• BIST 82.300
  • Altın 147,981
  • Dolar 3,8287
  • Euro 4,0719
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 1 °C

Kurucusunun adını anmak

Mustafa Namdar

07 Ağustos 2008 tarihli Bolu Gündem Gazetesi’nde, düşüncesiyle sayfalarını paylaştığım köşe yazarımız Sn. Müftümüzün, “30 Ağustos Zafer Bayramı” başlıklı yazısını okuduğumda, camilerimizde okunan hutbelerle aynı olduğunu farkettim. Bir fark vardı.

Sn. Müftümüz yazısının sonunu: “Cennet vatanımızı bizlere kanları ve canları pahasına miras bırakan bütün şehitlerimizi ve Cumhuriyetimizin banisi, ordularımızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyor.” Ne güzel bir temenni. Ne güzel bir dilek ve yüce yaradandan ne güzel bir niyaz. Amma; ne hikmetse, camilerimizde okunan hutbenin sonunda, Cumhuriyetin kurucusunun adı yok!

Bir kurum, dünyanın her tarafında kurucusunun adıyla anılır. Cumhuriyet rejimini ortaya koyan, Cumhuriyet rejimiyle halk iradesini bütünleştiren, halk iradesini öne çıkaran bir idare sistemi. Halka verilen değer, halkın öne çıkarılması düşüncesinin mimarını ve bu konudaki birliği oluşturanları bir tarafa koyarak, yalnızca şehitlerimize rahmet dilemek sanki iyi dileği noksan bırakıyor gibi. Ayrıca, bu devletin kurucusu Kurtuluş Savaşı’nda şehit olmadı. Bu devletin kurucusu, Çanakkale’de doğdu, kurtuluş savaşı sonunda kazanılan zafer ve getirdiği demokrasi rejimiyle büyüdü, dünyanın kabul ettiği en büyük devlet adamı olarak anılmakta. Bizler böylesi bir değere rahmet dilemekten sanki kaçar gibiyiz, neden?..

Mehmet Akif’in dizelerinde ifadesini bulan... “Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” düşüncesini keşfetmek toplum liderinin özelliğidir.

Sevgili Peygamberimizin “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, yine diriltilip şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim” hadisi şerifindeki anlamını bilmeyen bir kişi, Allah kuranında yazılı şehitlik arzusunu yitirenler için buyurduğu, “Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size Allah yolunda sefere çıkın deyince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı pek az birşeydir” diye din ve vatan savunmasına katılmayanlara yapılan ikazı bilmeyen biri, toplumun inançlara olan bağlılığını bilmeyen biri, lider olarak ortaya çıkar mıydı?

Toplumda her bireyin bir tarafa dağılmışlığını bir saatçi ustası gibi bir araya toplayıp çalışmasını sağlama becerisi olmayan bir düşüncenin, bu denli güçlü bir sevki idarede başarısı mümkün olur muydu?

Ana babayı inkar edip görmezden gelmek gibi birşey Cumhuriyet adında bir devleti bizlere bırakanları bir tarafa bırakıp, bir fatiha göndermekten kaçınmak neyin nesidir anlamak mümkün değil.

Bir işyeri kurucusunun adıyla anılıyorsa, bir devletin kurucusunu anmamak nasıl bir düşüncenin tutsağıdır anlamak zor.

Yüce dinimizin kabul ettiği barış ve esenliğin özünün, “Barış” olduğu düşüncesini “Yurtta ve cihanda barış” olarak kabullenen bir görüşün sahibini, kurduğu devletin oluşumunda kazanılan bir coşkunun yaşandığı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nda, kurucusunun adını anmaktan ürküten korku nedir anlamakta zorlanıyorum.

27.08.2008

Bu yazı toplam 317 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim