• BIST 88.125
  • Altın 337,580
  • Dolar 6,4499
  • Euro 7,1137
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 6 °C

KUTSAL KİTAPLAR, ÜSTÜN MİLLET ANLAYIŞI YA DA IRKÇILIK (2)

Hasan Dinç

 

Bundan önceki yazımda Tevrat’taki ayetlerden yaptığım alıntılarla Yahudilerin kendilerini diğer milletlerden üstün saymaları ve Allah’ın kavmi olduklarına dair iddialarını ifade etmiş, bu yazımda da konunun Kur’an-ı Kerim’deki karşılığını yazacağımı ifade ederek yazımı sonlandırmıştım.

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim diğer birçok konuda olduğu gibi bu konuda da Tevrat’tan farklı bir inancı mensuplarına telkin etmekte, Peygamberimiz (s.a.s.) sözleri ve hareketleriyle kitabımızın bu yöndeki emirlerini hayata geçirmek yönünden kesin davranarak, şüpheye ve tereddüde mahal kalmayacak şekilde açık davranmaktadır. Bu konuda Hucûrat suresinin 14. Ayeti yeteri kadar açık ve itikadımıza esas teşkil edecek mahiyettedir. Ayet “Ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir kadından yarattık. Tanışasınız diye sizi kavim ve kabileler halinde kıldık. Şüphesiz Allah katında en değerli olanınız, takvada en ileri olanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.” Buyurmaktadır. Yine Peygamberimiz bu konuda veda haccında irat ettiği hutbesinde “ Ey insanlar! Rabbiniz birdir. İslâm’da insanlar eşittir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız, Âdem de topraktan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah’a sığınanız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanız, azabından korunanızdır. Bir Arap’ın Arap olmayana, bir başkasının Arap’a, bir siyahın bir kızıl deriliye, bir kızıl derilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur.” Demektedir. Görülüyor ki İslâm Dini bütün insanları din, dil, renk, kavim ve kabile farkı gözetmeksizin eşit saymaktadır. Aynı baba ve anadan geldikleri için de kardeş kabul etmektedir. Allah katında üstünlük sebebi gerek kavimler ve gerekse insanlar için takvadır. Takva ise ayet ve hadisten anlaşılacağı üzere Allah’ın emir ve yasaklarına uygun yaşamaktır.

Bunun dışında Kur’an-ı Kerim müteaddit ayetleriyle Yahudi ve Hıristiyanların bu yöndeki asılsız iddialarını ıspata davet ederek onları geçersiz ve sahte üstünlük iddialarıyla baş başa bırakmıştır. Meselâ Bakara suresi 111. Ayetinde “ Yahudi ve Hıristiyan olanlardan başkası Cennete giremeyecek dediler. Onlara söyle. Doğru iseniz delilinizi getirin”  Yine bu konuyla ilgili olarak Maide suresinin 18. ayetin de ise “ Yahudi ve Hıristiyanlar biz Allah’ın oğulları ve sevgilileriyiz dediler. De ki: öyle ise günahlarınızdan dolayı Allah size niçin azap ediyor? Hayır, siz onun yarattıklarından bir beşersiniz. O dilediğini affeder, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı Allah’a aittir. Ve dönüş o’nadır.”  Ve yine Cuma suresinin 6. Ayetinde Allah “De ki: Ey Yahudiler eğer siz insanlardan ayrı olarak Allah’ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız hemen ölümü isteyiniz” demekte ve “Allah’ın kavmi” olduklarına dair iddialarının geçersizliğini yüzlerine çarpmaktadır.

Konuyla doğrudan ilgili olmasa da mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerimde, dolaylı olarak konuya açıklık getirecek bir dizi ayet bulunmaktadır. Şimdiye kadar okuduğum tefsirlerde bu ayetlerin ırkçılıkla ilgisi kurulmamış, ayetlerin genelde Hz. Musa’nın gençlik yıllarının bir parçası olarak ele almışlar ve bu yönde açıklamalarda bulunmuşlardır. İslâm Peygamberinin (s.a.s) ırkçılık tarifini dikkate aldığımızda bu ayetlerin ırkçılığın kınandığı hükümler ifade ettiğini açıkça anlayabiliriz. Peygamberimiz (s.a.s.) ırkçılığı “Hatalı, haksız ve kusurlu olduğunu bilerek kendi kavmini arkalaması ve yanında yer alması” olarak tanımladığına göre ayetlerin bu tarif dikkate alınarak düşünülmesi halinde, bizi doğruya getireceğinden şüphe etmiyorum.

Bahse  konu ayetler Kasas Suresi 14, 15, 16, 17, 18, 19,20 ve 21. Ayetleridir. Bu ayetlerin dilimize tercümesi ise şöyledir. Musa olgunluk çağına varıp, kıvamını bulunca. Ona hükmü ve ilmi verdik. İşte iyileri böylece mükâfatlandırırız. Musa, şehir halkının haberi olmadığı bir zamanda şehre girdi. İki adamı kavga ederken buldu. Biri kendi tarafından (Yahudi),  biri de düşmanlarından (Mısırlı Kıpti). Kendi tarafından olan, düşmanından olana karşı Musa’dan yardım istedi. Musa ona bir yumruk vurdu, işini bitirdi. Musa dedi ki: “Bu şeytanın işindendir. Şüphesiz şeytan apaçık saptıran bir düşmandır.”  Musa “Rabbim, doğrusu ben nefsime zulmettim. Beni affet” dedi. Allah da onu hemen affetti. Çünkü Allah affedicidir, rahmet edicidir. (Musa)”Rabbim, bana verdiğin  nimet hakkı için artık suçlulara arka çıkmayacağım” dedi. Şehirde korkarak ve gözetleyerek sabahladı. Bir baktı ki dün kendinden yardım isteyen adam yine Musa’nın yardım etmesi için bağırıyor. Musa ona “ şüphesiz sen apaçık bir azgınsın” dedi.  Musa ikisinin de düşmanı olanı yakalamak isteyince (Yahudi adam) dediki: “Ey Musa dün bir adamı öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edenlerden olmak istemiyorsun”. Şehrin en uzak yerinden bir adam geldi ve dedi: “Ya Musa, ileri gelenler, seni öldürmek için, senin hakkında görüşme yapıyorlar. Sen şehirden çık. Ben sana nasihat edenlerdenim”. (Musa) korkarak ve gözetleyerek şehirden çıktı. “Rabbim zalim kavimlerden beni kurtar” dedi.

Yukarda mealini verdiğim ayetlerin genel anlamı Hz. Musa’nın yeni yetmelik döneminden çıkıp gençlik dönemine girdiği ve kendisine peygamberlik verildiği bir dönemde, firavunların hâkim olduğu, Yahudilere çok büyük zulümlerin yapıldığı bir şehirde bir Kıpti ile bir Yahudi’nin kavga ettiğini görür.  Yahudi olan Hz. Musa’dan yardım ister. Hz. Musa kimin haklı, kimin haksız olduğunu araştırmadan kendi kavminden olan Yahudiye yardım etmek için Kıpti’ye bir yumruk vurup onu öldürür. Ancak Hz. Musa olayın hemen sonunda, insana apaçık düşman olan şeytana uymaktan, nefsine zulmetmekten ve suçlulara arka çıkmış olmaktan pişman olmuş, yaptığından dolayı Allahtan kendisini affetmesini dilemiştir. Affedici ve rahmet edici Allah (c.c.) Hz. Musa’yı affetti. Geceyi gizlenerek geçiren Hz. Musa ertesi günü şehre yeniden indiğinde arka çıktığı Yahudi kendisinden yine yardım istediğinde “Şüphesiz sen apaçık bir azgınsın” diyerek teklifini geri çevirdi. Böylece suçlu ve haksız olan bir kişinin kendi kavminden de olsa yardım talebini reddetti.

Bu durum tam da İslâm dininin mensuplarına telkin ve tavsiyesidir.

Not: bir süre yazılarıma ara vereceğim. Yazmam gerektiği zamanda sizlerle tekrar buluşmak üzere kalın sağlıcakla.

 

 

 

Bu yazı toplam 2656 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim