• BIST 82.363
  • Altın 147,310
  • Dolar 3,7689
  • Euro 4,0344
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 1 °C

Kopan her takvim yaprağı

Mustafa Namdar

Bilmem kaçımız farkında; kopan her takvim yaprağı, ömür çizgimizi biraz daha kısaltıyor. Oysa her günün akşamında "Şükür bu günümüze. Kazasız belasız geçti" diye şükrederiz ömrümüzün törpülendiğini düşünmeden. Takvimler dost mu? Düşman mı bilemiyoruz. Kopan her yaprak bedenimize düşerek sırtımızın kamburu oluyor adeta. Büyüyen kamburun ağırlığını taşımakta zorlandığımızda anlamaya çalışıyoruz yaşlandığımızı. Doğumdan ölüme yaşamın bir kesitidir yaşlılık. Orada gizlidir anıların acıları, tatlıları. Orada gizlidir yaşanan mutluluklar, çekilen sıkıntılar. Orada gizlidir yaşananların seyir defteri. Zaman olarak tecrübe diye, ders olur diye yaşlanmak diyorlar bu dönemin adına. Çoğu zaman, çaresizlerin "Ombudsmanı" olarak aranırsınız. Çoğu zaman çekilmiyor diye, yalnızlığa itilirsiniz. Çoğu zaman, eşinizden ebedi ayrılmanın üzüntüsüyle yüreğiniz kavrulurken, çocuklarınızın uzaktan selamı, içinizdeki "kor"u daha da artırır. Güçsüzlüğünüze, ihtiyarladığınıza kendinizi inandırmaya başlar, hayatın güzelliklerinden kendinizi soyutlamaya çalışırsınız...

İşte burada tutar elinizi devletin sıcak eli. Bu dönemde dostlarınızın, yakınlarınızın kapattığı kapılar huzur evlerinde, yaşlılar yurtlarında, yeniden açılır dostlukla, sevgiyle...

Yaşlılar kendilerinden sonra gelenler için mutluluk, huzur içinde geçecek bir gelecek, iyi bir makam elde etmek, sağlık içinde başarıları için dualar ederken bizler, onlar için ömrün son günlerinde acısız ölümleri için duacı oluruz. Onun için olmalı ana baba hakkının ödenemeyeceği...

Yaşlılar... Onlar doğumla başlayan süreçte, günümüze uzanan zincirin halkaları gibi, geçmişi bugüne bağlar. Yılların yıllara eklenmesini önlemek elimizde değil. Elimizde olan sırtımızda oluşan yılların kamburunu "Adam sende torbasıyla" değiştirip yaşamın güzelliklerini belleğimizde, olumsuzlukları adam sende torbasına atmasını bilirsek, ihtiyarlığı da kendimizden uzaklaştırmış oluruz...

İhtiyarlığı unutturmak için Sosyal Hizmetler Müdürlüğümüzün düzenlediği yaşlılar haftasında, Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Türk Sanat Müziği Topluluğumuz yaşlı, yorgun gönüllere cansuyu olarak konser verip katkıda bulundu...

Otelcilik Turizm Meslek Lisesi'nde verilen yemekte İzzet Baysal Huzurevi, Yaşlılar ve Yetiştirme Yurdu sakinlerini yalnız bırakmayan davetlilerin doldurduğu salonda Türk Sanat Müziği ile hoş ve unutulmaz bir gece yaşandı.

Önce Sosyal Hizmetler Müdürü Sn. Erturan Asiloğulları gecenin anlamına ait güzel konuşmasından sonra, Vali Vekilimiz Sn. İsmail Atasoy'un güzel, anlamlı, moral veren konuşmasının ardından hem yemek duası, hem de yaşlılıkla ilgili inançlarımız doğrultusunda nasihatkar konuşmasını yapan Müftümüzden sonra konsere geçildi.

Sunucumuz Sn. Saliha Akşemsettinoğlu'nu aratmayan sıcak bir sesle anons ediyordu genç kardeşimiz Sn. Şeyda Şahin saz ustalarını, koro elemanlarımızı. Onlar profesyonelce yapıyordu görevlerini amatör bir ruhla. Onların tüm derdi insanları mutlu etmekti. Onların içinde vardı yaşlısı, rahatsızı, dertlisi ama, onlar başkalarının derdine merhem olmak sevdasıyla unutuyorlardı kendi acılarını.

"Şarkılar, türküler; bizim özümüzü, bizim açığa çıkarmaya çalıştığımız duygularımızı açığa çıkartır, bizi biz yapar ruhumuzu besler, gücümüzü tetikler" diyerek, eşlik etmemizi istiyordu koroya. "Bir kendi gibi zalimi seviyormuş. /Duydum ki beni şimdi anıyormuş" diyerek mazide gezinirken "Bu ateşi sen yaktın içime gel de söndür /Geçti hasretinle günlerim hadi geri döndür" diye sitem ediyordu solistimiz. Devam ediyordu şarkılar "Rüzgar söylüyor şimdi o yerlerde bizim şarkımızı. /Vazgeç söyleme artık, hatırlatma mazideki aşkımızı" derken, günümüze bakalım mesajı verir gibiydiler.

"Artık yeşerecek bir dalım yok..." derken, sunucumuz giriyordu devreye Atatürk'ün şu sözleriyle: "Bir milletin, yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu; O milletin, yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken, tüm gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur." Şefimiz Ayşe Gül İltir mi? O her zamanki şirinliğiyle, cana yakınlığı ve yönetimiyle, koroyu ve dinleyicileri coşturuyordu. Böylesi güzel geçen bir yaşlılar gecesinde, Bolu Kalkınma ve Tanıtma Vakfı Türk Sanat Müziği Topluluğu olarak görevimizi yapmanın mutluluğunu yaşarken, yaşlılarımıza sağlık içinde geçen mutlu günler dilerim.

29.03.2010


Bu yazı toplam 471 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim