• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 14 °C

KENAN EVREN VE MHP

Hasan Dinç

 

Bu haftaki yazım “SİYASİ PARTİLER VE ALEVİLER” başlığını taşıyordu. Bu ülkenin asırlarca itelenmiş ve ötekileştirilmiş bir toplumu olan Alevilerin sorunları ele alınmış, siyasi partilerin bu sorunlara yaklaşımı anlatılmaya çalışılmıştı. Ancak geçtiğimiz Cumartesi günü 12 Eylül 1980 hareketinin lideri olan KENAN EVREN’İN vefat haberi ajanslara düştü. O darbenin önemli tanıklarından ve zarar görmüşlerinden biri olarak KENAN EVREN’le ilgili düşüncelerimi sıcağı sıcağına okuyucularımla paylaşmak isteğim “SİYASİ PARTİLER VE ALEVİLER” başlıklı yazımı bir hafta sonraya ertelemeye sevk etmiştir. KENAN EVREN VE MHP başlıklı yazım ise 8 Mayıs 1981 tarihini taşımaktadır. Benim “GÜNLÜKTEN NOTLAR” adını verdiğim bir günce defterim var. 1965 yılından bu yana o defterime zaman, zaman yayınlayamadığım hatıralarımı yazarım. Bu yazı da o dönemin eseri olup üzerine 8 Mayıs 1981 tarihi düşülmüştür. Yani bu yazı 8 Mayıs 1981 tarihinde 12 Eylül darbesinden dokuz ay sonra kaleme alınmıştır. Önemine binaen bu yazının ölümü münasebetiyle KENAN EVREN’İ ve zamanını iyi anlamaya katkısının olacağını düşündüğüm için şimdi yayınlanmasını uygun gördüm.

8 Mayıs 1981. Saat 16.00

Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 nolu mahkeme savcısı Nurettin Soyer 29 Nisan 1981 Cuma günü bir açıklama yaparak uzun zamandan beri merakla beklenen konu hakkında kamuoyunun beklentilerini sona erdirdi. Sıkıyönetim savcısı Nurettin Soyer açıklamasında 219 MHP yöneticisi hakkında idam talebiyle mahkeme açılmasını istediğini, bunlardan başta MHP Genel Başkanı Sayın Alpaslan TÜRKEŞ ve 63 kişinin TÜRK CEZA KANUNUNUN 146/1 maddesine, diğer 156 kişinin de 149/2 maddesine göre yargılanması gerektiğine kanaat getirdiğini ifade etmiştir. Türk Ceza Kanununun 146/1 maddesi devleti korumak amaçlı bir madde olup “herhangi bir kişi ya da gurup Anayasayı cebren ilga’ya, ıskata teşebbüs ederse ve Anayasa ile teşekkül etmiş bulunan T.B.M.M’ni çalışamaz hale getirirse hakkında idam ile hükmolunur”

Türkiye uzun zamandan beri rahatsızdır, huzursuzdur. Türkiye’yi rahatsız ya da en hafif tabiriyle huzursuz edenler hakkında yaklaşık on beş seneden beri çeşitli şekillerde teşhisler ifade edilmektedir. Yine o zamandan beri CHP ve solundaki bütün guruplar Türkiye’de bir FAŞİZM’DEN ve FAŞİZM tehlikesinden bahsederek “Kahrolsun Faşizm” ya da “Faşizme karşı ulusal cephe” veya “Faşizme karşı müşterek mücadele” kampanyaları açmışlardı. Sıkıyönetim başsavcısı Nurettin Soyer’in MHP üst yöneticileri hakkında açtığı 219 idam istemli dava adı konmamış olsa da maddenin şümul ve tarifinden bu on yıllık isnat ve ithamların davası olduğu görülmektedir.

Mahkeme seyrinden ve sonuçlarından da daha iyi anlaşılacaktır ki bu itham ve isnatlar sadece Türkiye’yi karıştırmaya, insanını huzursuz kılmaya ve gerçek Türkiye düşmanlarının perdelenmesinden başka bir şeye yaramamıştır. Ancak, Türk siyasi hayatında yapıcı, olumlu ve uyanık etki ve rollerini gördüğümüz bir parti hakkında açılan bu davanın beraatla sonuçlanacak olsa dahi gelecekte millet hayatında silinmez derin menfi izleri görülecektir.

Bir kere bu partimizin hâkim rengi olan “TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ” fikri her zaman FAŞİZM olarak nitelenme ve suçlanma imkânını bulacak kendilerinin dışında kalan herkese “FAŞİST” diyenlere güzel bir fırsat doğacaktır. Bir milletin milliyetçiliği kendi mahkemelerinde yargılanarak suçlu fikirler ve inançlar kategorisine girecek ve yeni nesiller nezdinde şüpheyle karşılanan bir fikir ve inanç haline dönüştürülecektir. Böylece yeni nesiller milliyetçilik inancından uzaklaştırılmış olacaktır. Milliyetçilik hislerinin zayıflaması en sonunda Türkiye düşmanlarının lehine bir zeminin oluşmasına fırsat verecektir.

MHP ve yöneticileri 146/1 maddeden ve onun şümulünden yargılanabilir mi? Bu soruya evet demek yakın geçmişi iyi değerlendirenler için mümkün değildir. Bunun böyle olmadığını yukarıda söylediğimiz bütün mahsurlarına rağmen açılmış davanın sonundan da anlaşılacaktır. Yakın geçmişi takip edenler dedim. Evet, yakın geçmiş iyi değerlendirilirse MHP açısından şerefli görevlerin ifasıyla doludur. Bu görevlerin şerefini gölgelemek ya da milletin gözünden kaçırmak kimsenin hakkı değildir. MHP için T.B.M.M’ni çalıştırmamak, çalıştırılmamasına cebren teşebbüs etmek suçunu söylemek için CHP radyosundan başka hiçbir ses dalgasının gelmediği bir gezegenden gelmek gerekir. Millet Meclisinin siyasal inatlaşmalardan dolayı çalışamaz hale gelmesinden doğan mahzurları değerlendiren ve büyük siyasi fedakârlık yaparak CHP’den meclis başkanı seçtiren ve meclisin çalışmasını sağlayan hangi partidir sorusunu cevaplamak dahi yukarıdaki MHP’ye yöneltilen suçlamanın saçmalığını ortaya koyacaktır.

Yakın demokrasi mücadelesi içinde Türk Ceza Kanununun 146/1 maddesinden siyasi partilerimizin hepsi yargılanması gerekir dense ve sadece bir parti bu yargılamanın dışında kalacak olsa bu parti herhalde MHP olurdu. Nen yazık ki o maddeden yargılanan ilk partinin MHP olması düşündürücüdür. Gerçi mahkeme sonucu bütün iftira ve isnatların gerçek dışı olduğunu gösterecektir. Ama şu andaki durum devlet ve millet düşmanlarına büyük mutluluk yaşatmaktadır.

Haklılar sabırlı olmasını da öğrenmelidir.            

Bu yazı toplam 1607 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim