• BIST 90.122
  • Altın 145,975
  • Dolar 3,6213
  • Euro 3,9326
  • Bolu -2 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 3 °C

Konuğumuz geldi ve gitti

Mustafa Namdar

17 Temmuz Bolu günlüğünde önemli bir gün. 1934 çiçeği burnunda bir Cumhuriyet. Büyük savaşın üzerimize sinen kan ve barut kokusunu henüz atamadığımız yıllar. Dünyada sular durulmamış. Ulusça yorgunuz. Cumhuriyeti kuranlar ulusun hakettiği yaşamı sağlayabilmek için yoktan yonga koparmaya çalışıyorlar. Bir taraftan fabrikaların kurulması, bir taraftan uzakları yakın eden ulaşım hizmetleri, demiryolları...

Eller tetikte, düşünceler yeniliklerde, devrimlerde, imarda. Yurt gezilerine çıkıyor Gazi Mustafa Kemal. Trenin ulaşabildiği deniz yolunun uygunluğu sonucunda, kah demiryolunu, kah denizyolunu tercih ediyor Cumhuriyetin kurucusu. 11 yıl sonra Bolu’ya gelişinin nedeni, karayolunun uygunsuzluğu olabilir. Yakın zamana kadar Ankara-Bolu arasında Azap deresi ve Karga sekmez Bolu-İstanbul arasında Bolu Dağı (Adapazarı’na kadar karayolu Adapazarı’ndan İstanbul’a trenle) yolculuğun kabusu olan yerler. Aşılması zor ve tehlikeli.

O dönemin zor koşullarında, 11 yıl sonra da olsa Bolu’ya geliyor, hoşnut ve mütehassıs olduğunu yazıyor hatıra defterine. O gün bugündür Bolu’da bayram olarak kutlanıyor 17 Temmuz Günü. Abant’la bütünleştirilerek çeşitli spor etkinlikleriyle Abant Bayramı olarak devam ediyor kutlamalar.

Orman Okulu öğrencilerinin ağırlığında gölü karşıdan karşıya geçme, yüzme, atletizm ve voleybol yarışları. Halkın kamyonlarla gelip piknik yapmaları coşku dolu tam bir bayram havası.

Onu konuk ettiğimiz Halkevi’ni koruyamadık ama, Bolu’yu yaşanabilir bir kent haline getirme çabaları devam ediyor. Muasır medeniyete ulaşmada en büyük destekçimiz de, rahmetle andığımız İzzet Baysal. Cumhuriyet elbisesinin aksesuarlarına her yıl bir yenisini ekliyor...

Tıpkı ilk geldiği günkü heyecanla karşılayıp saygı yürüyüşüyle geliyoruz anıtının önüne. Ve bir dizi sportif, sanatsal ve kültürel etkinlikler.

Aynı gün Abant İzzet Baysal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nden Yar.Doçent Sn. Nuray Özdemir’in, “Atatürk’ün Bolu Gezisi Konferansı.”

Okullar tatil olduğundan, dolgu malzemesi olarak kullanılan öğrenciler yok. Salonda sayıyorum 42 kişi. Belki sonradan 5-6 kişi gelmiş olabilir.

Gelenlerin çoğu bürokrat, gazeteci ve üç-beş öğrenci ve halktan insanlar.

Denebilir ki yaz tatili insanlar yazlıklarda olabilir. Öyle olsa saygı yürüyüşü kalabalık olmazdı. Atatürk sevgisini kimseye bırakmayanlar, Uğur Mumcu Parkı’ndan Anıtpark’a olan yaklaşık 1 km olmayan yolda yürüyüp çok yorulmuş olmalılar ki, Kültür Müdürlüğü’ne kadar gelemediler.

Kimler mi yoktu? Cumhuriyeti geleceğe taşıma iddiasında olanlar. Atatürk’ün arkasına gizlenen siyasi parti temsilcileri ve de ev sahibi konumunda olan Ata’nın açtığı büyük millet meclisinde yer alan temsilcilerimiz bu konferansta yoktular...

Dinlemesini bilmek büyük erdemliktir. Dinlemesini bilmeyenler, yarın ihtiyaç olduğunda dinletecek kimse bulamazlar. Konuşmacının aldığı en büyük keyif, salonun dolu olmasıdır. Salon dolu olduğunda, başka araştırmalar için insanlar motive olur, güç kazanır. Bu bakımdan, temsilcilerimizi gözlerimiz aradı. Yoksa kendimiz çalıp kendimiz oynamaya zaten alıştık...

27.07.2009

Bu yazı toplam 298 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim