• BIST 90.040
  • Altın 146,366
  • Dolar 3,6184
  • Euro 3,9314
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 12 °C

Kirpi Namık

Mustafa Nuri Gürsoy

Termometrelerin, Cahit Sıtkı'nın o meşhur şiirine saygı durduğu bir günde, Küçük Kumla'da deniz kampındayım.

Çadırlarda kaldığımız harika bir kamp hayatı, kamp ateşleri, şarkılar, yakamozlar, sorunsuz arkadaşlıklar, sıcak yaz günlerine dostlukla eşlik etmekte.

Yüzme dersinden sonra öğle uykusu için mola verilmiş, müthiş bir sıcak altında çadırlarımızda yorgunluk ve sıcak bitkinliği ikileminde uyumaya çalışıyoruz.

Birden yan çadırdan bir arkadaş “ya bu benim kaderim mi? niye hep beni buluyor” feryat figan dövünüyor, sövüyor, söyleniyor.

Üzücü bir haber ile irkileceğimizi, sesinin ağlamaklı tonundan tahmin ettiğim, boşunaymış.

…… sineği, başka konacak adam mı yok.!

Yediğimiz karpuz kabuklarının eseri olan bu kara sinek taarruzlarına genellikle uyku vakitlerinde yakalanırdık.

Biz o sıcakta ve yorgunlukta sinekleri elimizle kovmaya, kalan zaman içinde de uyumaya çalışırken; arkadaşımız olaya fena takılmış olmalıydı.

Sineğin ikide bir kendisine konmasına ve galiba, minik kanatlının cüssesine rağmen, illa da burun bölgesine pike dalışlarına höykürüyordu.

Her olayı ve esprileri bile çok fazla ciddiye alan, her olaydan bir kıl çıkaran, nem kapan, ürkek, yalnızlığı seven, izci ateşi sohbetlerine rağbet etmeyen, küsmesi meşhur, alıngan, saldırgan bir kimlikti Kirpi Namık.

Ön ismini, saçlarına ve huyuna borçlu olan bu arkadaşımla, Kdz.Ereğli'de büyük bir tesadüf eseri karşılaşıverdik geçtiğimiz günlerde.

O kadar içten samimi ve kendisiyle barışık bir insan oluvermiş ki, inanılır gibi değil. Çocukları ile birlikte bir kahvede hem çay içtik, hem de okul yıllarından konuştuk.

Diken görünümlü saçları ağarmış, yüz çizgileri belirginleşmiş, kilo almış ve bir de gözlük takmıştı bizim Kirpi Namık.

Onu bu haliyle pozitif, cana yakın ve yüreği sevgi dolu görünce kirpilerin hikayesini anımsadım tebessümle.

Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş, büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren kirpilermiş.

Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var. Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamışlar.

Tartışa, konuşa ve nihayet gece olunca, tüm kirpilerin bir araya toplanmasına, birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş. Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava akımını önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.

İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler. Ama başka bir problem çıkmış ortaya. Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş.

Daha sonraki gecelerde yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu sefer de donmalar meydana gelmiş.

Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın, ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.

Demem o ki; biz insanların da uzun ve can yakıcı dikenlerimiz var. Belki de hayata karşı duruş tarzımız, filtrelerimizdir bunlar. Bazen faydalı, belki de zararlı alışkanlıklarımız oluverirler bir anda.

Kimseleri yanımıza yaklaştırmıyoruz çoğu zaman. Benim dikenlerim batmasın ya da onların dikenleri değmesini düşünerek. İşte sırf bu yüzden yalnızlığı seçtiğimiz de olmuyor değil.!

Filtrelerimiz ön elemeyi yapmadan özel dünyamıza, yaşam alanlarımıza, kimseleri sokmuyor.

Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün.

Üşümemek ve düşmemek için yakınlaşmayı öğrenmeliyiz.

Ülkem üşüyor, gün aşırı en sevdiklerimiz düşüyor.

Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk anlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı bilmeliyiz.

Kirpiler gibi..

Kirpi Namık,

Kesinlikle kirpilerle konuşmuş, ya da soğuk bir gecenin ayazında onları izlemiş olmalı.

Bundan eminim.

Sevinç ve sağlıklar.

17.08.2009

Bu yazı toplam 489 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim