• BIST 97.726
  • Altın 145,625
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 13 °C

KİM IRKÇI YA DA KAFATASÇI

Hasan Dinç

Bizim kültürümüzde “dokuz düşün bir söyle ”denir. Bu halk irfanının ne denli zengin olduğunun en güzel kanıtıdır. Ayrıca çok konuşanlara “Boş boğaz” veya “geveze” denir. “Söz gümüşse sükût altındır” bizim önemli atasözlerimizdendir ve güngörmüş yaşlılarımızın yeni kuşaklara hayat düsturudur. Yine halk kültürümüzün bir ürünü olan “Çok malda haram, çok sözde yalan vardır” sözü çok konuşmanın pek de makbul sayılmadığını göstermektedir. Bu ölçülere riayet etmeyip durmadan sallayanlar sonradan sözlerini düzeltmek ya da “yanlış anlaşıldım” veya “ben öyle demek istememiştim” gibi gevelemelerle hatalarını örtmeye çalıştıklarına çok tanık olmuşuzdur.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli özelliklerinden biri de her konuda çok konuşması ve fikir beyan etmesidir. Bilhassa muhaliflerine karşı acımasız ve filtresiz konuşmaları çok can yakıcı ve siyasi havayı geren özellikler taşımaktadır. Cumhuriyetimizin kurucularını ve bilhassa Atatürk’ü, onun bir millet ve vatan oluşturmak amacı taşıyan uygulamalarına karşı acımasız yakıştırmaları ise toplumda tahammül sınırlarını zorlamakta, önemli rahatsızlıklara sebep olmaktadır. toplumu germekte, ancak rejim karşıtlarına fırsat tanımaktadır. “Ayyaş, ırkçı, kafatasçı ve faşist” gibi kabul edilemez söylemler maksadı aşan ve bizim için asla tasvip edilemez nitelikteki sözler hepimizin hafızasına silinmez şekilde kazınmıştır. Kadim Anadolu’nun tarihin ilk dönemlerinden beri bir Türk yurdu olduğunu kanıtlamak için yapılan kazılardaki iskeletlerin kafataslarını ölçtürmesini ve Gençliğe hitabesindeki “Ey Türk gençliği! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözünden hareketle onun kafatasçı ve ırkçı olduğunu söyleyebilmekte, cumhuriyetin ilk yıllarındaki uygulamaları ise Faşizm olarak niteleyebilmektedir. “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü ilkellik kabul etmekte, devletimizin kısaltılmış tanımı “T.C.” yi ise devlet ve kamu binalarından kaldırılmasına göz yummaktadır. Atatürk’ün özenle meydana getirdiği milli birliği 36 etnik parçaya ayırmakta, milleti parçalara ayırmaktan adeta zevk almaktadır. Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ı,Boşnak’ı diye başlayıp ancak millet düşmanlarının yaptığı tasnifi sosyolojik bir gerçek gibi takdim etmesinin zihni arka planını anlamakta insanlarımız zorlanmaktadır.

 Sayın Cumhurbaşkanının önemli özelliklerinden biri de söylediklerinde İslâm’ı referans olarak göstermesidir. Bilhassa millet, milliyet ve milliyetçilik konusundaki düşüncelerini ifade ederken ve “Milliyetçiliği ayaklarımın altına aldım” derken İslâmi inanç ve itikadını gözeterek ifade ettiğini söylemektedir. Yani Atatürk’ün uygulamalarını İslâm karşıtı göstermek ve onun yaptıklarını “Dine mugayir işler” olarak damgalamak ve halkın gözünde değersizleştirip sarsmak ve yıkmak istemektedir. Sayın Cumhurbaşkanının bunun kadar öne çıkan özelliklerinden biri de söylediklerinden kısa süre sonra sarfı nazar edip tam aksi yönde konuşması ve kanatlarını değiştirip halka yeniden anlatabilmesidir.

Atatürk’ün “Damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözünden hareketle onu ırkçılıkla suçlayıp, onun oluşturduğu “Türk milliyetçiliği” fikrini sosyolojik gerçeklerden uzak bir anlayışla “ırkçılık” olarak nitelendirdikten sonra o anlayıştan medet ummak da asgari düzeyde “fikri ahlâk” meselesidir.

Alman Parlamentosunun 1915 olayları dolayısıyla aldığı ve milletimizi gönülden yaralayan “Ermeni soy kırımı” kararını ve bu kararın alınmasında öncülük yapan Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir’i hedef alan konuşmasında sayın cumhurbaşkanı şimdiye kadar ki kanaatlarıylayla tam bir tezat teşkil edecek düşünceler serdetmiş ve Atatürk’ü sollayarak daha ileri değerlendirmelerde bulunmuştur. 05.06.2016 Pazar günü İstanbul Zaim Üniversitesi 2015/2016 Akademik yılı mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada “ Şimdi oradan çıkıyor bir ukala bir şey hazırlıyor. Alman Parlamentosuna sunuyor. Neymiş? Birileri diyor ki, güya Türk…Ne Türk’ü be? Bunların kanlarının laboratuar testinden geçmesi lâzım. Onun kanının öyle olması, böyle olması bizi ilgilendirmiyor. Bunları bir üst akıl idare ediyor. Ama nasıl idare ediyor? Bu önemli” diyor.

Söyledikleri ve hakaret içeren “kanı bozuk” ve “sütü bozuk” tabirlerini bir yana bırakırsak, kanlarının laboratuarda test edilmesini istemek günümüzde ırkçılığın tam ve kâmil anlamıyla karşılığıdır. Bir insanın etnik ve milli aidiyetini laboratuar testine bağlamak günümüz sosyolojik gerçekleriyle bağdaşmaz. Cem Özdemir’e hakaret babında söylediklerine aynen katılıyorum. Hatta daha fazlasını hak ettiğine de inanıyorum. Ancak Etnik ve milli aidiyetine dair laboratuardaki kan testine katılmam mümkün değildir. Cem Özdemir’in Türklükle bir bağının olmadığını laboratuar raporundan ziyade yaptığı iş ele vermektedir. Milletini haksız yere katliam ve soy kırımla suçlayabilen bir kişi o milletten olmadığını, kan raporu neyi ifade ederse etsin o milletten istifa ederek ayrıldığını göstermektedir.

Sayın Cumhurbaşkanı Atatürk’ü yaptıklarından dolayı ırkçılık ve kafatasçılıkla itham ederken, kendi söylemleriyle Atatürk’ü fersah, fersah geride bıraktığının farkında mıdır? Söylediklerinin imani, itikadi ve İslâm’i realiteye ne kadar uygun olup olmadığını birilerine sorup öğrenme zahmetinde bulunacak mıdır? Başkalarını yaptıklarından dolayı ayıplayıp karalamak kolay olsa da, ayıp saydığı amel ve işleri kendisine mübah görmek ne kadar doğrudur. Kararı kamu vicdanı verecektir.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1139 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim