• BIST 98.305
  • Altın 143,791
  • Dolar 3,5718
  • Euro 3,9920
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C

KEM SÖZ SAHİBİNE

Hasan Dinç

Bu konuda çoktan beri yazmayı düşünüyordum. Gelişmeler öncelik kazandıkça konuyu hep erteledim. Ancak bu sefer ertelemenin doğru olmayacağını düşünerek yazmaya karar verdim. Sayın başbakanımıza önce baş sağlığı diliyorum. Anneyi kaybetmenin dayanılması ne denli zor bir acı olduğunu ben de biliyorum. Bundan tam 24 yıl önce bende annemi kaybettim. Acım hâlâ derin, yaram hâlâ tazedir. O günleri nasıl geçirdiğimin tarifi mümkün değildir. Yıllarca eksikliğini hissettiğim annemi rüyalarımda gördüğümde bile günlük yaşantılarımdaki mutluluğu kendim de dâhil çevrem hep hissetmiş, izahını beklemişlerdir. Bir insan ne kadar büyürse büyüsün annenin şefkatli ve koruyucu kanatlarına ihtiyaç duymaktadır. Sayın başbakanımızın da elbette acısı hem taze hem de büyüktür. Ona tekrar baş sağlığı diliyor, merhumeye Tanrı’dan rahmet niyaz ediyorum. Kabri nur mekânı cennet olsun.

Sayın Başbakanımızın çoğu kez yaptığı konuşmalar yaralayıcı ve kanatıcı olmaktadır. Bilhassa siyasi muhaliflerine ve muhalefet partilerinin genel başkanlarına karşı hazmı zor, incitici, küçültücü, hakaretten küfre kadar uzanan itham ve iftiralarla mukabele etmekte; uzlaşma kabul etmez konuşma üslûbunu tercih etmektedir. Karşıdan gelecek aynı tarzdaki cevaplarla siyasi havayı gerginleştirmektedir. Genel seçim sonuçlarının alındığı zamanlarda yaptığı balkon konuşmalarının toplumda meydana getirdiği olumlu dalgalanmalara bizzat şahit olmasına rağmen, kısa sürede bu olumlu havayı dağıtmak için fırsat kollamakta ve siyasal gerginlik yaratacak adımları atmaktan zerre geri durmamaktadır. Muhalif liderlere karşı yaptığı ölçüsüz konuşmalar dönüp dolaşıp kendisini vurmakta, toplumun vicdanı yaralanmakta, oluşan olumsuz siyasal gelişmelerin çevresindekilerin   girişimleri ve gayretleriyle bile onarılması mümkün olmamaktadır.

Dokuz yılı aşan başbakanlığı süresince bu tür lüzumsuz sataşma ve konuşmalara yüzlerce örnek göstermek mümkün ise de, yazının boyutu bunların hepsini burada yazmayı gerektirmemektedir. Ancak son bir iki tanesinin hatırlatılması meramın anlaşılmasına yetecektir. Anayasa referandumu sırasında MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin “Bunlar terörist başı ile görüşmeler yapıyorlar” diye iktidarı ve bilhassa başbakanı halka şikâyet ettiğinde, Sayın Başbakan cevap olarak bu söylenenlerin iftira ve yalan olduğunu ifade ile söyleyenleri “şerefsiz ve alçaklıkla” itham etmişti. Geçen zaman göstermiştir ki terörist başıyla sadece görüşülmemiş, aynı zamanda konu müzakere edilmiş ve görüşmelerin zapt altına alındığı anlaşılmıştır. Bu gün Sayın Devlet Bahçeli için söylediği “şerefsiz ve alçak” hakaretleri geri dönmüş kendisini yaralamaya başlamıştır. Yine muhalefet liderlerini güya küçümserken sık sık müracaat ettiği “bunlar üç-beş koyunu bile gütmekten acizler” söylemi, gerçekten hem halkımızı hem de demokratik sistem içinde partilerimizi derinden yaralamaktadır. Sanki devlet adamı olmak ve toplumu yönetmenin ön koşulu koyun gütmekmiş gibi. O zaman insana  “Sen kaç koyunu ne kadar güttün” diye sormazlar mı?

Son olarak 4 Ekim Salı günü MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli memleketi Osmaniye’de halka hitaben yaptığı bir konuşmada konuyu terörle mücadeleye ve meclisten geçirilmesi gereken tezkereye getirerek “Artık bölücü illetinden kurtulmamız gerekiyor. Bölücülere haddi bildirilmelidir. Ne ger ekiyorsa yapılmalıdır. İşte Gâvur dağından sesleniyorum. Sayın Recep Tayyip Erdoğan terörle mücadelede kararlı olduğu sürece Milliyetçi Hareket onun yanındadır. 17 Ekimde süresi dolacak olan tezkere Meclisten geçmelidir. Sınır ötesi harekât yapılmalı ve caniler inlerinde yok edilmelidir. Irak’ın kuzeyinden gelen terörist saldırıların bertaraf edilmesi için Türk Silahlı Kuvvetlerine izin verilmelidir. Çözümün ve çarenin tek adresi TBMM’dir. Sınır ötesi tezkere kabul edilmeli ve milletimizi selamete götürecek girişimler biran önce başlatılmalıdır. Kandilin fitne saçan ateşi söndürülmeli, Türk Milletinin kararlılığı gösterilmeli ve Kandil’e Türk bayrağı çekilmelidir” demiştir.  Bu sözler aslında milletimizin genelinin isteklerine tercüman olan ve kabul gören sözlerdir. Hatta konuşanı belli olmasa iktidar sözcülerine de fatura edilebilir. Terör ve tezkere konusunda iktidar partisine tam anlamıyla desteği ifade eden bu konuşma her nedense Sayın Başbakanı rahatsız etmiş ve izahı güç bir şekilde Sayın Devlet Bahçeli’yi “saçma konuşma” yapmakla itham etmiştir. Güney Afrika seyahatinden dönerken uçakta gazetecilerin Sayın Bahçeli’nin konuşmasıyla ilgili soruları üzerine “ İsterseniz ben bu soruya cevap vermeyeyim. Bu soruya zaten en güzel cevabı sınır ötesi operasyon yapan güvenlik güçlerimiz, askerlerimiz en güzel şekilde verdi. Biz şu anda gereken ne varsa, yapılması gereken neyse bunların hepsini yapıyoruz. Ben Sayın Bahçeli ile böyle bir sürecin içinde bu tür ufak dalaşların içersine, söz dalaşına, laf dalaşına girecek değilim.

Eğer yapacak bir şey varsa, bayrak dikmekle siz orada terörü durduramazsınız. Kandil senin sınırları içinde değil. Bayrağı dikmişsin terör mü bitecek? Böyle saçmalık olur mu? Bu soruları siz de sormayın, yazmayın. Bakın ne diyorum, söylesin. Onu söylemekle o durumunu ortaya koyuyor. Oraya o bayrağı diktiğinde ne olacak? Terör mü duracak? Şu anda ülkemizin her yerinde bayrağımız var. Terör duruyor mu? Böyle bir şey söz konusu değil” diyerek siyasette gerginlik yaratacak bir konuşmaya daha imza atmıştır.

Bu konuşmalar noktasına, virgülüne ve cümle bozukluklarına kadar aslına bağlı kalınarak yukarıya alınmıştır. Bir kere Türkçe öğretmeni olarak Sayın Başbakanın konuşmasını değerlendirmeye alırsam hiçbir yönden olumlu not vermem mümkün değildir. “Ben Sayın Bahçeli ile böyle bir sürecin içinde  bu tür ufak dalaşların içerisine girecek değilim” dedikten sonra Bahçeli’yi sözleriyle dalaması, kendisiyle tenakuz içinde olduğunu göstermektedir. Bir de söz dalaşına girseydi daha ne söyleyecekti ki. Söylenilmesi gerekenden çok fazlası zaten söylemiş, hatta “saçma konuşma” yapmakla itham bile etmiştir. Bu arada söz sıkıntısı içinde olduğunu gösterecek şekilde aynı anlama gelen “ söz dalaşı, laf dalaşı” ifadelerini aynı cümle içinde yan yana kullanma beceriksizliğini de göstermiştir. Bir cümle içinde aynı anlama gelen kelime ve kelime guruplarını yan yana getirmenin Türkçedeki adının “Laf salatası” olduğunu da Sayın başbakana çevresinden birilerinin mutlaka söylemesi gerekmektedir.

Bu arada Sayın başbakanı kızdıran Sayın Bahçeli’nin sözleri metinden anlaşıldığına göre “Kandil’in fitne saçan ateşi söndürülmelidir. Türk milletinin kararlılığı gösterilmeli ve Kandile Türk bayrağı çekilmelidir” sözleridir. Bu sözlere Sayın başbakan “Bayrak dikmekle siz orada terörü durduramazsınız. Kandil senin sınırların içinde değil. Bayrağı dikmişsin terör mü bitecek? Böyle saçmalık olur mu? Oraya bayrağı diktiğinde ne olacak? Terör mü duracak? Şu anda ülkemizin her yerinde bayrağımız var. Terör duruyor mu?” Diye sormakta ve Sayın Bahçeli’yi “Böyle saçmalık olur mu” diye kınamakta ve sözlerini hafife almaktadır.

Sayın başbakan dünya genelindeki ayrılıkçı terörle mücadelede gelinen son noktayı ya bilmiyor, ya da bildiklerini halkımızla paylaşmak istemiyor. Ayrılıkçı terörün karargâhı ele geçirilip mensuplarını etkisiz hale getirmedikçe, terörün sona ermesi söz konusu değildir. O nedenle Sayın Bahçeli’nin  “Kandile Türk bayrağı çekilmelidir” sözü “saçma konuşma” değil, terörle mücadeleyi başarıyla sona erdirebilmenin altın anahtarıdır. Geçtiğimiz son on günde İran’da yıllarca faaliyet gösteren ve PKK’nın oradaki kolunu oluşturan PEJAK’ı pes ettiren unsur, İran silahlı kuvvetlerinin çetin bir mücadeleden sonra PEJAK karargâhını zapt edip oraya İran bayrağını çekmesiyle mümkün olmuştur. Önümüzde böyle taze bir örnek varken “Bayrak çekmekle terör bitmez” sözü biraz havada kalmakta ve doğruyu yansıtmamaktadır.

Aynı konuşmada Sayın başbakan “Şu anda ülkemizin her yerinde bayrağımız var. Terör duruyor mu?” diye soruyor. Evet, ülkemizin her yerinde bayrağımız var ve de olmaya devam edecektir. Çünkü bayrak bir milletin egemenlik sembolüdür. Ama Sayın başbakana şunu hatırlatmak isterim ki, terörün en yoğun olduğu yerlerde bayrağımıza karşı azgın bir mücadele ve düşmanlık hisleri görülmekte, yakılıp yırtılmak için fırsat kollanılmaktadır. Bayrağımızın yerine de neyin çekildiğini bütün milletimiz bilmektedir. Yani terör egemenlik mücadelesini bayrağımıza karşı yapmakta, bayrağımızı indirdiği her yeri egemenliğini kabul ettirdiği bölge saymaktadır. Yani şu doğru orantı açıkça görülmektedir ki bayrağımızın çekildiği yerde terör yok, bir şekilde bayrağımızın indirildiği yerde terör var. Bu gerçeği Sayın başbakanın da bilmesi ve görmesi gerekmektedir.

Ayrıca Sayın başbakan “Kandil senin ülkenin sınırları içinde değil” diyerek bir yerde Kandilde karargâh kurmuş PKK’ya karşı elimiz, kolumuz bağlı hissi uyandırmakta ve Kandil’e gidilemeyeceğini ifadeye çalışmaktadır. Ülkemizin bütünlüğünü ve insanımızın can güvenliğini tehdit eden düşman ister ülke içinde olsun ister ülke dışında ORDUMUZUN HEDEFİDİR. Yoksa Biz büyük fedakârlıklarla bu büyük orduyu niçin besliyoruz. Sonra İran’ın bayrak çektiği PEJAK karargâhının bulunduğu Kandil İran sınırları içinde mi kalıyor? İran’ın yaptığını bizim yapamayacağımızın başbakan tarafından itirafı,  bölgenin en büyük askeri gücüne sahip bir devletin vatandaşı olarak bana büyük acı vermektedir.

Sayın başbakan, çok sevdiğini sandığım Fatih Sultan Mehmet diyor ki “ Yerinde söz söylemesini bilen özür dilemek zorunda kalmaz”. Bu konuda bir de atasözümüz var. “Duymak istemediğin sözü karşındakine söyleme”. MHP gurup başkan vekili Sayın Oktay Vural’ın “Asıl senin söylediğin saçmalık” sözünü duyunca, atalarımızın ne kadar da doğru söylediğinin bir kez daha tanığı olmanın mutluluğunu duydum.

11.10.2011  

  

 


Bu yazı toplam 1217 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim