• BIST 90.383
  • Altın 144,353
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Bolu 9 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C

KYOTO PROTOKOLÜ VE GÖYNÜK TERMİK SANTRALİ!

N. Gürkan Yetkin

Türkiye'nin, Kyoto Protokolüne katılmasının uygun bulunduğuna ilişkin kanun tasarısı, tasarı maddelerinin görüşülmesinden sonra 2009 yılında TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Peki Kyoto Protokolü ne idi?

Kyoto Protokolü, gelişmiş ülkelerin 2000 yılındaki sera gazı emisyonlarını 1990 yılı seviyesinde tutmak için,1992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) yükümlülüklerin daha sıkı hale getirilmesi ve bağlayıcı bir belge olması amacıyla hazırlanmıştır. Kyoto Protokolü'nün hedefi, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmenin EK-I'inde yer alan ülkelerin sera gazı salışlarını 2012 yılına kadar 1990 seviyesinin % 5.2 altına düşürmektir.

Kyoto Protokolü'nün yürürlüğe girebilmesi için 1990 yılında hesaplanan toplam CO2 emisyon miktarının en az %55'inden sorumlu EK-I ülkelerinin içinde yer alacağı 55 ülke tarafından onaylanmasının gerekliliği ve ABD'nin Protokolü onaylamaması nedeniyle 1997 yılında oluşturulan Protokol uzun sure yürürlüğe girememiştir. Rusya Federasyonunun 18 Kasım 2004 yılında Protokolü onaylamasıyla birlikte Kyoto Protokolü 16 Şubat 2005 yılında resmen yürürlüğe girmiştir.

Ozon Tabakasını İncelten Maddelere Dair Montreal Protokolü ile kontrol altına alınan sera gazları dışında kalan gazlar Kyoto Protokolü kapsamına alınmış ve Protokol ile ilk etapta 6 sera gazının toplam emisyonuna sınırlama getirilmiştir. Bu gazlar:

Karbon dioksit (Co2)
Metan (Ch4)
Diazot Monoksit (N2O)
Kükürt hekzaflorid (Sf6)
Perflorokarbonlar (PFCs)
Hidroflorokarbonlar (HFCs)

İsmini Japonya'nın Kyoto kentinden alan Kyoto Protokolü, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalandı. Protokolü imzalayan ülkeler, karbondioksit ve sera etkisine neden olan bu beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salınım ticareti yoluyla haklarını artırmaya taraf oldular.

Protokol, ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990'daki düzeylere düşürmelerini gerekli kılıyor. 1997'de imzalanan protokol, 2005'te yürürlüğe girdi. En fazla sera gazı üreten ülke olan ABD, Protokülü imzalamaktan kaçıyor. Türkiye endüstrileşmiş ABD ve Batı Avrupa ülkeleri kadar sera gazı üretmiyor.

Ancak petrol, kömür ve doğalgaza bağımlılığını hızla artırmakta olan bir ülke olduğu için sera gazı salınımlarını hızla artırıyor

KYOTO SONRASI NELER DEĞİŞECEK?

*Endüstri, motorlu taşıtlar ve ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik mevzuat yeniden düzenlenecek,

*Daha az enerji ile ısınma, daha az enerji tüketen araçlarla uzun yol alma, daha az enerji tüketen teknoloji sistemlerini endüstriye yerleştirme sağlanacak,

*Güneş enerjisinin önü açılacak.

*Ulaşımda, çöp depolamada çevrecilik temel ilke olacak,

*Alternatif enerji kaynaklarına yönelinecek,

*Çimento, demir-çelik ve kireç fabrikaları gibi yüksek enerji tüketen işletmelerde atık işlemleri yeniden düzenlenecek,

*Fosil yakıtlar yerine örneğin bio dizel yakıt kullanılacak,

*Termik santrallerde daha az karbon çıkartan sistemler devreye sokulacak ve bazı termik santrallerin kapanması gerekecek,
Nükleer enerjide karbon sıfır olduğu için dünyada bu  enerji ön plana çıkarılacak,

*Fazla yakıt tüketen ve fazla karbon üretenden daha fazla vergi alınacaktır.

Kyoto Protokolü, Türkiye'yi gelişmiş ülkelerle aynı listede yani EK-1'de gösteriyor. EK-1 en fazla yükümlülük üstlenen ülkelerin bulunduğu listeden oluşuyor. Türkiye gibi Kyoto Protokolü'ne taraf olmayan ve toplam nüfusu 250 milyon olan 25 ülkenin emisyonu yılda 500 milyon tona yakın. Bu miktarın yüzde 60'ını Türkiye tek başına salıyor. Türkiye bu oranla, en fazla emisyon salan 25 ülke arasında 22'inci sırada yer alıyor.

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) hazırladığı rapora göre, müzakere edilmeden imzalanması halinde Kyoto Protokolü'nün Türkiye'ye maliyeti ağır olacağı belirtiliyor. DPT'nin İklim Değişikliği Meclis Araştırma Komisyonu'na sunduğu rapora göre, oluşacak maliyet GSYİH'in en az yüzde 10'u ile en fazla yüzde 37'si (40 ile 148 milyar dolar) arasında değişeceği altı çizili bir şekilde belirtiliyor.Türkiye'nin 2009 yılına gelene kadar Kyoto Protokolü'ne taraf olmamasında en büyük etken işte bu maliyet hesaplarıydı.

Kyoto Protokolü kapsamında verilen taahhütlere göre, taraf ülkelerin sera etkisi yaratan gaz salınımlarını 2008-2012 aralığında 1990 seviyesine, yani yüzde 8'e çekmeleri isteniyor. Türkiye de gelişmiş ülkeler seviyesindeki yaptırımlara tabi tutulduğu için bugüne kadar anlaşmaya taraf olmaktan kaçınmıştı.

Türkiye'nin kişi başına düşen sera gazı ortalaması OECD ve AB ülkelerinin çok gerisinde. Ama bu ortalama 70 milyonluk nüfusuyla çarpıldığında, Türkiye'yi en çok sera gazı üreten ülkeler sıralamasında 13'üncü sıraya yükseltiyor. Enerji Bakanlığı'ndan mart ayında AB'ye yollanan yazıda özetle, "Türkiye Kyoto'yu imzalarsa enerji politikası çöker. Doğalgazda Rusya ve İran'a bağımlılığı artar. Bütün kömür santrallarımızı kapatmak zorunda kalırız. Kyoto'ya imza atmak Türkiye'ye 20 milyar dolarlık ek yatırım yükü getirir" görüşü savunulmuştu.

Şimdi Türkiye bir yandan Kyoto Protokolüne dahil olacak ,bir yandan da ülkenin çeşitli noktalarına Kömür Yakıt kullanan termik santraller inşa edecek.Bu garip değil mi?

İşi derinlemesine incelersek aslında değil.

Çünkü enerji sektörü oldukça karlı bir sektör ve özellikle Avrupa ülkelerindeki termik santrallerin kapanması gündeme geldiğinden kapanan santrallerin ekipmanlarını oldukça ucuza kapatmak mümkün.

Ayrıca işin riskide yok!

Nasıl mı?

Devletle yapılan alım anlaşmasına göre Termik Santrallerin devlet tarafından kapatılması durumunda dahi yatırımcı şirket sanki elektirik enerjisi satmış gibi parasını almaya devam ediyor.

Yıl 2011.2012 yılında Kyoto Protokolü gereği ülkemizin ciddi tedbirler alması gerekirken birileri Göynük İlçemizde Himmetoğlu Kömür Ocakları Mevkiinde bir termik santral yapılması için ihaleye çıktı.Bu ihale sonucunda İhaleyi alan firma Nisan ayında temel atma töreni yaparak ilk kazmayı vuracak.Bu sayede hem Kyoto Protokolünün hemde ilçenin köküne kibrit suyu dökülmüş olunacak.

Göynük İlçemiz yapılacak olan bu termik santral ile bir istihdam alanı doğacak zannetmekte.Eğer ülkedeki örnek Termik Santraller incelendiğinde görülecektir ki ,işin gerçek yönü hiçte öyle olmuyor.Bununlada kalmıyor.Termik santrallerin soğutulmasında su kaynağı gerekli olduğu için mevcut su kaynaklarıda bu sayede mahvedilmiş olunuyor.Termik santral yapılan bir çok yörede balıkçılığın ve tarımın bittiği mahkeme kayıtlarında yer alan bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiş halde.

Kısaca Nisan ayında temel atma töreninde o yöre insanının bol bol fotoğraf çektirmesi gerekiyor.Çünkü asla o fotoğraflardaki görüntüleri ileriki yıllarda göremeyecekler!Ayrıca soluyacakları hava eskisi gibi olmayacağı için birçokları o fotoğraflara dahi bakamayacak!

Şimdi, bu muhteşem eseri Bolumuza kazandıranların emeklerini atlamamak çok önemli!

Özellikle, bu termik santralin yapımı için özel çaba harcayan milletvekilimiz Sayın Yüksel Coşkunyürek'i asla ve asla!

Yapılacak Termik Santralin girişine ismini kazımak gerkir ki ,yıllar geçse dahi unutulmasın!

Çok mu gerekli idi bu bölgeye bir termik santral yapılması?

İşin aslına bakarsanız hiçbir şekilde anlamı yok!

Çünkü yanıbaşımızda Çayırhan Termik Santrali mevcut!

İlk özellleştirilen termik santrallerimizden.Park Holding bünyesindeki Park Enerji Şirketi işletmekte.

Zaten 2001 senesinde Göynük Kömür Ocakları özelleştirme kapsamında özelleştirildiğinde yapılan ihaleyi alan firma aynı Holding.Amacı da, mevcut termik santrale çok yakın olan bu kömür ocağından elde edilecek kömürle, santrali çalıştırmak.Yıllık bir milyon ton kömür çıkarmayı taahhüt etmiş o tarihte.Ancak yöre halkı ayaklanmış,mahkemeye vermiş ve yürütmeyi durdurmuş.Ardından ihalenin iptali ve yıllarca atıl kalan tesis.

Göynük kömür ocakları bu iş için oldukça avantajlı.Avantajı ise açık işletme olması.Yani kömür cevherinin yüzeye yakın olması ve yapılan hafriyat çalışmaları ile ana damara ulaşılmış halde olması.Yıllarca hafriyat yapıldığı hiç üretim yapılmadığı için devletteyken zarar etmiş bir işletme olarak kayıtlrda geçmekte.
İşletmenin açık işletme olması üretimin çok kolay ,hızlı ve oldukça fazla olma imkanını sağlıyor.Çıkan kömürün, özellikleri bakımından ideal bir termik santral yakıtı olduğunu söylememe gerek var mı bilmiyorum?

Asıl istihdam,bu ocakların işletilmesi ,çıkan kömürün Çayırhan Termik Santrali'ne nakliyesi ile oluşacak iken, artık bu imkanın önü tamamen kesilmiştir.Burada tek gaye ,Park Holding Yönetim Kurulu Başkanı ile bir türlü yürütülemeyen ikili ilişkiler münasebetiyle Park Holding'e çelme takma !

Bir tarafta Kyoto Protokolü diğer tarafta Göynük Termik Santrali!

Asıl gariplik bu değil!

Hangi yöreye Termik Santral yapılmaya kalkışılmışsa o yöre halkı ayaklanmış ve Mahkemelere başvurmuştur.Hala Gökova Termik Santrali'nin davaları devam etmektedir.Ülke genelinde hal böyle iken ,Bolumuzda ve Göynük İlçemizde tepki olmaması ,siyasilerimizin bu hadiseyi görmezden gelmelerini anlamak mümkün değil!

Öncelikle şunu anlamak gerekiyor!

Bu bir hizmet değil ,Bolumuza ,o yörenin insanına atılmış en büyük kazık!

Bu öyle sinsi bir kazık ki ,zaralarını algılamaya başladığımızda yıllar geçmiş olacak.Bitki örtüsünün tahribatı ,Santralden çıkan kirli soğutma sularının tahliyesi ile mmevcut kaynakların deformasyonu ve solunum yolu hastalıklarındaki artış!Yöre insanını bekleyen kader işte tam olarak bu!

Şimdi birileri diyecek ki “Teknoloji ilerledi!Yapılacak olan bu termik santral en son teknoloji ürünü!Öyle filitre sistemleri var ki,mevcut havayı bile temizleyecek derecede!Bu santral sayesinde hepiniz köşeyi döneceksiniz!Ülkemiz kalkınacak!vb.”

İşte bu sözler için şimdiden külahım hazır!

Birileri ona anlatsın bu palavraları diye!

07.02.2011

Bu yazı toplam 2825 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim