• BIST 89.695
  • Altın 145,930
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 5 °C

KAŞGARLI MAHMUT VE BÜYÜK ESERİ DÎVÂNÜ LUGÂT’İT TÜRK (4) ATASÖZLERİ

Hasan Dinç

 

Türk Dil Kurumu Türkçe sözlüğünde ATASÖZÜUzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş söz” diye tarif edilmiş. Darbımesel diye de eski karşılığını yazmış. Darbımesel Arapçadan dilimize girmiştir. Atasözü kelime olarak Türkçe yapım kurallarına uygun olarak türetilmiş ve darbımesel karşılığında dilimize cumhuriyet döneminde yerleşmiş bir kelimedir. Orta Asya Türkçesinde bu kavram “saw” kelimesiyle karşılanıyordu. Saw kelimesi Arapça mesel kelimesinin ve yeni Türkçe Atasözünün tam karşılığı idi. Hatta saw kelimesinin ayrıca “haberler, sözler anlamı” da bulunuyordu. Bu nedenle Türkler peygamber kelimesinin yerine sawçı derlerdi. Çünkü peygamberler Tanrı katından haber getiren, kıssalar anlatan, meseller söyleyen ve insanları doğru yola davet eden kişilerdi. Ancak dilimizin bu çok güzel kelimesi zamanla unutulmuş, yerine Farsçadan “peygamber” kelimesi ithal edilmiştir. Arapçadan bu kelimenin karşılığı olan “Nebi” ve “ Resul” kelimeleri bile dilimize girmiş olmasına rağmen “peygamber” kelimesi kadar rağbet görmemiş ve tutunamamıştır.

Türkçemiz her kavramı bir kelime ile karşılamaz. Çoğu kez var olan kavramları atasözü ve deyimlerle karşılar. O nedenle Türkçe atasözü ve deyimler yönünden dünyanın en zengin dillerinin başında gelir. Son dönemde yapılan tespit çalışmaları sonucu dilimizdeki atasözü ve deyim sayısının on bin civarında olduğu anlaşılmıştır. Meselâ atasözü olarak kullandığımız “Tosya’ya pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” veya “Atı alan Üsküdar’ı geçti” ya da “Kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al” atasözleri yerinde söylenildiğinde çok önemli kavramları karşıladığı anlaşılır. Bu kavramların öyle bir, iki kelimeyle de ifade edilmesinin mümkün olmadığı görülür.

Atasözü sözlük deki karşılığından da anlaşılacağı üzere “Uzun deneme ve gözlemlere” dayanılarak söylenmiş ve halkın doğruluğundan şüphe etmeyecek şekilde belleğine kazınmış sözlerdir. Oluşması yüz yıllar hatta bin yıllar gerektirir. O nedenle atasözleri genellikle tarihin en eski milletlerinin dillerindeki zenginliklerdir. Tarih sahnesine yeni çıkmış milletlerin dillerinde orijinal atasözü pek bulunmaz ve onlar bu zenginliklerden yoksundur. Milletimiz tarihin tanıdığı en eski üç-beş milletten biri olduğu için Türkçemiz atasözü yönünden en zengin dillerdendir. Bugün bir Çin Atasözünden, bir Arap atasözünden, bir Yunan atasözünden ve bir Rus atasözünden bahsedilse de bir Amerikan atasözünden bahsedilemez. Çünkü Birleşik Amerika Devletinin kurulmasından günümüze geçen zaman bir Amerikan milletinin oluşmasına yetse de kendilerine has, kendi doğrularını ve hayat felsefelerini ifade eden atasözlerinin oluşmasına yetecek kadar uzun değildir. Amerikalıların atasözleri İngilizceden gelen ve diğer milletlerden ithal ettikleri kendi hayat felsefelerine uygun atasözleridir.

Atasözleri bunlardan başka kalıplaşmış, zaman,  zaman da kafiyeli anonim sözlerdir. Yani ilk defa kim tarafından, ne zaman ve nerede söylenildiği belli değildir. Meselâ “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.” Veya “Kalırsa el beğensin, ölürse yer beğensin” ya da “Dervişin fikri neyse zikri de odur” atasözlerinde gördüğümüz kafiyeler sözleri hem hoş hale getirir hem de kalıplaştırır. Atasözlerinin özelliklerini taşıyan, doğruluğundan asla şüphe edilmeyen söyleyeni belli olanlarına da “vecize” denir. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir. M.Kemal ATATÜRK” veya “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Mithat Cemal KUNTAY” ya da“Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. Ziya Paşa” örneklerinde olduğu gibi. Atasözleri ve kabullenilmiş vecizeler konuşmacıların sıkça müracaat ettikleri sözlerdir. Bunlar söylenilen sözlerin ya da fikirlerin doğruluğunu tasdik ve sağlama anlamına gelir.

Çok zengin olan Türk atasözleri maalesef bugüne kadar inceleme ve tahlilleri yapılamamış, zenginliği ölçüsünde tam olarak ortaya konulamamıştır. Bu konuda çok büyük bir bakir alan bulunmakta ve ilmi çalışmaları hasretle beklemektedir. Bu çalışmalar gerçekleşir ve yoğunlaşırsa Türk gelenek ve görenekleri, Türk etnolojisi, Türk tarihi, milletimizin sosyal hayatı ile birlikte hayat felsefesi ve Türklüğün kaybolmakla karşı karşıya kalan medeniyet tarihi vesikalarla ortaya çıkmış olacaktır. Yetişen yeni nesil yavrularımız bunları öğrendikçe kendilerine güvenleri artacak, geleceğe daha bir güvenle ve sağlam yürüyeceklerdir.    Bu güne kadar bu konuda kalem oynatmış birkaç değerli insanımızı burada anmadan geçmek kıymet bilmemek anlamına gelir. 19. Yüzyılda bu konuda çalışma yapmış ve Durûb-ı Emsâli Osmanıye adıyla bir kitap yazarak ( Osmanlı Atasözleri) ni toplayan Sinasi’yi, Ahmet Vefik Paşa’yı, Ahmet Mithat Efendi’yi, Mustafa Nihat Özon’u Feridun Fazıl Tülbentçi’yi, Ömer Asım Aksoy’u ve Adnan Cahit Ötüken’i minnet ve saygıyla anıyor, bu konudaki çalışmalarından dolayı bir Türk aydını onlarak şükranlarımı sunuyorum.

Şüphesiz DÎVÂNÜ LUGÂTİ’T TÜRK atasözlerini toplayan bir kitap değildir. Bir Türkçe sözlüktür. Ancak içinde 290 civarında atasözü bulunmaktadır. Sözlükte yer alan bazı kelimelerin anlamı ve sözler içinde kullanılış şeklini daha iyi belirtmek için kelimenin içinde yer aldığı atasözleri kitaba alınmış ve bizim için paha biçilmez bir kültür hazinesi oluşturmuştur. O nedenle kültür tarihimizde atasözlerinin bir araya toplanmış ve Türk aydınına geçmişiyle ilgili ilk ciddi belgelere ulaşma imkânını sağlayan kitap olmuştur. Bundan öncede bazı metinlerde birkaç atasözüne rastlanılıyorsa da bu kitap bizim için bir ilki oluşturmaktadır. Biz yazımızın bu bölümünde kitap içinde yer alan ATASÖZLERİNDEN bazılarını o günkü Türkçemizin orijinal söylenişiyle birlikte sizlere aktarmaya çalışacağız. Ayrıca bu ATASÖZLERİNİN bazılarında anlamı değiştirmeyecek şekilde meydana gelmiş günümüzdeki değişik söyleniş biçimlerini de not etmeye gayret edeceğiz. Kitapta bu ATASÖZLERİNDEN bazılarının Arapçada kullanılış biçimi de yazılmıştır. Biz bunları dikkate almayacağız.

Etli tırngaqlı adırmas. Et tırnaktan ayrılmaz.

Adın kişi nengi nengsinmez. Başkaların malı mal sayılmaz.

Anuq utru tutsa yoqqa sanmas. Hazır olan öne konsa yok sayılmaz.

Bart kiçiğ bolsa angut bedük ür. Delik küçük olsa da tıpayı büyük vur.

Sartnig azuqı arıg bolsa yol üze yer. Tüccarın azığı temiz olsa yol üzerinde yer.

Küz keligi yazın belgürer. Sonbaharın (güz) gelişi yazdan bellidir.

Alımçı arslan, berimçi sıçgan. Alacaklı aslan, borçlu sıçan.

Boş nengke idi bolmas.  Serbes (başıboş) bırakılan bir şeyin sahibi olmaz.

Böri qoşnısın yemes. Kurt komşusunu yemez.

Buğday qutında sarqıç suwalur. Buğdayın lutfuyla karamuk da su bulur.

Evdeki buzagu öküz bolmas. Evdeki buzağı öküz olmaz.

Yadag atı çaruq kuçi azuq. Yayanın atı çarığı, gücü azığıdır.

Çaxşaq üze ot bollmas, çaqraq bile uwut bolmas. Taşlık dağda ot, kelde utanç olmaz.

Qalın qulan çuwgasız bolmas. Eşek sürüsü kılavuzsuz olmaz.

Ekki bugra egeşür otra kökegün yançılür. İki deve çarpışır, aralarında gök sinek ezilir.( Bugünkü şekli ise atlar tepişirken aralarında eşekler ezilir)

Quruq yıgaç eğilmes, qurmış kiriş tügülmes. Kuru ağaç egilmez, gerilmiş yay bağlanmaz.

Yılan kendü ergisin bilmes tewe boynın egri ter. Yılan kendi eğrisini bilmez, devenin boynuna eğri der (Bugünküşekli.  Gözündeki merteği görmez, başkasının gözündeki çapağı görür.)

Endik üme ewligni agırlar. Şaşkın konuk ev sahibini ağırlar.

Erdem başı til. Erdemin başı dildir. ( iyi konuşmayı bilen saygı görür)

Ermegüke bulıt yük bolür. Miskin kişiye bulutun gölgesi bile yüktür.

Beş erngek tüz ermes.  Beş parmak birbirine denk değildir,( Bugünkü şekli. Beş parmağın beşi de bir değildir)

Künde erüq yoq, beyde gıyıq yoq. Güneşte çatlak yok, beyde verdiği sözden dönme olmaz.

Eşiç ayur tüpüm altun, gamıç ayur men qanda men. Tencere der dibim altın, kepçe der ben nerdeyim? ( bugünkü şekli. Tencere dibin kara, seninki benden kara)

Alp erig yawrıtma, ıqılaç arqasın yargıma. Yiğit kişiye zarar verme, çevik atın sırtını yara yapma.

İm bilse er ölmes. İşareti (Parolayı) bilen adam öldürülmez.

İngen ıngrasa botu bozlar. Dişi deve inleyince yavru deve homurdanır.

İzlik bolsa er öldimes, içlik bolsa at yagrimas. Ayağında çarık varsa adam yalınayak gitmez, sırtında eyer kumaşı varsa atın sırtı yara olmaz.

Qaynar ögüz keçigsiz bolmas. Coşkun nehir geçitsiz olmaz.

Bir qarga bile kış kelmes. Bir kargayla kış gelmez. ( Bu günkü şekli. Bir çiçekle yaz gelmez)

Uygur yıgaç uzun kes temür gısga kes. Ey Uygur ağacı uzun kes, demiri kısa kes.

Kökke sudsa yüzke tüşür. Göğe doğru tükürsen, tükrük yüzüne düşer.

Tegirmende tugmış sıçgan kök kökreginge qorqmas. Değirmende doğan sıçan gök gürlemesinden korkmaz.

Közden yırasa köngülden yeme yırar. Âşıklar birbirinden uzaksa sevgileri de azalır. (Bu günkü şekli. Gözden uzak olan, gönülden de uzak olur.)

Yüzke körme, erdem tile.  Yüze bakma, erdeme ve terbiyeye  bak.

Alın arslan tutar, küçün kösgük tutmas. Hileyle aslan bile yakalanır, ama zor kullanılarak korkuluk bile yakalanamaz.

 Tewe yük kötürse gamıç yere kötrür. Deve yükü taşıyorsa, kaşığı da taşıyabilir.

Közegü uzun bolsa elig köymes.  Köseği( ateşi karıştırmakta kullanılan demir parçası) uzun olursa el yanmaz.

Kül ürginçe köz ürse yeg. Köze üflemek, küle üflemekten faydalıdır.

Küninig küline tegü yagı. Kuma küllerine kadar düşmandır.

Kim kür bolsa küwez bolür. Her kim yürekli ve sertse mağrur olur.

Tewe bedük erse mayagı bedük ermes. Deve büyüktür, pisliği küçüktür.

Birin birin ming bolur, tama tama köl bolür. Birer birer bin olur, damlaya damlaya göl olur.

Neçe munduz erse eş edgü, neçe egri erse yol edgü.  Ne kadar budala da olsa bir yoldaş iyidir. Ne kadar eğri de olsa bir yol iyidir.

Süsgen udqa Tengri müngüs bermez. Tos vuran öküze Tanrı boynuz vermez.

Oglaq yiliksiz, oglan biligsiz. Oğlakta (kemiklerinde= ilik olmaz, bebekte akıl olmaz.

Bütün ümlüg qança qolsa olturur. Donu sağlam olan nasıl isterse öyle oturur.

Saqaq biçer, saqal oxşar. Sakalı okşarken, çeneyi keser. ( Bu günkü şekli. El öperken ayak çiğner)

Otug odguç birle öçürmes. Ateş alevle söndürülmez.

Ögüngüçi üminda artatrur. Kendi kendini öven, donunu kirletir.

Öküz adagı bolgınça buzagu başı bolsa yeg. Öküz ayağı olmaktansa buzağı başı olmak yeğdir.

Qaz  kopsa ördek kölüg ellenür. Kaz uçup giderse, ördek gölü sahiplenir.

Tünle bulıt örtense ewlük urı keldürmişçe bolur, tangda bulıt örtense ewke yagı kirmişçe bolür. Bulutlar geceleyin kızıla dönerse bu kadının erkek bir çocuk doğuracağı anlamına gelir. Eğer bulutlar şafak vakti alev alevse bu baskın yapan düşman eve girdi demektir.

Qarga qazga ötgünse butı sınur. Karga kazla aşık atsa ayağı kırılır.

Qaçış bolsa qaya görmes. Korku ve dehşet söz konusu olduğunda insanlar dostlarını bile tanımazlar.

Qadaş temiş qaymaduq, qadın temiş qaymış. (Ona) hısım demişler önemsememiş, kayın demişler (Onları) dikkate almış.

Qalıng berse gız alır, kerek bolsa qız alır. Bir kişi başlık parası verirse gelini bakire bulur.

Qanıg qan birle yumas. Kan kanla yıkanmaz.

Arslan garisa sıçgan ütin kodezür. Aslan yaşlanırsa avlanmak için sıçan deliği gözler.

Öldeçi sıçkan müş taşaqın qaşır. Ölümü yaklaşan sıçan kedi taşağı kaşır. (Bu günkü şekli . Eeceli gelen it cami duvarına işer)

Quruq qaşuq agızqa yaramas, quruq söz qulaqqa yaqışmas. Kuru kaşık ağza yakışmaz, değersiz söz kulağa ulaşmaz.

Kiçigde katıqlansa ulgadu sewnur. Gençliğinde çalışan kimse, yaşlılığında mutlu olur.

Xan işi bolsa qatun işi qalır. Hakanın işi yaklaştıysa, hatunun işi ertelenir.

Qoş Qılıç qınqa sıgmas. İki kılıç kına sığmaz. (Bu günkü şekli iki karpuz bir koltuğa sığmaz)

Qız birle küreşme, qısraq birle yarışma. Bakireyle güreşme (Çünkü güçlüdür seni yere serer) genç kısrakla yarışma.(Yaşlı bir attan daha çevik ve coşkundur, seni geçer)

Öz köz ır qışlag. Bir adamın kendi gözleri, dağın güneş alan tarafındaki kışlak gibidir.

Qılnu bilse qızıl keder, yaranu bilse yaşıl keder. Bir kadın cilveli ve fingirdek olunacağını biliyorsa kızıl ipek giyer, alımlı ve cana yakın olunacağını biliyorsa yeşil ipek giyer.

Ekki qoçngar başı bir eşitçe bışmas. İki koç başı tek tencerede pişmez. ( Bu günkü şekli. Bir posta iki kişi oturmaz)

Qowı er qudugqa kirse yel alır. Talihsiz adam kuyuya girse bile rüzgar onu oradan çekip çıkarır. (Ziya Paşa bunu şu şekilde vecize haline çevirmiş. Bi baht olanın bağına bir katresi düşmez. Baran yerine dürü Güher yağsa semadan.  Yağmur yerine gökten inci yağsa bahtı olmayanın bağına bir tanesi düşmez)

Qalın qaz qılavuzsuz uçmaz. Kaz sürüsü kılavuzsuz uçmaz.

Saçratgudın qorqmuş quş qırk yıl ardı yıgaç üzre qonmas. Bir kez kapana yakalanan kuş kırk yıl çalı üzerine konmaz. ( Bu söz Peygamberin şu hadisine uygun düşer. Bir mümin kertenkelenin yatağında iki kez ısırılmaz)

Sawın sagraqqa tegir. Gözel sözle beylerin kadehine bile erişilir.

Barıq utra tutsa yuqqa sanmas. Konuğa var olan şey sunulursa misafirperverlik yerine getirilmiş olmaz. (Bu gün bu sözün tam tersi olarak şu söylenir. Konuk umduğunu deği bulduğunu yer.)

Tewe silkinse eşekke yük çıkar. Deve silkinse eşeğe yük çıkar.( Bu gün bunun yerine zengin silkinse fakire sermaye olur sözü kullanılmaktadır)

Bir tülki terisin ekile soymas. Bir tilkinin derisi iki kere yüzülmez.

Suw bermekse süt ber. Sana su vermeyene süt ver.

Tag tagqa qawuşmas, kişi kişike qawuşur. Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.

Tamu qapgın açar tawar. Rüşvet cehennemin kapısını bile açar.

Yazıdaqı süwlin  edergeli ewdeki taqagu ıçgınma. Kırdaki sülünü avlamaya gittiğinde evdeki tavuğu kaçırma. (Bu gün bu söz Pirince giderken evdeki bulgurdan olma şeklinde söylenilmektedir.)

Taygan yügrükin tilkü sewmes. Tilki hızlı koşan tazıyı sevmez.

Muş yaqrıqa tegişmes, Ayur kişi nengi yaraşmas.Kedi asılı yağa erişemezse “insanoğlunun yiyecekleri zaten bana yaramaz” der. (bu gün bu söz “Kedi erişemediği çiğere pis der” şeklinde söylenmektedir.

Tılın tergike tegir. Nazik konuşan (kişi) kurulu sofraya ulaşır.

Awçı neçe tew bilse adıg ança yol bilir. Avcı ne kadar hile bilirse, ayı da o kadar (Kaçış yolu) yol bilir.

Tigmeginçe önmes tilemeginçe bulmas.( Ağaç) dikilmedikçe büyümez, Ülküler aranmadıkça ( peşinden koşulmadıkça) bulunmaz (Ulaşılmaz)

Ewlig todgursa közi yolqa bolür. Ev sahibi misafirin karnını doyurunca konuğun gözü yolda olur.

Aç ewek, toq tölek. Aç (Yemek için) aceleci, tok sakin olur. (Bu gün bu söz yerine” aç doğrar (Çorbaya ekmek doğramak) tok yer”

El qalır törü qalmas. Ülke terk edilir, töre terk edilmez.

Yawlaq tillıg begde kerü yalngus tul yeg.  Kadının dul olması, ona sürekli söven bir kocası olmasından daha iyidir.

Arslan kökrese at adagı tuşanur. Aslan kükreyince atın bacakları kösteklenir.

 Qalın bulutug tüpi sürer qarangqu ışıng urunç açar. Kalın,karanlık bulutları ancak güçlü rüzgar sürüp götürür.

Tütüşmeginçe tüzülmes tüpürmeginçe açılmas. Kavga olmadan barış olmaz. Rüzgar esmeden gökyüzü berraklaşmaz.

Tüzün birle uruş, üstün birle tireşme. Yumuşak huylu kimselerle tartış, anlayışsız ve küstahlarla tartışma.

Yazıda böri ulısa ewde it bagrı tartışur. Ovada bozkurt ulusa, evde köpeğin ciğeri sızlar.

Ulugnı uluglasa gut bulur. Biri yaşlıya saygı gösterirse kut bulur.

Tagıg ugrugın egmes, tengizni qayguqın bögmes. Dağ kemenle eğilmez, denizin önü kayıkla eğilmez.

Alplar birle uruşma, begler birle turuşma. Yiğitlerle savaşma, beylere karşı durma.

Usuqmuşqa saqıg qamug suw körnür. Susamışlara bütün seraplar su görünür.

Yaqını uşaqlasa başqa çıkar. Düşmanını küçümsersen başına gelir.

Üme gelse qut kelir. Konuk gelse kut da gelir.( bu gün bu söz” konuk bereketiyle gelir” şeklinde söylenmektedir)

Yaş ot köymes, Yalawar ölmes. Yaş ot yanmaz, elçi öldürülmez.

Yalnguq oglı yoqadur etgü atı qalir. İnsanoğlu öünçe yiter gider. Hayırlı işler yapanın geride iyiadı kalır.( Bu söz Peygamberimizin ameli Salih hadisine çok uygun düşmektedir)

Barçın yamagı barçınqa, qars yamagı qarsqa. İpek yama ipeğe, yün yama yüne (daha uygundur). Bu söz Ziya paşanın “Nadanlar eder nadanla telezzüz. Divanelerin hemdemi divane gerektir vecizsiyle taçlanmıştır. (Kaba insanlar kabalarla sohbetten tat alır. Divaneler divanelerle sıkı sıkıya dost olmalıdır)

Ata tonı ogulqa yarasa atasın tilemes. Babanın giysileri oğla denk geldiğinde babasını istemez.

Yazın qatıqlansa qışın sewnür. Yazın sıkı çalışan kışın sevinir.

Ot tütünsüz bolmas Yigit yazuqsuz olmas. Dumansız ateş olmaz, yiğit günahsız olmaz.

Bilmiş yek bilmedük kişiden yeg.  Bildiğin şeytan bilmediğin adamdan hayırlıdır.

Aş tatgı tüz yogrin yemes. Yemeğe lezzeti tuz verir, tuz çanakta tek başına yenmez.

Yatnıg yaglıg tikusinden oznig qanlıg yudruq yeg. Yabancının yağlı lokmasından akrabanın kanlı yumruğu yeğdir.

Not: Bu yazı serisi önümüzdeki hafta sona erecektir. Bu son bölümde merakla beklenen Dünya haritası da yayınlanacaktır.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 3198 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim