• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 0 °C

KIRSAL PEYZAJDA BAZI GÖRSEL BEKLENTİLER…

Suat Tosun

 

Kentsel yaşamda kış mevsiminin değişken baskısı iyice üzerimize çöktü. Bu baskıdan kısa bir an olsun, hayal dünyasın da kalarak kendimizi kurtaralım istedim.

“Söz uçar, yazı kalır “ifadesi misali dağarcığımdakileri sizlerle paylaşmayı arzuladım.

Bolu Şehir merkezinden on beş dakikada erişilebilen Köroğlu Dağlarına doğru hayali bir turla yola çıkıyoruz.

Berrak, sissiz bir havada Karacasu’ya gelmeden karşımızdaki dağlara baktığımızda; birkaç yüzyıl öncesi göknar ve kayın karışık ormanlarından yalnızca göknarın ev sahibi olarak kaldığını, oysa yeşil renkte bir ton farkı yaratan kayın ağaçlarının görüntüsünün eskiden çok daha estetik görsellik yaratmış olabileceğini düşünüyor, iç geçiriyoruz.

Karacasu yamaçlarındaki meşe baltalıklarını geçtikten sonra, ökse otlu, bozuk gövdeli ve kısa boylu göknar ormanlarına ulaşıyoruz. Bolu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından bu ormanlarda yaklaşık on yıldır “dönüştürme” uygulaması yapılmaktadır. Daha yüksek ortamlara uyumlu göknar türü alçak rakımlara işgalci bir tür olarak yerleşse de kabuk böceklerine, ökse otlarına karşı hassasiyetinin fazla oluşu bozuk orman yapısına sebep olmaktadır. Dönüştürmeyle göknar yerine kayın, karaçam, sarıçam kiraz, üvez vd, türlerin fidanları dikilmektedir. Ancak bu planlamalar yüzyıla sığmayacak bir zamana yayılmış, bir ormancılık projesi olarak yürütülmektedir. Bu dönüştürme projesi, yalnızca Gölcük Tabiat Parkı altındaki göknar ormanları kapsamakta diğer göknar ağırlıklı ormanlarda farklı planlamalar yapılmaktadır.

DURAK 1-Gölcük Tabiat Parkındayız. Gölette Bolu Belediye Başkanlığınca yerleştirilen nilüfer çeşitlerini kapsayan koleksiyonla karşılaşıyoruz. Esasen daha eski zamanlarda da gölde yetiştirmek için bırakılan sarıçiçekli nilüferlere eklemeler yapılarak göldeki miktarının artırılması isteniyor. Bu çalışma sucul flora uzmanlarını ilgilendirecek hassas bir konudur. Umarız başarılı bir uygulama olur.

Benim aklıma takılan, şimdilerde Gölcük Göleti yakın çevresindeki floranın A.İ.B.Ü. Akademisyenlerinin de tesbitinde gözükmemiş, bir soğanlı bitki türü olan Göl soğanı(Leucojum aestivum L.) nın bulunmayışı.

Oysa büyük bir olasılıkla, 1960’lı yıllarda bataklık görünümündeki bu su birikintisinde göl soğanı bulunmaktaydı.1962 yılından sonra inşa edilen göletin sonraki yıllarda taşkınla Karacasu’ ya dek sel oluşturması, soğanlı bu yumruların aşağılara taşınmasına yol açmış olabilir. Nitekim göletten 400-500m.aşağılarda, Alabalık tesisinin hemen altındaki düzlük çayırın bataklık ve çalılık kısmında bir grup göl soğanı varlığı gizlenmiş durumda. Nisan –mayıs aylarında “Kardelen” çiçeğini anımsatır zarif beyazlıkta çiçeklerini insanların gözlerinden saklamakta. Göl soğanlarının Adapazarı –Karasu’da sulak alanlarda doğal yayılışı bulunmaktadır. Galanthamin adlı alkoloid içerdiğinden dolayı tıbbi bitkiler kapsamında ve korunması gereken floradandır. Yalovalı çiçekçiler tarafından yapay olarak fidanlıkta üretilen göl soğanlarının, özellikle Bulgaristan’a ilaç yapımı için soğanları ihraç edilmektedir. Düzce Orman Fakültesinden Sayın Prof.Dr. Emrah Çiçek Hocamızın beyanlarına göre, ülkemizde de göl soğanından alkoloid üretimi üzerine bazı girişimlerin başladığı gayet sevindirici bir haber. Bu duraktan ayrılmadan özetle: Göl soğanını Gölcük Tabiat Parkındaki doğal ortamına kazandırılması temennimizdir. Soğanları ise Yalova’dan sağlanabilinir.

DURAK 2-  Yolumuza Bolu-Seben Karayolu güzergâhında göknar, sarıçam ormanlarını ve yaylaları temaşa ede ede mazisi çok yeni Seben-Taşlıyayla Göletine ulaşıyoruz. Bakışlarımızı gölden yukarı kaldırıp etrafa yöneltiyoruz. Yıldan yıla betonlaşan yaylalar ve arkasında saf sarıçam ormanları,  sanki tabloda bazı eksiklikler var…

Seben Göletinin çevre düzenlemesi bu yıllarda gündeme gelecek konulardan. Muhtemel, ihaleyle müteahhit firmalara fidan dikimleri ve peyzaj düzenlemesi yaptırılacak.

Bu düzenlemelerde özellikle iki ağaç türünü yeterince kullanılması naçizane önerim olacak. Bunlar, yabani kiraz(Prunus avium) ve titrek kavak (Populus tremula) .

Geçmiş birkaç yıl öncesi sonbahar da Kozyaka Köyü yaylasına yakın mesafelerde görüntüsü karmen kırmızısı renkleriyle dikkatimi çekerek yanına gidip seyrettiğim yabani kiraz ağaçlarını, göl-yayla evleri çevresinde görme arzusu beni hayli zorlamakta. Yaza doğru beyaz-kırmızımsı açan çiçekleri, sonbaharda kızaran yapraklarıyla yabani kirazlar, sarıdan kırmızıya çalan renk tonlarıyla titrek kavaklar, sonbahar mevsiminde göz alıcıdır. Kökeni Latinceden gelen   “pastoral” yani kır ve köy hayatı, çoban ve sürülerini hatırlatan güzellikleri çağrıştıran yaşam çeşnilerini bize aksettirecektir.

Yabani kiraz fidanını Bursa ve Düzce Tarım fidanlıklarından, titrek kavak fidanını  ise yabanıl fidan olarak yöre ormanlarından Orman Bölge Müdürlüğünden izin alınmak koşuluyla sağlamak olasıdır.

DURAK 3- Seben Gölünden Seben istikametine doğru yol alıyoruz.2-3 km sonra yolun sağında ve solunda orman açıklıklarına yerleşmiş tıbbi ve aromatik bitkilerden alıç ağaççıklarıyla karşılaşıyoruz. Yaklaşık 25 yıl öncesi İ.Ü.Eczacılık Fakültesi’nden bir asistanı doktora için alıç ağaçlarını göstermeye ve örnekler toplamağa getirdiğimi anımsıyorum. Çiçeğinden meyvesine, sirkesine kadar artık bir kıymet olan bu ağaçlar için, Seben Orman İşletmesinin bu alanı daha da geliştirip ıslah çalışmalarına girdiğini öğrenerek sevincimiz artıyor.

DURAK 4-  Seben’e doğru yol alırken sarıçam ormanları, alçaldıkça yerini karaçam ormanına bırakıyor. Bir müddet sonra ise karaçam ormanı da sona eriyor. Artık iniş başlıyor. İşte inişe geçmeden yolun 1-2 km kenar boyunca, sayıları epeyce olan iri gövdeli karaçam ağaçları dikkatimizi çekiyor. Arabadan inmeden görülebilen ilerde her biri anıt ağaç olabilecek karaçamların görselliği ayrı bir çekim objesi.

Orman işletmesince, bu yaşlı karaçamların üretimden alıkonulması yönünde planlamayı yönlendirmeleri, korunmalarını sağlamaları gerekiyor. Doğal ölümlerine kadar ve yakın geleceğe miras olarak bırakılmalarına gayret gösterileceğine olan inancımız bizleri mutlu ediyor.

Seben’e inişe geçmeden içinden geçip geldiğimiz ormanların kaybolduğu bu sınırda bıçakla kesilmiş gibi bir çıplak Anadolu topoğrafyası bizi yeniden şaşırtmaya devam ediyor.

Bir müddet indikten sonra bilmeyenlerin meşe ağacı zannettikleri Türk Fındığı (Corylus colurna) meşçeresini izlemek ve yeni heyecanlar duyulması cabası…

Bu yazımızı internet gazetesinden izleyenler, sırayla konan fotoğrafları da beyinlerinin ayrı bir köşesine yerleştirirseler, sanırım bu hayal turundan daha bir zevk alacaklardır.

 

Sağlıcakla, umutlarla dolu olarak, hoşçakalınız…

14.02.2014

Bu yazı toplam 2426 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim