• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Bolu 19 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 23 °C

Konuşa , konuşa!!!

Mustafa Namdar

Hani insanları hayvanlardan ayıran özelliği konuşmalarıydı. Hani insanlar konuşurlar, gülerler, düşünürlerdi? Hani insanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlardı? Hani insanlar olayları düşünür, düşündüklerini ortak akılla tartışır, doğruyu bulurdu?

Hayvanlar başkaları tarafından güdülürken, insanlar, akıllarıyla hareket ederek, yaşamlarına yön verirlerdi?

Bir açınım dendi, bir açılım dendi, bohçanın içindekilerin ne olduğu bilinmeden, bohça uçları açılmadan, içindekiler saçılmaya başlandı.

Açınımlar, bir bütünün detaylarını daha anlaşılır şekilde gösterebilmek için yapılır. Örneğin, geometrik çizimlerde bir cismin yüzeylerine ait şekillerinde, yanal yüzeyleri ile tabanları ve birbirleriyle olan ilişkileri çizilir. Çizilen açınımı kesip yüzeyleri birleştirildiğinde, cismin kapalı şekli oluşturulur.

Bir bütün, değişik parçaların birbirine uyumu sonucunda, montajlanmasından meydana gelir. Bir ulusun oluşumu da, tıpkı makine parçaları gibi ulus olma özelliğine uyum sağlayacak bireylerin, bir bütün oluşturması sonucunda olur. Türkiye Cumhuriyeti de, bu kurallar çerçevesinde bir araya gelen insanlardan oluşmuştur. Cumhuriyetin kurucusu Büyük Önder Atatürk, “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözünü söyleyebilen herkesin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olabileceğine işaret etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumunda konan ismi, delikanlı yaşa gelindiğinde, “bu adı beğenmedim, değiştiriyorum” demek ne kadar akılcı bir düşüncedir kestirmek mümkün değil.

Son dönemlerde, gündemi meşgul eden açılım olayında, özgür düşüncelerin ortaya konmasında ortam, geçen her günde biraz daha gerilip kopma noktasına getiriliyor. Bu durum, demokrasinin hangi kalıbına uyan modelidir anlamak mümkün değil. Mesele, terör belasından kurtulmak, iç barışı sağlamaksa, gelecekte ülke yönetimine talip olanlarla, ülkeyi yönetenlerin arasında dozu hergün biraz daha artan bu kavga niye?

Hani, konuşa konuşa anlaşılırdı? Toplumsal barış diye üzerine titrediğimiz bu olguyu, kavgasız çözecek aklımızı neden kullanamıyoruz?

Açılıma ait düşünceleri fuluğ olarak ortaya koydukça, bireyler bir araya geleceğine etrafa saçılıyor gibi. Liderlerin peşine takılıp giderken, sanki varış noktasından başka yerlere koşuyoruz...

Ülkede bir sorun var. Her geçen gün toplumsal barışa yönelik olarak devlet çatısı bir taraflardan su alıyor. Bu çatıyı birlikte onarmak yerine, varolan kiremitleri kırmak kimin yararına olacak?

Keskin sirke sadece kabına zarar vermiyor. Çevre de bu kaos ortamından nasibini alacak diye korkuyorum. Tepe noktasında oluşacak çatlaktan sızan sular, tabanı ıslatıyor. Toplum kendini ıslanmaktan korumak için, daha çok milliyetçilik adına, ayrı ayrı şemsiyenin altında toplanırsa, böl, parçala, yönet felsefesine uygun davranışlar oluştuğunda, bunun vebali kimin olacaktır düşünülmeli.

Kavga bireyi doğrulara getirmiyor. Ne olur anlayın. En çok ihtiyaç duyulan, bütünlük içinde dayanışmayı sağlamaktır. Önemli olan zor olanı başarmaktır. Lütfen çabalarınızı zoru başarmak için kullanın...

28.08.2009

Bu yazı toplam 408 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim