• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Bolu -1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -4 °C

Koyver deliyi bulsun Bolu’yu

Mustafa Namdar

Bu başlık büyüklerden sıkça duyduğum bir tekerlemedir. Sanıyorum şimdi gerçeğe dönüyor. Ellerin deliye, bizim akıllıya ihtiyacımız olduğu bir dönemde ne yazık ki ruhsal bunalımlılarla sarmaş dolaş olacağız. Ne güzel(!)

    Kalkınmada bir türlü ortak aklı bulamayan Bolu, şimdi uygun olan yolu bulmuş gibi. Kalkınmanın yeni öncülerine ‘hoşgeldiniz’ diyor. Böylesi bulunmaz değeri ortaya çıkaranlara şükranlarımızı sunuyoruz (!)

    Yılardır tartışılır. Bolu’da kalkınmanın reçetesi turizmdir. Sahibi olduğumuz doğal güzelliklerin yanında sağlık turizmi için de yeterli kaynaklarımız var. Bu kaynaklarımızın geliştirilip daha iyi bir şekilde halka hizmet kapsamında projeler geliştirilmesi beklenirken, hastanelerden birini kapatarak başka üniteye dönüştürmek sanki ‘pişmiş aş’a soğuk su katmak gibi oldu. Alınan karar herkesi şok etti.

    Ankara-İstanbul arasında bulunan ilimizde son teknoloji ile yapılarak donatılan bir tıp fakültemiz ve uygulama hastanemiz, bir Fizik Tedavi Rehabilitasyon Hastane’miz, biri Köroğlu diğerleri İzzet Baysal Devlet ile İzzet Baysal Kadın Doğum ve Çocuk Hastanelerimizle sağlık alanında önemli bir yerimiz var. Tüm bunlara karşın İzzet Baysal Devlet ve Köroğlu Devlet Hastanelerimizdeki hasta yoğunluğu her geçen günde artan bir sayıda artmakta, yataklı hasta kabulünde büyük sıkıntılar yaşanmakta olduğu bilinen bir gerçek. Durduk yerde, “bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü” dedirtecek şekilde Sağlık Bakanlığı’mızın aldığı bu kararla, İzzet Baysal Devlet Hastanemiz’in 250 yataklı Köroğlu Devlet Hastanesi’ne mahkum edilmesi gündeme bomba gibi oturup halkımızı strese sokmuştur.

    Eğer ille de bir şeyler yapılması isteniyor idiyse, hastanemizin birisini dahili hastalıklar, diğerini de cerrahi müdahele yapabilecek şekilde düzenlenebilirdi. Bu durum belki de kimsenin bu kadar tepkisini çekmezdi. Yeni hizmetler uygulamaya konurken çalışanı kapatıp sonucu pek de belli olmayan uygulamalar ne kadar mantıklıdır, merak ediliyor. Mevcut üniversitesi nedeniyle gelecekteki nüfusu yüzbinleri aşacak olan bir ilde, bugünkü haliyle yataklı hastaya gerekli cevabı veremeyen sağlık ünitesinden birinin kapatılmasındaki gerçek nedenin ne olduğu üzerinde kafalarda bir yığın soru işaretleri oluştu. İşte bu soruların gerçek ve tatmin edici yanıtları alınmazsa Bolu halkının tümü için ruh ve sinirlerinin tedavi etmek amaçlı hastaneye gereksinimi olabilir.

    Teknik anlamda konunun uzmanları tarafından sorulacak sorular ya da yapılacak açıklamalar vardır. Mevcut İzzet Baysal Devlet Hastanesi planlanırken bugünkü işlevine göre doktor danışmanların görüşü alınmıştır. Düşünülen ruh ve sinir hastalıkları için ne kadar uygundur?

    İzzet Baysal Vakfı ile hastane işleyişi ve amacına yönelik bir protokolü olmalı, yeni düzenleme buna ne kadar uyuyor? Böyle bir değişim düşüncesinde iki hastaneye müracaat eden hasta kayıt işleminin ne olduğu, branş branş her doktorun poliklinik hizmetinde muayene ettiği hasta sayısının ne olduğuna yönelik istatistik bir araştırma yapılmış mıdır?

    Ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin Bolu’ya getirisi nedir? Bolu’nun bu rahatsızlıklara vereceği şifa ayrıcalığı nedir? Psikolojik rahatsızlığı olan insanların yataklı tedavi dışında kalan, ayaktan tedavi edileceklerin cadde sokaklarda dolaşımı, sağlıklı insanları ne kadar etkiler hiç düşünüldü mü?

    Sanki en akıllımız değirmene yoğurt öğütmeye gidiyor. Sanki oyun içinde oyunlar oynanıyor gibi. Herkesin evi ayrı olduğu için kimin evinde veli, kimin evinde deli olduğu bilinmiyor. Belki de bu uygulamayla deliler gün ışığına çıkacaktır. Kimbilir gelecekte özelleşme kasırgalarının sonucunda özel hastanelerle ilgili düşünceler hayat bulacaktır. Bunların hepsi hayali düşüncelerdir. Bu yazımı üç kez değiştirip yazdım.

    Bizim kuşak bilir, memleketimizin sembolü haline gelen bir deli Hasan’ımız vardı. Zararsız, sevimli... Zaman zaman esnaf dükkanlarında karnı doyurulur. Eline bir maşa verilir, türkü söyletilirdi. Dizlerinin üstüne oturan Hasan, maşayı dizlerine vura vura. Garga da seni tutarım aman./ Ganadını ganadını yolarım aman... derdi. Kargayı değil ama saçımızı başımız yolacağa benziyoruz. Hadi hayırlısı...

10.02.2006

Bu yazı toplam 330 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim