• BIST 83.048
  • Altın 147,065
  • Dolar 3,7593
  • Euro 4,0369
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C

KORUNAN ALANLARI YÖNETMEDE KARA BULUTLAR VE ENDİŞELER

Suat Tosun

Özü itibariyle korunan alanları (Örneğin Abant, Yedigöller v.b.) Bolu İlimizi de birinci derecede ilgilendiren bir yasa tasarısı TBMM Çevre komisyonunda; “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma” yasa tasarısı.

Amacı; doğanın ve biyoçeşitliliğimizin daha iyi korunması…

O halde sorun; varolan yasaların ve uluslararası imzalanmış anlaşma ve sözleşmelerin bu nadide hazinelerimizi yeterince koruyamamış ve yönetememiş olmasında yatmaktadır.

Türkiye’de 1950’li yılların ortasında başlayan ve bugün sayısı 41’e ulaşan milli parklar ve diğer korunan alan statülerinden oluşan ULUSAL KORUNAN ALANLAR SİSTEMİ; Türkiye yüzölçümünün %5’ten biraz fazlasını kapsamaktadır. Ancak çoğu alanın belirli bir yönetim planı ve yapısı olmadığından “kâğıt üzerinde park’tan öteye gidememiş, alanlar kendi haline bırakılarak insan müdahalesine uzak alanlar kendiliğinden korunmuş, müdahalenin olduğu alanlarda ise doğal kaynakların kullanımı devam etmiştir. Son yıllarda yönetim planı çalışmaları artsa da eksiklikler hayli fazladır.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Türkiye’de Korunan alanların yönetim etkinliğinin değerlendirilmesi ve izlenmesi için 2005 yılından ve 2009 yılında RAPPAM yöntemi ile ilk defa WWF International uzmanlığında kendi çalışmalarını irdelemiştir.Yapılan çalıştaylar sonucunda elde olunan bulgular şöyle özetlenebilir:

-Türkiye’de 2005 yılından 2009 yılına dek korunan alan sisteminde tehditler giderek artmaktadır.

-Son yıllarda giderek artan bu tehditlerin çoğunluğu, alanlara koruma amaçları dışında kamu eliyle yapılan, ulaşım ağları, turizm yapılaşması, enerji yatırımları gibi müdahalelerden kaynaklanmaktadır.

-Korunan alanların yönetiminde geliştirilmesi gereken ikinci önemli konu, korunan alan personelinin yapısı ve kurumun finansman durumudur. 2005’ten sonra özellikle personelin performansı ve çalışma koşulları ile bütçe uygulamaları ve istikrarında düşüşler görülmüştür.

WWF’den STANCİU ve Ark. 2010 yılında yönetim planlamasının geliştirilmesi ve ilerlemenin sağlanması için önemli önerilerde bulunmuşlardır.

-Korunan alan özelinde müstakil müdürlükler oluşturulması şeklinde kurumsal yapının gözden geçirilmesi

-Korunan alan gelirlerinin korunan alan için kullanılmasını sağlayacak sürdürülebilir finansal mekanizmalarının oluşturulması

-Personel motivasyonu, nicelik ve niteliğinin yükseltilmesi

-Korunan alan sisteminin yönetim etkinliğinin düzenli değerlendirilmesi ve izlenmesi için ulusal çalışma grubu oluşturulması.

Empati yapılarak noksanlarını belirleyen DKMP Genel Müdürlüğü, 2012 yılında Bakanlığın ikiye ayrılmasında sonra yeni bir reorganizasyona girmiş mevcut ve yetersiz personeli daha da değişime uğrayınca aktivitesi iyice azalmıştır.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı ise yapısal özellikleri dikkate almadan bir nevi bünyesinde budamalar yaparak söz konusu kanun yasa tasarısıyla geçmiş kazanımlarını cömertçe harcamaktadır.

KORUMAYA İLİŞKİN YASALAR

Doğa Korunması, ülkemizde özet olarak sırasıyla 1937’de çıkartılan 3116 ve 3167 sayılı kanunlarla başlamıştır. 1956 yılında kabul edilen 6831 sayılı Orman Kanunu ile Milli parkların ve orman içi dinlenme alanlarının oluşmasına ilişkin adımlar atılmıştır.

Milli parkın yasal tanımı ilk kez 1983 yılında yürürlüğe giren 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu ile yapılmıştır.

Ayrıca 1982 Anayasasının 63. maddesi ile koruma alanları güvence altına alınmıştır.

Bunun dışında diğer yasalar içerisinde de korunan alanların oluşturulması ile ilgili hükümler bulunmaktadır. Örneğin, 2863 sayılı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu, 2872 sayılı Çevre Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 3167 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu.

Doğa koruma konusunda bugünkü kontrol mekanizmaları artık ulusal düzey kadar uluslar arası düzeyde de etkinlik kazanmaya başlamıştır.

Ramsar Antlaşması (1971)

Dünya Mirasları Antlaşması (1972)

Washington Tür Koruma Antlaşması (1973)

Bonn Antlaşması (1979)

Rio Sözleşmesi (1992)

Bu koruma yasaları yanı sıra, uluslar arası önemli çevre organizasyonlarından bazıları etkili kuruluşlardır. UNEP,IUCN, UNESCO, WCMC, WWF, GREENPEACE, BİRD LİFE İNTER, WETLANDS İNT. v.b.

YENİ YASA TASARISI NİÇİN KAYGI VERİCİ ?

Doğa ve çevre konusunda çalışan 84 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Tabiat Kanunu İzleme Komisyonu Girişimi sözcüsü eski DKMP Genel Müdürü Sayın Hüsrev ÖZKARA; kanun tasarısının yasalaştığı takdirde ülkemiz doğal alanlarında geri dönüşü olmayacak yıkımlara neden olacağını belirtiyor. Bu olumsuzlukları özetlersek;

-Sahil kesiminde son bakir alanları da koruyan “Doğal Sit” statüsünü ortadan kaldıracak olması.

-Tasarının 57. maddesinde yer alan “Milli Parklar Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır” ibaresi ile ülkemizde en güçlü doğa koruma yasalarından biri iptal edilmiş olacaktır. Bu durumda Karadeniz Bölgesinde birçok akarsuyun üzerinde HES açılmasının önünde hiçbir engel kalmayacaktır.

-Kanun tasarısındaki maddeler arasında belki de en kaygı vereni 8. inci madde de suiistimale açık “üstün kamu yararı” ifadesidir. Bu durumda devlet korunan alanlarda her türlü yatırıma izin verebilecek ve herhangi bir milli park alanında, maden, toplu konut, sanayi, turizm ve enerji yatırımı olanaklı hale gelebilecektir.

-Yasa tasarısına göre tür ve habitatları koruma bahanesi ile korunan alanlarının işletme yetkisini bakan onayı ile il özel idareleri, belediyeler, vakıf ve derneklere verebileceği ifade edilmektedir.

-2873 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanununun bazı maddeleri kaldırılarak, örneğin 1. derecede sit alanı olan fosil ormanları ve pek çok jeosit, doğal sit kapsam dışında kalmış önemsenmemiştir.

Ülkemizde yeni filizlenen (Kızılcahamam- Çamlıdere, Kula jeopark statüleri ise UNESCO’ca baştacı edilen jeoçeşitlilik, dünya mirası hazinesi özellikleriyle yine önemsenmemiş ve bu değerler boşlukta bırakılmıştır.

-Ankara’da ulusal ve yerelde oluşturulacak koruma kurullarına bürokrat genel müdür, müdür ve DSİ ve Enerji Bakanlığı Kurum yetkililerinin ilavesi ile ne yönde yatırım hazırlığı yapılacağının adeta sinyalleri verilmiştir.

Tasarıya karşı çıkanlarca ne yazık ki Abant Tabiat Parkının 2009 yılı yönetiminde başına gelenler “kötü örnek” olarak bahsedilmekte olup bu da Bolulu olarak bizleri bir hayli üzmektedir.

Bolu ilindeki bürokrasi hayatımda idareci olarak katıldığım 1995-2004 yılları arasında Valilik İl Koordinasyon toplantılarında, Çevre ve Ormancılık konusunda basın ve diğer kurumlarca en fazla soru yöneltilen Abant, Yedigöller, Gölcük parklarının yönetim ve işletilmesi konuları olduğunu hatırlarım. Ayrıca yönetimi devralmak açısından Valilik, İl Özel İdarelerinin, Belediyelerin v.b. kurumların Çevre ve Ormancılık uzman personeli olmadan bu hassas konuya sıcak bakmalarına pek de akıl erdiremiyorum.

Geçmişte muhtelif defalar hazırlanıp geri çekilen bu yasa tasarısı, özellikle korunan alan gibi çok hassas doğamızın bir yap-boz politikasına kurban edilmemesi için yine son defa geri çekilmelidir. Olması gereken fakat yerli halkı, STK’ları; uluslar arası antlaşmaları dikkate alan bir tarzda hazırlanarak gündeme gelmelidir.

Ayrıca dağcı, doğasever Sayın Nasuh MAHRUKİ’nin önderliğinde Şubat 2013’de başlatılan “DOĞA İÇİN SES VER”  kampanyası ile bu yasa taslağının geri çekilmesi için destek istenmektedir (Facebook: doğa için ses ver).

Gelecek nesillere güzel bir doğa bırakabilmek ümidiyle yazımı bir Fransız özlü sözüyle başlayıp bendenizin katkısıyla sonlandırırken hepinize umut dolu yarınlar dilerim.

Bir fidan, iki fidan… derken üç, dört, beş, fidan,

Birde bakarsın çevren oluvermiş orman.

Kesersin bir ağaç, iki ağaç… derken üç, dört, beş ağaç,

Oluşuvermiş orman, bir konut, 2B… derken üç otel, dört işlem, beş rezidans.

Bu yazı toplam 1072 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim