• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 5 °C

Kürtajjj

Hüseyin KAYA

Yıllar önce…
Duygu Asena “Kadının adı yok” demişti bir kitabının başlığında.
Başbakan'a göre, bu gün için görüldü ki kadının kendisi de yok artık.
Kadın denilen canlı kendi bedeniyle ilgili bir kararı alamaz.
Eğer hamile kaldıysa ve de sorunlu bir hamilelikse mutlaka doğurmalı…
Doğacak canlıdan kaynaklı sorun nedeniyle tıbbi müdahale olmamalı.
Çocuk sorunuyla birlikte doğmalı ve anne bunun çilesini çekmeli.
Kadınla ilgili bu kararı kendisi vermemeli…
Çünkü kadının kendisi yok.
Görünen bu.
***
Başbakan gündem değiştirmek için bunu söylemiş olabilir…
Kadın ve çocuktan sorumlu bakan hanımefendinin “Başbakanımın görüşleri bilimseldir ve doğrudur” şeklindeki söylemi ise trajikomik…
Eğer bu doğruyu bakan olarak görev yaptığınız süre içinde siz söylemeyip, başbakan söyledikten sonra “sayın başbakana katılıyorum” gibi bir ifadeyle savunma durumunda kalıyorsanız bakanlığınızın ne hükmü var.
Sizinle (bakanlığınızla) ilgili bir konuda başbakanın söylemini doğrulamak sizin görev ihmali içinde olduğunuzu göstermez mi?
Sahi siz ne iş yapıyorsunuz?

***
Bir kadının çocuk sahibi olması kavramı eksik bir kavramdır.
Çünkü yeni doğan canlının oluşması için kadın ve erkek tarafının sorumluluğu vardır.
Sosyal değerler ve aile ahlakı adına, taraflar yeni doğan canlıyı sahiplenme sorumluluğu taşımak zorundadırlar.
Bilerek, isteyerek ve sahiplenerek yapılan çocukların geleceği önce aile sonra toplum güvencesiyle gelişerek devam etmektedir.

***
Böyle bir durumda dahi şu gerçek bilinmelidir.
Erkeklerin sperma üretimi, yeme-içme ile doğrudan bağlantılı ve kullanım halinde eksilme gösteren bir depo sistemi şeklindedir.
Bu nedenle en iyi sperma birkaç günlüktür denilebilir.
Kadınlarda ise, döllenmenin sağlandığı yumurta üreten yumurtalık kadının yaşı kadardır.
Kırk yaşındaki bir kadının yumurtalığı da kırk yaşındadır ve bu nedenle kadınların yaşlara göre çocuk sahibi olmasında risk faktörleri değişkenlik gösterir.
İdeal çocuk doğurma yaşı olarak gösterilen yirmi beş-otuz yaş aralığı bile kadının çocuk doğurmada ve soy bilgisinde özel bir rolü olduğunu ortaya koyar.
Birkaç günlük bir yeme içmenin yarattığı (yaşlara göre süreler değişir) sperma üretimin doygunluğu erkekte istek uyandırırken, kadının çocuk doğurmak için kullandığı yumurtalık ve yumurtası kadının yaşı kadardır.
Kadının soy devam çizgisinde etkin rolü erkekten baskındır.
Kadın bu nedenle bile doğurmada söz sahibidir.
***
Sonuç.
Bırakınız kadının adı olsun.
Bedeninde taşıdığı canlının sorunlarını çile olarak taşımasınlar.
Kürtaj olmanın süresi üzerinde yapılan değişiklere kimsenin bir diyeceği olmaz ama istenmeyen doğum için de kadının bedenine ipotek konulamaz, konulmamalıdır.

06.06.2012

Bu yazı toplam 905 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim