• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 1 °C

Kentlerin güvenliği

Mustafa Namdar

Sınırlarımızın güvenliğinden askerimiz, kentlerimizin güvenliğinden ise polisimiz sorumlu. Ulusca bu iki kurum en büyük güvencemiz. Bu kurumlarımızdan askerimize uluslar arası ilişkilerde yaşanacak olumsuzluklarda görev düşecek olmasına karşın polisimizin durumu farklı. Kentlerde yaşayan vatandaşlarımızın bir bölümünden jandarmamız sorumlu olsa da, değişik gruplardan oluşan kent merkezlerimizde huzurun sağlanmasından sorumlu olan polisimizdir.

Küreselleşen dünyada uzakların yakınlaşması, kendi alışkanlıklarımız dışında yaşam tarzını benimseyenlerin çok hızlı biçimde seyredilmiş olması, iletişim ağının, elektronik teknolojiyle olaylardan anında haberdar olanağını sağlaması, gelişen fen bilimleri sonucunda kimyasal etkileşimlerle, insanlığa zarar verebilen yeni buluşların ortaya konup uygulanır hale konması, bilim ve teknolojilerdeki gelişmeler dün-ya barışını düşünenlerin elinde insanlığın yararı için kullanıldığı gibi, niyetleri kötü olanlar için ölüm tuzağı olarak kullanılabiliyor.

Günümüz dünyasında kötü niyet sanki iyi düşünenlerin önünde koşuyor. Elektronik kullanıcılarda şifreler anında çözülebiliyor. Gasplar, soygunlar, vurup kırmalar, yaralayıp öldürmeler, tacizler tecavüzler bireysellikten çıkıp toplu yapılan planlamalar sonucunda eğitimli teröristler tarafından yürütüldüğü görülmekte. Suç işlemede böylesi bir araya gelerek örgütlenebilenlere karşı polisimizin işi o kadar da kolay değil.

Kendi güvenliğimizin sağlanması için polise ne kadar yardımcı olabiliyoruz düşünmek zorundayız.

Ahlaki kuralların alt üst olduğu bir dünyada iyi düşünce ve davranışların yerini fitne fesat almışsa, çalıp çırpma eylemleri ortalıkta kol geziyorsa namus kavramları seks cazibesine esir olarak yaş sınırı küçük yaşlara kadar inmiş toplum değerleri hiçe sayılarak pervasızca görüntüler sergilenebiliyorsa, gelir dağılımı denk olmayıp birileri pasta yerken birileri kuru ekmek bulamıyorsa, kimileri çalışmaktan hoşlanmayıp alın teri dökmeden parayla beş taş oynayabiliyorsa, toplumda asayişi sağlamak çok zor. Düşmanın kimlerden ve nasıl oluştuğu bilinmiyorsa kendimizi savunmamız mucizelere, tesadüflere kalıyor.

Kendimizi savunmaktan aciz kaldığımızda kapısını ilk çalacağımız polisin kapısı olacaktır. O kapı güven kapısıdır. O kapı sorun halinde ilk müdahaleyi yapmasını beklediğimiz kapıdır.

Peki kapısının önüne geldiğimiz polisimiz nasıl bir yetkiyle, nasıl bir araç gereçle donanımlıdır. Polislik mesleğine ait seçimi ve kondisyonu nasıldır? Yeni uyum yasalarına göre vatandaş olarak neyi ne kadar biliyoruz , bu konularda vatandaşlık görevimiz ne kadar yerine getirebiliyoruz? Oturup muhasebesini yapabildiğimizde şehit polislerimize göz yaşı dökmekten kurtulabileceğimize inanıyorum.

Sevgi, saygı ve güven derken adalet kantarına ait topun ayarı da çok iyi yapılmalı. Herkesin kendi göbeğini kesmeye kalkması, tedavisi mümkün olmayan sonuçları meydana getireceğine inanıyorum. Sevgi, saygı ve güven derken yönetimlerde ki başrol oyuncuları en iyi model olma görevlerini yapıyor olmaları gerekir. Çünkü döküm kalıba göre şekilleniyor. Kuş gördüğü yuvayı yapıyor.

Kuruluşunun 162. Yılında halkının huzuru için ter döken polisimizin gününü kutlarken görev anında şehit olanlara Allah’tan rahmet, gazilerimize şifa, ailelerine sabır diliyorum. Gününüz kutlu olsun. 

Bu yazı toplam 329 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim