• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Bolu 21 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Ankara 25 °C

KAŞGARLI MAHMUD VE BÜYÜK ESERİ DÎVÂNÜ LUGÂTİ’T TÜRK (5)

Hasan Dinç

 

 İŞTE O MERAKLA BEKLENEN HARİTA

Yazımın ilk bölümünde Prof.Dr. Reşat Genç hocamızın “Her Türk aydının evinde mutlaka şu iki kitap bulunmalıdır. Bunlardan biri Kur’an-ı Kerim, diğeri ise Dîvânü Lugâti’t Türk”  sözünü hatırlatmış, ilk yıllarımda bunun biraz da abartılı bulduğumu söylemiştim. Ancak zamanla Türk aydınlarına yönelik bu talebin toplumsal realiterden kaynaklandığını şartların zorlamasıyla öğrenmiş bulunuyorum. Milletlerin geçmişi ve inançları onların geleceğe doğru yapacakları hamlelerde en önemli güç kaynaklarını oluşturmaktadır. Bu gerçeği büyük şairimiz Yahya Kemal Yay ve ok teorisiyle bize göstermektedir. Mazi ve inançlar bir yaysa, istikbal de bir oktur. Yay ne kadar gerilir ve geriye çekilirse oku o kadar ileriye fırlatır. O nedenle toplumlar bu iki önemli itici gücü ihmal etmemeli, tarihlerini, kültürlerini ve inançlarını yeni nesillere mutlaka en doğru şekilde öğretmelidir. Efsaneler, destanlar bir milletin hafızasında küllenmiş bir şekilde her zaman vardır. Okullarımız müfredatlarıyla bu külleri ortadan kaldırmalı ve gerçek korları ortaya çıkarmalıdır. Bu durum eski milletlerin türedi milletlere her zaman bir üstünlüğüdür ve bu üstünlük milletler mücadelesinde er ya da geç sonucu tayin eder.

Osmanlı için18. Ve 19. Yüz yıllar tam bir facia, yenilgi ve kayıp asırlarıdır. Cephelerde alınan askeri mağlubiyetler hem toprak kaybı hem de ekonomik çöküntüler oluşturmuş, Osmanlı toplumu üst üste faciaları birlikte yaşamaya başlamıştır. Bunlar yetmemiş gibi Osmanlı yönetiminde asırlarca mutlu ve mesut bir hayat yaşamış olan ve hiçbir ayırımcılığa maruz kalmamış bazı topluluklar dış kışkırtmalar sonucu devlete isyan etmiş dünkü komşularına olmadık zulümleri reva görmeye başlamışlardır. İsyan ve yenilgilerin bir sonucu olarak terk edilen topraklardaki Türk ve Müslüman topluluklar iç bölgelere göç başlatmışlar ve tam bir karışıklığa sebep olmuşlardır. Bunlardan daha elim ve vahim olmak üzere Türk milleti tam bir ruhi çöküntüye maruz kalmış, artık Batı karşısında hiçbir başarı şansının kalmadığına dair inanç sahibi olmaya başlamıştır.  Aydınlarımız toplumun içine düştüğü bu ruhi çöküntüden ve Batı toplumları karşısında duyulan aşağılık duygusundan kurtaracak hiçbir atılım ve teklifte bulunmadıkları gibi söyledikleri ve yaptıklarıyla halktan daha büyük bir çöküntü içinde olduklarını göstermişlerdir. 20. Yüz yılın başında Balkan faciası ve Birinci Cihan Savaşı var olan her şeyimizi silip süpürmüş, devletimizi de alıp götürmüştür.

Bu durum karşısında Osmanlı aydınının perişan ruh hali kendisini daha da ortaya çıkarmış, içlerinden Abdullah Cevdet gibi Batılılaşma fikrinin öncüsü olan biri “Türk milleti medeniyet yapma vasfını kaybetmiştir. Kurtuluş için Avrupa’dan damızlık erkekler getirilmeli ve medeniyete açık yeni bir nesil yetiştirmelidir” diyecek kadar şirazeden çıkmıştır. İşte durumumuz bu kadar nezaket arzederken, adını ÇANAKKALE savaşlarında duyurmuş MUSTAFA KEMAL diye biri TÜRK İSTİKLÂL SAVAŞINI başlatmış ve bu savaşı zaferle noktalamıştır.

Daha sonra ATATÜRK soyadını alarak Türk tarihinin tartışmasız en büyüğü olduğunu ispatlayan bu büyük insan cumhuriyeti ilân etmiş ve yeni bir programla yeni bir devir başlatmıştır. Kurduğu cumhuriyetin temellerini millet esasına dayandırmış, TÜRK CUMHURİYETİ adıyla Türk milletini sanki tarih sahnesine yeniden çıkarmıştır. “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” sözüyle cumhuriyeti kuran bütün unsurları, Türk Milletinin şerefli bir mensubu kabul etmiş, “BİR TÜRK CİHANA BEDELDİR” ve “TÜRK,ÇALIŞ,ÖĞÜN,GÜVEN” gibi  sözleriyle asırlarca unutulmuş ve pas tutmuş Türk’ün öz cevherini ortaya çıkarmaya ve Türk aydınına yön göstermeye çalışmıştır. “TÜRK MİLLETİ ZEKİDİR; ÇALIŞKANDIR”  derken asırlar süren geri kalmışlığı çekirge sıçramasıyla gidermeye çalışmış ve milletimizi motive etmiş, medeni milletler seviyesini hedef göstermiştir.

Bu program ve hedeflere ulaşmak için prensiplerini ortaya koymuş ve bu prensipleri cumhuriyetin kurucularıyla paylaşırken onlara “Efendiler, ben de bazı arkadaşlarım gibi Batı milletlerini, bütün dünyanın milletlerini tanırım. Fransızları tanırım. Almanları, Rusları ve bütün dünyanın milletlerini şahsen tanırım ve bu tanışmam da savaş sahalarında, ateş altında olmuştur. Ölüm karşısında olmuştur. Yemin ederek sizi temin ederim ki, bizim milletimizin manevi kuvveti bütün milletlerin manevi kuvvetinin üzerindedir”  “Türk çocuklarında yetenek, her milletinkinden üstündür. Türk yetenek ve kudretinin tarihteki başarıları meydana çıktıkça, büsbütün Türk çocukları kendileri için gereken atılım kaynağını bulabileceklerdir. Bu tarihten Türk çocukları bağımsızlık fikrini kazanacaklar, o büyük başarıları düşünecekler, harikalar yaratan adamları öğrenecekler, kendilerinin aynı kandan olduklarını düşünecekler ve bu yetenekle kimseye boyun eğmeyeceklerdir” “Büyük devletler kuran ecdadımız, büyük ve kapsamlı medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek Türklüğe ve dünyaya bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça, daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” Talimat verir gibi açıkça ifade etmiştir.

Türk çocuklarını bu hedeflere ulaşacak şekilde yetiştirmek için TÜRK DİL VE TARİH KURUMLARINI kurmuş, DİL, TARİH VE COĞRAFYA FAKÜLTESİNİ hayata geçirmiş, başta Orta Asya Türk Tarihi olmak üzere okul müfredatlarını yeniden düzenlemiştir. Türklerin eski mefahirlerini, medeni hamlelerini, başta ERGENEKON DESTANI, GÖÇ DESTANI, OĞUZ KAĞAN DESTANI olmak üzere unutulmuş nice destan ve efsanelerimizi,  dil ve kültürlerini yeniden hayata geçirmiş ve yeni nesilleri bunlarla adeta yeniden teçhiz etmiştir. Dünya izci oymaklarını okullarımızda teşkilatlandırırken bu oymaklara YAVRUKURT diye isimlendirmiş, yarının BOZKURTLARINI daha o zamandan yetiştirme amacını gerçekleştirmiştir. Yetişen yeni Türk nesillerini ve aydınları manen güçlendirmek ve onları tam kaynağından beslemek için şimdiye kadar yapılmayanı gerçekleştirmiş ve zamanın en büyük din âlimlerine Kur’an-ı Kerimin Türkçe tefsiri ile Peygamberimizin en muteber hadislerini ihtiva eden Sahihi Buhari’nin Türkçe tercümesini yaptırmıştır. Böylece Türk aydınını ve yetişen yeni nesilleri din adına sömüren yobaz ve softa takımının istismarından kurtarıp İslâm’ın ana kaynağıyla buluşturmuş, onları cehaletin pençesinden kurtarma cihetine yönelmiştir.

Uyguladığı bu yeni programla gerçekten üzeri küllenmiş ve sönmek üzere olan bir milleti yeniden tarih sahnesine sürmüş, dünya milletleri yeniden Türk Milletinin şevket ve ihtişamıyla tanışmıştır. Ancak bu uygulama 1938 yılının 10 Kasımına kadar sürmüş, onun ölümüyle en yakın arkadaşları tarafından yürürlükten kaldırılmıştır. Bundan böyle okullara yerleştirilen Greko-Latin kültürünü esas alan ve laiklik adına dinden özellikle de İslâmdan uzak tutulan bir nesil yetiştirmeye özen gösterilmiştir.  Üniversitelerde bile laiklik adına yazılan ilmi makalelere devlet adına müdahale edilmiş, “dini bir fidanlık yetiştirilme” endişesiyle dinden hele de İslâm’dan bahseden bütün yazılar ve kitaplar devreden çıkarılmıştır.(Bak. Din ve Laiklik. Ali Fuad Başgil)

Kısaca tafsilatını arz ettiğim şu bir asırlık tecrübelerimiz gösteriyor ki Prof. Dr. Reşat GENÇ’in  “BÜTÜN TÜRK AYDINLARININ EVİNDE MUTLAKA ŞU İKİ KİTAP BULUNMALIDIR. Bunlardan biri Kur’an-ı Kerim, Diğeri de Dîvânü lugâti’i Türk” sözü tam bir gerçeği yansıtmaktadır. Kendini, geçmişini, kültürünü ve inançlarını bilmeyen aydınlar toplumlarına öncülük yapma haklarını kaybederler. Ya da toplumlar onları kendilerinden soyutlarlar. Bugün bizde olduğu gibi. 13 yıllık AKP iktidarının bütün kötü uygulamalarına rağmen bir büyük hizmetleri olmuştur. Bu hizmetlerini hayırla yad etmek bizim için bir borçtur. Bilindiği üzere Türk aydını hem Türk tarih ve kültüründen hem de dinden uzaktır. AKP gibi dini referansı öne çıkaran bir siyasi iktidarı ancak dini iyi bilmekle değerlendirmek mümkündür. Bu nedenle başta muhalifler olmak üzere bütün aydınlarımız İslâm’ın ana kaynaklarına dönmek ve buralardan elde ettikleri bilgilerle AKP iktidarını eleştirmek durumunda kalmışlardır. Son dönemde siyasi partilerimizin sözcü ve temsilcilerinin İslâm’ı referans gösteren beyanatları gözden kaçmamaktadır. Bu AKP iktidarının önemli bir hizmeti olarak görülmelidir. İnşallah önümüzdeki yıllarda Türk tarih ve kültürü de siyasi referanslar için geçerli olacak özelliğe kavuşurlar, böylece bizim devlet yönetimimiz de istikrar bulur.

İŞTE O HARİTA:

hasan-dinc-001.jpg

Kitapta en önemli bilgilerden biri şüphesiz bin yıl önceki Türk Dünyasını gösteren haritadır. Bu günkü anlamıyla haritadan daha çok kroki özelliği taşıyan bu harita, elbette günümüz harita tekniğinden çok uzaktır. Belli bir ölçek gözetilmeden, yüzey şekilleri ve yön endişesi taşımadan yapılmış bu harita o günkü coğrafi bölgeleri, ülke ve şehirleri; nehir, göl ve dağları; Türk kavimlerinin Asya kıtası üzerinde dağıldıkları bölgeleri; Türk kavimlerinin komşusu diğer bilinen kavimleri; doğuda Japonya, Kore ve Çin’den batıda Balkanlara, kuzeyde kuzey kutup bölgesinden güneyde Hindistan’a ve Yemen’e kadar olan bölgeleri Afrika’da Mısır. Cezayir ve Fas’a kadar olan yerleri görmek mümkündür. Ayrıca Çin Seddi’ni ve ondan öte kalan bölgeleri Yecüc ve Mecüc kavmi toprakları olarak isimlendirdiğini de görüyoruz. Sibirya’dan sonraki Kuzey kutup bölgesinin ise karanlık gece bölgesi diye de tanımlandığını görmekteyiz. Bu harita Türk dünyasını ve Balasagun şehri ni dünyanın merkezi kabul edilerek  yapılmıştır. Günümüz Türk aydınının ülkemizi ve onun bazı şehirlerinin yerlerini haritada bile gösteremediği dikkate alınırsa Kaşgarlı  Mahmud’un o büyük Türk dünyasını tanıması ve tanıtması ne büyük bir olaydır. Bu büyük Atamızı rahmetle ve saygıyla anıyor, bin yıl sonra onun büyüklüğü önünde ihtiramla eğiliyorum.

 

 

 

Bu yazı toplam 4844 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim