• BIST 84.208
  • Altın 147,160
  • Dolar 3,7746
  • Euro 4,0581
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -2 °C

Kazanmak başarılı olmak değildir

Cevat Özsoy

Geçen hafta yazımızı, “kavga dönemi bitmiş, hizmet dönemi başlamıştır” temennisi ile bitirmiştik. Bazı okuyucularım bizim bu iyi niyet temennimize, pek ümitli olmadıkları gerekçesiyle, itiraz etseler de, Başbakan Davutoğlu’nunbenim rahat olmadığım gece 1 Kasım gecesi idi, zafer kazandım ama rahat değilim, çünkü seçimin getirdiği ağır sorumluluğum var” sözü, bizim bu temennimizi teyit etmektedir.

Esasında, bir seçimi kazanmak veya bir göreve gelmek sorumluluğu sırtlanmaktır. Hiç şüphesiz, bir ağırlığı sırtlamak sırtlananın belini büker. Eğer bir insan seçimi kazandım veya önemli bir göreve geldim diye sevinç çığlıkları atıyorsa, o insan sorumluluğu müdrik değildir veya makamını kişisel çıkar için merdiven olarak kullanmayı daha baştan kafaya koymuştur. Yoksa sorumluluk hissederek işe koyulmuşsa, bu yük artık hayatının dönüm noktası olduğunun bilincinde olur.

İslâm tarihinde yaşanmış bir olaya tanıklık eden Munzir B. Ubeyd anlatıyor: “Ömer B. Abdullah Cuma namazından sonra hilâfet makamına oturdu. Bir insanın iki vakit arasında bu kadar iki büklüm olacağına asla ihtimal vermezdim.  Onu aynı gün ikindi vakti neredeyse tanıyamayacaktım”.

Demek ki, sorumluluk insanın sırtında böylesine ağır bir yüktür. Bu sorumluluğu yüreğinde hissedenlere sevgili peygamberimiz şöyle bir uyarıda bulunuyor: “Her yöneticinin etrafında sorumluluğu paylaşan iki türlü yakın çevre vardır:  Birinci tür yakın çevre, önce hep iyiliği önerir ve onu hep yanlışlardan dolayı uyarırlar; ikinci tür çevre ise isabetsiz kararlarına sessiz kalarak (onun başarısızlığına) ve fesada yol açarlar”.

Allah’ın Rasûlünün bu öğüdünün her yöneticinin kulaklarına küpe olması lâzım ki başarıyı yakalayabilsin.

Eğer idareciler bu öğütleri dikkate almaz, yanlışta ısrar ederlerse, tıpkı 7 Haziran seçimlerinde olduğu gibi veya geçmişte bazı partilerimize yapıldığı gibi, seçmenin ikaz veya sillesi ile karşılaşmaları kaçınılmazdır.

Artık iktidar, 7 Haziran seçimlerini “yozlaşmaya son” olarak algılamalı, 1 Kasım seçimlerindeki kazancı da sorumluluğunun bir kat arttığı bilinci içinde olmalıdır.

Hızla gelişen dünyada yapılacak o kadar iş var ki, o kadar çok eksiğimiz var ki, bir dakikamızı bile boşa harcamak büyük vebaldir.

Dört sene gibi uzun bir zaman seçim olmayacağına göre, herkes işine odaklanmalı, gündelik işleri hakkıyla yerine getirmenin çabası içinde olmalı, siyasîler de her türlü sorun için kafa yorarak çözümler üretmelidir. Bolu’daki sivil toplum örgütleri de, “Bolu için ne yapabiliriz?” noktasında kendileri açısından projeler hazırlayıp ilgililere sunmalıdırlar. Hülasa, topyekûn seferberlik içinde olmalıyız.

Her şey gönlünüzce olsun

 

Bu yazı toplam 1708 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim