle, fotoğraflarla oluyor. Eline sağlık değerli dost.

25.11.2008

Bu yazı toplam 321 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim