• BIST 97.583
  • Altın 145,649
  • Dolar 3,5726
  • Euro 3,9955
  • Bolu 13 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 15 °C

Kızarmış piliç ve portakallı ördek!

N. Gürkan Yetkin

Eski Türk filmlerinde çok zengin kız ve fakir erkek veya tam tersi iki gencin aşkları işlenirdi. O filmleri izleyen dar gelirli gençler, kendi hayatlarının da bu filmler gibi değişmesini umut ederlerdi.

O filmlerde, zengin aile bir sahnede muhakkak, özel aşçının hazırladığı, evdeki hizmetçilerin servis yaptığı bir sofrada otururlardı. Sofranın başlıca yiyeceği PORTAKALLI ÖRDEK veya CHATEAU BRIEN (şatobiryan)dı. İşte bu iki ana yemek her zaman zenginliği temsil etmişlerdi.

Seksenli yılların ortalarında, özellikle ilk ANAP dönemlerinde bu iki ana yemek yerini çiğ köfte ve lahmacuna bıraktı. Kebap artık hayali ihracat zengini işadamlarının sofralarını süslüyordu. Hatta TBMM salonu tavanına çiğ köfte ilk defa bu dönemde yapıştırılmıştı.

Doksanlar Fast-Food'ların yılları olmuştu. Pizzacılar ve McDonald's'lar her köşe başında üst sınıfı ağırlıyordu.

İkibinli yıllarda dar gelirli insanımızın tek lüksü olan susamlı simit dahi modern hayat içinde modernleşerek simit evlerinde başka bir sınıfın gıdası oluverdi.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” ve “Köylü milletin efendisidir!” diyen Büyük Ata'nın 71.ölüm yıldönümünde, egemenliğin nerelere gittiği belli değil! Köylünün efendiliği ise kimsenin umurunda değil!

Artık ilköğretim okullarında, ”orda bir köy var uzakta, gitmesek de, gelmesek de, o köy bizim köyümüzdür” şarkıları öğrencilere öğretilmiyor. Yaşam alanları çoktan sınırlandırılmış. Kamusal alanlara hangi kıyafetle girileceği belirlenmiş. Bazıları için gitmese de gelmese de o alanlara girmeleri YASAK!

Halkımızın kutsal değerlerinin arkasına gizlenerek, halk adına yönetimlere gelenler ayrımcılığı daha da hızlandırmış. Yeni yeni ÖTEKİLER oluşturulmuş.

Artık güzel Bolu'muzda dahi, birilerinin Abant'ta daha rahat edebilmesi için devletin imkanları seferber edilirken, milyonlarca Yeni Türk Liraları bu uğurda harcanırken, bu birilerinin dışında kalan ötekiler ise çoktan gözden çıkarılmış.

İş, bu harcanan ve daha da harcanacak olan milyonlarca Yeni Türk Liralarına gelmişken, insanın aklına “Değirmenin suyu” geliyor! Bu ülkede dar gelirliden tutun da, dolaylı vergilerle gelirsizlerden dahi vergi alınırken, iş bu toplanan vergilerin hizmete dönüşmesine geldiğinde hizmet kimlere veriliyor? Hizmetin dağılımı adaletli mi?

Bu gün, kış koşullarının tüm olumsuzluğu yaşanırken ve bu olumsuz hava koşulları sebebiyle şehir içi yollardan tutun da yapılan TOKİ toplu konutlarının yolları yapılamazken, Abant'ın çevresinde hummalı bir yol çalışması var. Merak eden, inanmayan gider bakar!

İşte tam bu noktada insanın aklına bir diğer soru takılıp kalıyor, ACİL ÖNCELİK!

Sorunlarda öncelik! Kişilerde öncelik!

Cevap en yetkili ağızdan geliyor!

“Abant'ta dar gelirlinin ne işi var?“

Artık anlaşılıyor ki orada bir Abant var uzakta, gitmeseniz de, gelmeseniz de, o Abant sizlerin değil!

Siz dar gelirlilerin en büyük lüksü sadece bir adet “KIZARMIŞ PİLİÇ.“ Onu da oturun çoluk çocuk evde yiyin!

Kitap, gazete okumayın, gezip tozmayın! Oturun oturduğunuz yerde, varsa televizyon seyredin!

Bu ülke adına çalışan ve JAKOBEN olmayan gerçek vatanseverlere de engel olmayın!

Kazansanız da, kazanmasanız da verginizi ödeyin!

Paranız ve gücünüz yoksa askere gidin!

Seçim zamanı geldiğinde de yine ampulleri aydınlatın !

Tüm bunları yapabilir misiniz?

YES! YOU CAN!

28.12.2009

Bu yazı toplam 943 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim