ankara escort ankara escort bodrum escort ankara escort ankara escort ankara escort porno izle kayseri escort

  • BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 3 °C

KISA KISA

Hasan Dinç

ANALAR AĞLAMASIN

Önce KÜRT AÇILIMI diye takdim edilen, sonra terim toplumda yadırganınca adı DEMOKRASİ AÇILIMI'na dönüştürülen AKP girişiminin en önemli gerekçesi “Analar ağlamasın” idi. Bu açılım politikalarına karşı çıkanları “Anaların gözyaşının dinmesini istemeyenler” olarak topluma takdim ediyorlar, bu suçlamalarla onların konuşmalarını engellemeye çalışıyorlardı. Son zamanlarda televizyon ekranları evlat acısıyla kendini paralayan analarla, ağlayan ve acısını gizleyemeyen babalarla, tabutlara sarılan eş ve çocuklarla, evleneceği günü dört gözle beklerken sözlüsünün tabutuyla karşılaşıp kendini helâk edercesine yerden yere vuran genç kızlarla ve yaklaşan tehlikeyi hissedip, sorumluları uyarmak için cenaze törenlerine iştirak ederek “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye duygularını ifade eden onbinlerin haykırışlarıyla dolu görünmektedir. Bu görüntüler ülkenin nereye götürüldüğünün açık ifadesi olmasına rağmen, gözlerini iktidar hırsı bürümüş bazılarının hâlâ uyanamamasını büyük bir teessürle karşılıyorum. Ülkeyi geçmiş iktidardan sıfır terörle teslim aldıktan sonra açılım adına terörü hortlatanların ve hergün Türk analarını onlarca kez ağlatanların “Analar ağlamasın” diye politika yapıyoruz deme hakları var mıdır? Bu gidişle ağlayan anaların sayısı her geçen gün daha da artacağa benzemektedir. İyi bilinmelidir ki bu kan ve gözyaşı bir anlayışı ve zihniyeti mahkûm edecek ve demokrasi içinde onları boğacaktır. Türkiye'de gerçek demokratik açılım, bu iktidara ait siyasal anlayışın sandıkta yıkılıp yok edilmesiyle yaşanacaktır.

GENİŞ ÇAPLI OPERASYON

Bu üç kelimelik cümleyi son yirmi beş yıldır medyadan duyarız ve de okuruz. Ne zaman bir terör saldırısı olsa, bu saldırı sonunda şehitlerimiz ve yaralılarımız bulunsa hemen resmi kaynaklar “Geniş çaplı bir operasyonun başlatıldığı, teröristlerin takip edildiği ve kuşatma altına alındığı” açıklaması yapılır ve halkımız rahatlatılarak “Şehitlerin kanları yerde kalmayacak” beklentisi içine sokulur. Aradan üç-beş gün geçtiğinde şehitler defnedilir, acılar ve ağıtlar arasında o resmi kaynakların dediği “Geniş çaplı operasyon” unutulur. O operasyonun sonucu ne olmuştur, kaç terörist ölü ya da diri yakalanmıştır. Bundan kamuoyu bilgilendirilmez ve de kamuoyu bunu ilgililerden sorup açıklama istemez. Ta ki ondan sonraki terörist saldırısı ya da baskınına kadar. Böyle bir baskın sonunda yine ilgililerin yayınlayacağı klişe bildiri hazırdır. “Geniş çaplı bir operasyon başlatılmış olup teröristler kuşatma altına alınmıştır.”

Klişe bildiri dedim doğrudur. Bu bildiriyi yirmi beş senedir aynı şekilde dinleriz ya da okuruz. Bu bildirinin artık gerçeklerden ziyade psikolojik rahatlatma aracı olduğunu son günlerde daha iyi anlamış bulunuyorum. Tokat/ Reşadiye'de yedi aslanımız şehit edildiğinde o klişe bildiriyi duyduğumda bir, iki güne kadar teröristlerin yakalanacağına dair kesin bir inanca varmıştım. Aradan aylar geçti. Ne bir iz, ne bir haber. Yer yarıldı da teröristler içeri girdi. Ve ilgililerden teröristlerle ilgili en küçük bir açıklama gelmedi. Sonra Giresun'da bir astsubayımız şehit edildi. Hemen yine o klişe bildiri medyaya düştü. “Teröristler orman içinde takip edilmektedir. Yakalanmaları an meselesidir.” Soruyorum: Orman içindeki bu amansız(!) takibin sonucunu bilen var mı?

Gelelim Hakkâri'de mayın patlamaları sonucu şehit düşen asker ve subaylarımızın durumuna. Olaylardan sonra o klişe bildiriyi duymayan yok ama. Yakalanmış ya da ölü ele geçirilmiş bir terörist haberi duyan var mı? Son Tunceli karakol baskını arkasından da aynı klişe bildiri yayınlandı. “Geniş çaplı bir operasyon başlatıldı, teröristler çember içine alındı” Sonra da ormanlık alan içinde kaybolup gittiler. Şehitlerimizin cenaze törenleri sonunda klişe bildirinin akıbetini yine kimse öğrenmeyecek, öğrenemeyecek. Her şey eskisi gibi unutulup gidecektir.

İlgililere sesleniyorum. Hani cenaze törenlerinde “Sizi kalbimize gömüyoruz. Acınızı sonsuza kadar yaşatacağız. Kanınız yerde kalmayacak. İntikamınızı alacağız” gibi beylik sözlerin halk indinde hiçbir inandırıcılığı kalmadığını bizzat gördüğünüz gibi, bu resmi bildirinin de hiçbir kıymeti harbiyesi kalmamıştır. Olaylar üzerine halkın galeyana gelmesini önlemek amacına yönelik psikolojik rahatlatma aracı olarak kullanıldığını sanıyorum en son idrak edenlerden biri benim.

BOLU İYİ TEMSİL EDİLİYOR MU?

Son on beş gündür Anayasa değişikliği görüşmeleri nedeniyle TBMM görüşmelerini televizyondan aralıksız takip ettim. Ne yalan söyleyeyim. Bir Bolu'lu olarak bazı illeri kıskandım. Meclisteki görüşmelerde partileri adına söz alıp konuşan, önerge veren, ilgili bakana soru soran ve şahsı adına söz alıp konuşan öyle milletvekilleri var ki söylediklerini beğenmesem de onları gıpta ile takip ettim. Onları meclise gönderen seçmenleri de hayranlıkla içimden tebrik ettim. Bizim de üç milletvekilimiz var. Üçü de aynı partiden. Seçildikten sonra artık onlar bizim milletvekilimiz. Geçtiğimiz meclis çalışmalarında onların da bilvesile söz alıp konuşmalarını ve düşüncelerini açıklamalarını çok isterdim. Ama nafile bekledim. Şimdiye kadar olduğu gibi içlerinden biri kalkıp konuşma ihtiyacı duymadı. Biz Bolu olarak meclis çalışmalarına konuşarak değil, parmak kaldırarak katılıyoruz. Bizim mecliste iyi temsil edildiğimizi iddia etmek bu şartlar altında mümkün mü? Bir Yozgat'ı, Kayseri'yi, Konya'yı hatta Tunceli'yi işte bu nedenle kıskanıyorum.

04.05.2010


Bu yazı toplam 935 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim