• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 6 °C

Köşe yazarlığı meselesi

Aykut Karagüzel

Çoğu zaman küçümserler köşe yazarlığı işini. Köşe yazarlarını her an birilerine çamur atacak yetkiye sahip kişiler olarak görürler kimi zamanda. Oysa ne kadar da meşakkatli bir iştir köşe yazarlığı. Yaklaşık yedi yıldır Bolu'da köşe yazarlığı yapmaktayım. Bolu Gündem Gazetesi benim üçüncü gazetem. Daha önce yazmış olduğum gazetelerde de -Bolu Gündem'de de öyledir eminim- değişmeyen bir mantık var: “Profesyonel düşüneceksin, amatör çalışacaksın.” Bu söz biz köşe yazarlarından ziyade gerçek emekçileri, yani gazetenin sunuma hazırlanmasında çalışan dağıtıcısından dizgicisine, yazı işleri müdüründen gazete sahibine kadar tüm gazeteci arkadaşları daha fazla ilgilendiriyor.

Ben güzel ülkemin birçok ilinde bulundum. Gaziantep, Mersin, Adana, Balıkesir… Ancak Bolu'da olduğu gibi yerel basın-yayının etkili olduğu ve şehre bu ölçüde yön verdiği bir ile daha rastlamadım. İşyeri sahiplerini, sabahın erken saatlerinde sabah çaylarını yudumlarken, ya elinde yerel bir gazete, ya da bilgisayardan yerel gazetelerin sayfalarını karıştırırken rahatlıkla görebilirsiniz Bolu'da. Gördüklerim karşısında hayretimi gizleyemeyip birçok kez sormuşumdur: Her gün mü okuyorsunuz? Yoksa arada sırada mı?

Cevap hep aynı oluyordu.

Tabi ki her gün okuyorum.

Daha sonraları tanıdım Bolu'nun değerli köşe yazarı şahsiyetlerini. Uzun süre yazılarını takip ettikten sonra bir toplantıda tanıştım değerli Hocamız Hüseyin Sarı ile. Her zaman düşünceleri ile Bolu'ya yön veren Mustafa Namdar hocamız ile de genellikle eğitim ile ilgili çalışmalarda sohbetlerimiz oldu. Bolu'nun sivri kalemi, Nefi'nin “Siham-ı Kaza”sından beter yazılar yazan değerli dostum İmdat Aslan ile kurtarıyoruz haftanın üç günü memleketi. Bolu'nun gündeminde ne varsa çözülemeyen onun köşesinden buluyorum genellikle cevabı. Süha Alparslan Bey'den bahsediyorum, bildiğiniz üzere. Kendine has üslubu ile gazetesini yıllardır okutmasını bilmiş, arada da bana takılmadan duramayan Kamuran Bey'in katkıları da çoktur Bolu basınına. Yayımlamış olduğu kitaplarla bizleri gururlandıran ve çalışmalarına yeni bir eser daha eklemek üzere olan Yaşar Aksan hocamızı da yakında güzel ülkemde tanımayan kalmayacaktır inşallah.

Ben burada beni etkileyen birkaç köşe yazarı arkadaştan, ağabeyden bahsettim. Tabi ki, Bolu basınına yıllardır hizmet etmiş üstatlar vardır. Mesela üstat deyince aklıma hemen -rahmetle anıyorum- Cahit Dinçtürk hocamız geldi. Bu arada yeni patronumuz Melih Maradit Bey'in de yıllardır Bolu basınına hizmetlerini bilmeyen yoktur. (neyse köşemizi de sağlamlaştırdık böylece)

İki hafta önce İstanbul'da bir alışveriş merkezinde oturuyorduk.

Yanımızdan Taha Akyol geçti. Ben de Taha Akyol'u eskiden sevdiğimi, ancak son beş yıldır hiç mi hiç beğenmediğimi söyledim. Bir ağabeyimiz de bana biraz da kızarak, “Sevdiğin yazar kim senin?” Dedi. Ben de sıralamaya başladım: “Emin Çölaşan, İlhan Selçuk, Aslan Bulut, Yılmaz Özdil, Hasan Pulur” dedim. Bana bu yazarların hangi sorunun giderilmesine önder olduklarını sordu. Ben de dayanamayıp gürlemeye başladım: “Hiçbir köşe yazarının görevi sorunlara çözüm bulmak değildir. Köşe yazarı, sorunları bulur ve onları kamuoyu ile paylaşır. Eğer sorunlara çözüm bulabiliyorsa -ki buna gerek yoktur- bulduğu çözümleri de fikir olarak sunar. Yani çanak sorularla program yönetmez. Ya da siyasilerin uçaklarında yer kapabilmek için kalemlerini satmaz. Uzun lafın kısası ağabeyciğim, duruşu bozuk adamdan yazar olmaz.”

06.09.2007

Bu yazı toplam 1094 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim