• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 6 °C

Kurban Bayramı

Mustafa Öz

Son yıllarda: ülkemizde bilinçli olarak, sistemli olarak yürütülen bir çalışma metodu var. Bu metodu uygulayanlar, bizi bir yapan TOPLUMSAL DEĞERLERİMİZLE, İNANÇ DEĞERLERİMİZİ tartışma zemini çekip kafaları karıştırıyor. Bu değerlerimizle ilgili OLUMLU SONUÇLARA ulaşmak yerine, insanlarımızın belleklerine olumsuzluk ekiyorlar, kafalarını karıştırıyorlar.

Her Ramazan’da ORUÇ tartışmaları çıkarılıyor. Her kurbanda, kurbanın kesilip kesilmeyeceği; VACİP bir ibadet mi, yoksa SÜNNET bir ibadet mi olduğu. Hayvanları kesmenin doğru olup olmadığı gibi zihinleri BERRAKLAŞTIRAN değil; karıştıran tartışmalar yapılıyor. Tartışma sonucunda çıkan yetkili ve etkililer kendi karışık fikirlerini söylüyor. Kendilerini tatmin ediyorlar. Ama milletin kafasını karışık bırakıp gidiyorlar.

Ramazan Bayramı’na; bazıları bir türlü gerçek ismiyle hitap edemedi. Hala ŞEKER BAYRAMI diyor.

Kurban Bayramı’nın da adını değiştirecekler de henüz bir isim bulamadılar.

Zaten bayramlarımızı anlamlı kılan: kaynaşma, dayanışma, dargınlığın, kırgınlığın kaldırılması, ziyaretler bitti... Toplumun yetkinleri için BAYRAMLAR tatil yapmanın bir ARACI oldu. Ver elini yurtdışı ve ülkedeki beş yıldızlı tatil bedelleri.

Bir diğer konu ise: Toplumumuzun % 35’i köylerde, %65’i şehirlerde yaşıyor. Eskiden üretici olanın kendi kurbanını kendi bahçesinde kesmesi mümkündü. Çünkü bu da üretiminin bir parçası idi. Ama şimdi insanlarımız herşeyi PAKETTE hazır alıyor. KURBAN kesmek gibi sorumluluk gerektiren bir işi yapabilmesi zor. Bu nedenle kurban kesimi sokaklarda, caddelerde, parklarda bu işi beceremeyecek kişilerce değil, işinin ehli olanlarca yapılmalıdır. Her kurbanda TOPLUMU rahatsız eden görüntülere, yeni sakatlanmalara, uzuv kayıplarına meydan vermeden bu ibadetimizi yapabilmeliyiz. Bunu sağlayacak alan da BELEDİYELERDİR.

Özellikte temizliğe çok dikkat etmeliyiz. Mevsim şartlarının kış olması işimizi hijyen açısından kolaylaştırıyor. Ama yazın hiç de hoş olmayan görüntüler ve sonuçlar çıkıyor. Eleştirilerin bu yönüne tamamen katılıyorum. Ancak kurban kesilmesi olmaz mı, bu kadar hayvanın kesilmesi yazık değil mi diyenlere de; yedikleri hayvansal ürünlerin nasıl temin edildiğini araştırmaya davet ediyorum. Allah bütün yarattıklarını bir HİKMET (vesile) için yaratmış. Otomobil varken, bırak, ata bin ve git bakalım. Yaşamak için BESİN almalıyız. Alamayanları düşünmeliyiz. İbabetlerimizi; abartıdan uzak, toplumun seviyesini yükseltecek şekilde yapmalıyız. İşsizliğin %15’lerde olduğu; 15 milyon insanın açlık sınırında yaşadığı bu ülkede DAYANIŞMAYA çok ihtiyacımız var. Kurban da bunlardan en önemlisidir.

Kurban Bayramı’nın İslam alemine, insanımıza, milletimize, insanlığa hayır getirmesini; sağlık ve mutluluk içinde geçmesini diliyorum.

ÜLKEMİZ DIŞ POLİTİKADA ÇOK SIKINTILI BİR DÖNEMECE GİRDİ

Ülkemizin AB ile ilişkileri; ABD’leri ile olan ilişkilerinde aşılması gereken bir GÜVEN sorunu var. Bu sorun tüm ilişkileri İPOTEK altına alıyor. AB’nin Kopenhag Kriterleri’yle direkt ilgisi olmayan SİYASİ BASKILARI: güvensizliği körüklüyor. Kıbrıs’ta taraf olması, Ege sorunlarında taraf olması, Ermeni sorununa karşı tarihi gerçeklerle bağdaşmayan bir tutum sergilemesi ülkede yeni AZINLIKLAR yaratmasının önünü açacak siyasi talepleri: Türkiye kamuoyunda GÜVEN sorunu ortaya koyuyor.

Oysa; insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve çağdaş gelişme açısından bakıldığında insanımız AB’ye girişe %70 evet diyor. Ama milli değerleri, milli bütünlüğü ve dış siyaseti ile ilgili olarak ortaya konan objektiflikten uzak tutum nedeniyle GÜVENSİZLİK artıyor ve rakamlar %55-60 arasına iniyor. Kuşkuculuk devam ediyor.

AB’liğinin genişleme sürecinde Türkiye’ye takındığı belirsiz tutum ve siyasi bakış değişmelidir. Bizi oyalamaktan bu arada da HIRPALAYIP, sindirmekten vazgeçmelidir. En iyimser tahminle: bizi 2014 yılında AB’ye aldıklarında belki de AB’liği tartışılır ve akıbeti sorgulanır hale gelecektir. Kaynakları bitecektir. Zaten 2.genişlemeye tahsis edecekleri fazla kaynakları da kalmamıştır. Yani AB bizim için bazılarının belirttiği biçimde bir PARA makinası hiçbir zaman olmayacaktır.

Bu durumda öncelikle; kendimize güvenmeli, çağdaş normları yakalamalıyız. Aynı husus ABD’leri ile olan ilişkilerimizde de var. Yıllarca stratejik müttefik ilan ettiğimiz ABD’lerinin ülkemize karşı aynı stratejik ortaklık anlayışı ile bakmadığı; ekonomik yardımlar, Kıbrıs, Irak, Ermeni politikaları ve PKK konusu gündeme geldiğinde açıkça görülmektedir.

Bu ülkelerin bilinç altında geçmişin izleri mevcut: bize karşı, ön yargılarını kaldırmalılar. Aynı şekilde biz de bakışımızı yenileyebilmeliyiz. Yoksa her görüşmede bir engel veya aferin alıp döneriz. Onlar yine bildiğini okur. Dış politika hislerle yürümez. İyi bir tarih bilinci iyi bir araştırmacılık, iyi bir takip sonucu yürütülebilir. Başka türlü güven doğmaz, güvenlik sağlanamaz, neticeye gidilemez. Dış politikasında milli çıkarlarını daima ön planda tutan YUNAN’ı iyi takip etmeli ve de bu yönüyle örnek almalıyız.

Bu yazı toplam 302 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim