eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 107.401
  • Altın 151,137
  • Dolar 3,6765
  • Euro 4,3226
  • Bolu 21 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 21 °C

Krizin faturası

Mustafa Namdar

"Kul sıkışmayınca hızır yetişmez” anlayışımızdan olabilir mi bilemiyorum. Frensiz otomobilde yol almaya pek meraklıyız. Herşeyi tam olan bir aparatı kullanmaktan pek hoşlanmıyoruz. Ustalığımızı, bilgimizi ve becerimizi noksan alanların üzerinde uygulayıp duvara toslamadan, yolun sonuna gelmiş olmak en büyük övüncümüz oluyor. Onun için nasihata değil, musibeti yaşamaya bırakıyoruz yaşamın gidişatını.

İşte dünyayı saran ekonomik krizin olumsuzlukları. Zaman zaman öyle üşengeçlik, öyle umursamazlık içinde oluyoruz ki, komşuda başlayan yangına aldırış etmiyor, biraz daha yaklaşsın da şu sigaramı yerimden kımıldamadan yakıvereyim umursamazlığı içinde oluyoruz.

Ne zaman ki ateş eteklerimizi sarıyor, işte o zaman çare aramanın heyecanı sarıyor. İşte o zaman, ilgili ilgisiz herkes ekonomist oluyor konuşuyor, konuşuyor. İşte o zaman, toplumu bilgilendirme toplantıları, paneller, seminerler birbirini kovalıyor...

“Krizin faturası” adıyla Emek ve Demokrasi Platformu bir panel düzenliyor. Konu önemli. Herkesin birşeyler söylediği kriz hakkında ekonominin bilenleri panelde konuşmacı. Gel gör ki, işin ustaları sahnede, salon boş...

Konuşmacılar: Marmara Üniversitesi Ekonomi Fak. Prof. Dr. Osman Altuğ, A.İ.B.Ü. Yrd. Doç. Dr. Fevzi Engin, Türk-İş Bolu Temsilcisi - Türk Metal Sendikası Başkanı Yusuf Uyman.

Yusuf Uyman: İşçi sınıfını etkileyen sorunlar nedir? Sendika durumdan nasıl etkilendi? Bolu’da durum nedir? başlıklarında toplayarak kısa bilgilendirme yaptı. Örgütsüz yapılarda kriz etkisinin çokluğuna işaret etti.

Doç. Dr. Fevzi Engin, krizlerin tarihçesinden bahsetti. Gelecekte ABD’nin ekonomi derinliğine bağlı olan ülkelerin etkileneceğini, çalışanların baskı altında tutulacağı, işsizliğin ve açlığın baskısı altına girileceğini özetledi.

Prof. Dr. Osman Altuğ: Konunun uzmanı, olayları kendine özgü esprileriyle gündeme getirdi. Salonun boşluğuna işaret ederek, bu konuyu demek ki herkes biliyor, fazla telaşlanmaya gerek olmadığını dokundurdu. Özetle: Bu kazığı mevcut nesillerden çok, gelecek kuşaklar hissedecek, bedeli ödemek zorunda kalacak.. Türkiye zaten bir krizin içinde. Bir günah keçisi aranıyordu, ABD bizi kurtardı. Bütçe açık.

Ödemeler dengesi açık. Bankaların durumu açık. İşsiz insanımız fazla. Aklımıza gelen açık. Sanki striptiz yapar gibiyiz... 1999 yılı dünyanın ileri ülkelerinde üretim fazla. Depolar dolu. Ticarette bir durgunluk var. Alacaklı olanlar depolardaki mallarını uzun vadeler düşük faizlerle satmaya başladılar. Ülkede üretmekten çok tüketme yarışı başladı. Depolardaki mallarıyla birlikte bir de kredi verdiler.

Paranın değerini belirleyen unsur üretimdir. Amerika önce elektriği buldu, sonra elektroniği, elin adamı demiri makineye çevirdi. Biz ne yaptık?.. Üretmek için çalışmak lazım. Biz de çalışıp bu teknolojiyi kuraydık. Amerika dünyayı soyuyormuş. Allah Allah neden soyuyor acaba!..

Servet, üretilen bir değirmendir, Atalardan kalan bir miras değil. Eğitimler üretim için olmalı. Üniversitelerimize bir bakın; %5 teknik, %95 sosyal ağırlıklı eğitim yapılıyor. Neyi nasıl üreteceğiz? Bu durumda üniversitelerimizde okuyanlara işsiz diyeceğimize, öğrenci diyoruz. Sonuçta ellerine diploma yerine işsizlik sertifikası veriyoruz. Bunun için de sınav icat edip, yarıştırıyoruz.

Ekonominin kanunları vardır. Dilek ve temennilerle yürümez. Alışveriş merkezleri yerine fabrikalar kursaydık. Otomobil ithal etmeseydik. Yönetici dilek ve temennilerde bulunmaz. En iyi maliye bakanı bütçeden bütçeye konuşandır.

İktisadi sistem büyük bir sosyal organizasyondur. Helalinden işlem, serbest pazar ekonomisinin ikinci ayağıdır. Vergi - sigorta ve halkın borçları konusunda bir dizi düzenlemeler yapılabilir. Gerçek gelir üzerinden vergi alınmalı. Kayıtdışılık kontrol altında işlem görmeli. Çok kazanandan az vergi alınmalı, yatırım teşvik edilmeli, dedi.

Sanayileşmenin avantajını kullanmak isteyenler iş umuduyla köyünü terk ediyor. Köylerimiz yaşlılara kaldı, tarım ve hayvancılıkta işler durma noktasında. Sanayi bölgelerine göç edenler aradığını bulamadı, işsiz. Yeni yatırımlar olmadıkça iş alanları yok. Bir de üstüne üstlük ekonomik kriz...

Umarım fazla dalgalanma olmadan, etkilenmeden işin içinden çıkılır.

15.12.2008

Bu yazı toplam 352 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim