• BIST 107.041
  • Altın 143,619
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Bolu 22 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 24 °C

Kirpiklerde tutsak edilemeyen gözyaşları -2

Mustafa Namdar

Perde açılıyor ve sahnede siyahlar içinde Atatürk gençliğinin temsilcisi Ezgi Kuru. “Mustafam, Mustafa Kemal'im! Ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar” diye sıralıyor dizeleri ard arda.

    “Vatan bir bütündür. Gençlik sahip çıkacak. Mustafam, Mustafa Kemalim bıraktığın eseri yaşatacağız” diye özetler gibiydi günün anlamını. Yürekten okuyordu Mustafa Kemal şiirini. Tok bir ses yankılanıyordu salonda sessizliği delercesine Mustafam, Mustafa Kemalim...

    Osmanlıdan çıkmışlardı yola. İşin özünü özetliyordu anlamlı sözlerle. Kıvılcımın aleve dönüşümü, Çanakkale'de yaşanan sıcak savaş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulmasıyla biten mutlu sonda sergilediler Atatürk'ün büyüklüğünü, Mehmetçiğin akılları durduran kahramanlığını. Gerektiğinde her tür zor koşullara göğüs germenin direncini göstererek özgürlüğün anlamını anlattılar. Gerektiğinde aman diyene kılıç kalkmayacağını gösterip düşmanın yarasını sarmanın erdemini gösterdiler anlamlı gösterileriyle.

    “Cayır cayır yanar içimiz. Üstümüze düşmüş düşman. Savaş demişler koşmuşuz, vatan demişler seve seve can vermişiz. Haykır ey halk! Diril haykır! Ancak haykırmakla bulursun kaybettiğini” diyerek vücut diliyle anlatıyorlardı Çanakkale'de olanları, Anadolu'da yaşananları.

    Anadolu'da öbek öbek oluşan ocaklarda analar haykırıyordu. “Namusumuz iki paralık! Yaşamak mı bu? Sütüm helal olsun, var yolun açık olsun.” Bileğin, yüreğin güçlü olsun diyor yaşlı baba. Gözyaşlarını yüreğine akıtan kadın da eğer bahçemize gidemeyeceksem! Eğer yetiştirdiklerimizi yiyemeyeceksen git Mehmedim git diyordu. “Geliyorum Çanakkale geliyorum” diye haykırıyordu Mehmed. “Doğacak çocuğumun adı Zafer olacak” diyordu müjdelercesine.

    Kışlalar doldu bugün. Doldu boşaldı bugün...

    “Çanakkale'ye bizi neye gönderdiler ha, neden gönderdiler? diye soran düşman askerine arkadaşı cevap veriyordu” herhalde öldürecek başka yer bulamadıkları için...

    Ve 19 Mayıs 1919 uyan Anadolu diyerek çıkılan yol. Dağ başını duman almış diyerek yürünen 26 Ağustos sabahında şafakla beraber doğan Cumhuriyet...

    Özenle hazırlanan bir sunum. Keyifle izlenen bir gösteri, görev alan herkesi kutluyorum.

    Belediye Yeni Nikah Salonu’nda Müftümüz Sn. Ahmet Okutan'ın da Çanakkale şehitlerini anma konferansı vardı. Yoğun bir gün, hızlı bir trafik. Kültür Müdürlüğü'nde yapılan anma töreninde salon alışılmışın dışında doluydu. Nikah salonu da öyle. Bir fark vardı. Yukarıda bürokratlar, resmi kimlikler ve öğrenciler aşağıda, köylü, kentli halk oluşturuyordu kalabalığı.

    İnanç ve müsbet ilim birlikteliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ni hangi güçle bu günlere gelindiğini anlatılıyordu nikah salonunda.

    -Ülkenin bağımsızlık ve özgürlük içinde devamlılığı şehitleri anlamakla mümkün olur. Öldürülebilir ama mağlup edilemez denen bir milletin öyküsüdür Çanakkale.

    -Hıristiyan dünyasının uykusunu Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u alıp Ayasofya'daki çan sesini kesmekle kaçırmıştır.

    -Türk çocuğunun kendisini tanıması için ecdadını tanıması gerek. Elin adamı tarihini çöpe atmamış. Japon milleti çocuğunu Hiroşimo ile çelikleyip beynini yıkıyor. Bize de Çanakkalemizin olduğunu anlatıyor. Ne acı!

    -Mehmetçik Muhammed'in kısaltılmış adıdır. Bilinmesi gereken, Türk Milleti çok şehit vermiştir. Ama imanını asla kaybetmemiştir.

    -Çanakkale Türk çocuğuna mücadele etmenin örneği olmalıdır. Vatan uğruna ölenlere ölü denilmemesini Kur'an söylüyor.

    -Vatan olmadan sevgi de olmaz vatan da. Şehidi olan toplumların vatanı olur diyerek İslamın özünde iyi ahlak vardır. Ahlaklı olmak ibadetin önünde gelir. Çocuklarımıza helal lokma yedirin, onları iyi ahlaklı yetiştirin diyordu Sn. Okutan.

    Keşke aşağıda yukarıda anlatılanları aynı kalabalıklar birlikte dinleyebilselerdi.

24.03.2006

Bu yazı toplam 321 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim