• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 26 °C

Kimlik arayışı

Mustafa Namdar

Cumhuriyeti kuranların çok zor olan koşullarda sağladığı birlik beraberliği kaybedip, birbirimize tetik çeker olduk. Oysa ne güzel söylemiş Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Ne mutlu Türküm diyene.”

Kökeni nereden gelirse gelsin, kurulan cumhuriyetin her yapı taşını birbirine bağlayan, harcında kanıyla, canıyla, emeğiyle, alın teriyle, gücüyle, düşüncesiyle katkısı olan herkes bu ulusun Türk kimliğinde yerini almıştır. Türklük şuuru içinde herkes, ulusun bireyi olmaktan mutlu olmalıdır düşüncesi ne güzel bir düşünce.

Ne oldu da bulandı düşünceler? Ne oldu da gürül gürül akan suyun kaynağı bulandırıldı? Kimler çomak soktu bu kaynağın göletine de, çamur deryasına döndü? Belki eğitimde bir şeyleri ıskaladık. Belki bölgeler arası gelişmede dengeyi sağlayamadık. Doğudan batıya geçişlerde bariyerler koyduk da, geçişleri mi zorladık? Devlet kademelerinde alınacak görevlerde kimlik esasına göre değerlendirmeler mi yaptık? Neden birbirimize olan güveni yitirdik de bakışlarımızdan gıcık olmaya başladık?

Bu nedenlerin sebebi belki de başında milli ifadesi olan eğitim-öğretimde, gerçek anlamda olması gereken bağlılık tohumlarını genç beyinlere saçamadık.

Eğer bölgeler arasında farklılıklar olan çocuklarımızı bölgelerde kuracağımız öğretmeni, araç gereci, memuru, hizmetlisi, atölyesi, laboratuarıyla tam teşekküllü eğitim yuvalarında, yatılı bölge okullarında eğitebilseydik, yine de bu ayrımcılık, bu kimlik arayışındaki kanlı senaryolara tanık olur muyduk? Vatan sevgisi, bayrak sevgisi, yurttaşlık bilinci, kalkınmışlık hırsı ile çalışma azmine ait aynı değerdeki tohumlarla düşünceler şekillenseydi, belki de şu gördüğümüz kin tohumları yeşermek için uygun ortamları bulamayacak, ekildiği yerde çürüyüp yok olacaktı.

Nerede hata yaptığımızı hep yönetenlerde aramak yerine, biraz da çalışanlar olarak biz ne yaptık, bu ülkenin şarkı garbı, doğusu batısı için yanıtını verebilmekte aramalıyız. Doğulusu gözünü açtığı topraklara ihanet edip batıya kaçmış, kurmuş işini. Batılı şark hizmeti demiş, aydınlığın ışığını kör kandille bile saçmaktan kaçar olmuş.

Sevginin, birlikteliğin, dayanışmanın arasına sokmuşuz buz dağlarını gönülleri soğutmuş, elleri birbirinden uzaklaştırmışız. Şimdi ne oldu bize diye sorgulama hakkımız var mı?

Kahpe dünya, kahpe felekle iş birliğinde dünya çarkını döndürüyor. Çark, menfaat üzerine buluşuyor dişlilerle. Sıcak savaş, soğuk savaş Ortadoğu’da kaynayan kazanın başına üşüşenler kazanın altına atıyorlar odunu. Alev alev yükseliyor kimlik arayışının sıcaklığı. Alazı yakıyor tuzağa düşenlerin ihanetiyle beslenen ateşte mazlumların yüreğini. Şehitler ölmez demek yetmiyor.

Çalışmak, çalışıp üretmek gerek. Kimseye göbekten bağlanmadan, kimseye el açmadan, kendi kendimize yetip, kendi ayaklarımızın üzerinde durmamız gerekiyor. Aşımızı, işimizi bol edip ekonomik gücümüzle kendimize olan güvenimizi kazanmamız gerekiyor.

Onun için de yöneteni yönetileni, kendimizle barışık olmamız lazım. Güven ve sevgiyi kavga ortamlarında yakalamak çok zor...

15.10.2008

Bu yazı toplam 336 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim