• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404
  • Bolu 28 °C
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 29 °C

Laf bilirsen konuş

Mustafa Namdar

Çocukluktan gençliğe geçiş dönemlerinde özelliklede gençlik yıllarımda çok sık duyduğum sözcüklerden birsiydi, “ laf bilirsen konuş dinlesinler seni. Laf bilmiyorsan sükut et adam sansınlar seni.”

    Laf bilmek nasıl olur? Laf bilmek okuyup bilgilenmekle, dinleyip, görüp, öğrenmekle ne konuşma eksersizleri yapmakla olur. Konuşmak istersin evde anne baba konuşturmaz. “ Sen sus! Büyüklerin yanında lafa karışılmaz! Sorarlarsa konuşursun!” Okulda konuşmak istersin. “ders anlatırken konuyu bölme! Öğretmen konuşurken konuşulmaz! Konuşma sessiz dur!”

    Bir taraftan da gereksiz anlaşmazlıkların çözümünde formül hemen konur önünüze. “Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşırlar.” “Meramını anlatmaktan aciz olanlar işi yumruğa döker.” Ve son dönemlerin meşhur olan sözcüğü “ konuşan Türkiye olsun istiyoruz.” Gene hemen arkasından “ağzı olan konuşuyor.” Suçlaması...

    Eğitim- öğretim sistemimizden ağırlığı olan yazılı sınavlarda anlatımdan uzak evet, hayır, doğru, yanlış merkezli test uygulaması. Bir tarafta insanların duygularını dile getiren anlamlı güzel sözcüklerin yan yana getirilmesi ile ifadesini bulan bir kompozisyon. Diğer tarafta soruyu anlamayan,yorumlayamayan, suçlamasıyla yazı tura seçimiyle yapılan test uygulamaları.

    Tüm bu ve benzeri olumsuzlukların yanında, sportif müsabakalar gibi anlatım ve ifade etme becerisinin kazandırılmasını amaçlayan, öğrencileri araştırmaya yönelten, öğrendiklerini savunan ya da yeren cümlelerle konuşma becerisinin kazanıldığı münazaralar yapılırdı okullarımızda. Münazaranın özü bildiklerini anlatmak değil, savunduğu tezi için, bilgisini yerinde kullanmak, rakibinin ileri sürdüğü düşünceyi anında yorumlayıp karşı bilgiyi çürütmek.

    Kısacası münazara için bilmek, yorumlamak ve anlatmak gerekli. Günümüz insanları bu konuda her tür olanağa sahip. Bilgi işlem çağında insanlar istedikleri zaman istedikleri bilgiye ulaşabiliyorlar. Ne var ki bildiklerini karşı tarafa aktarmakta tembelleşiyor ya da önemsemiyor gibi.

    Geçenlerde bir iş için bir okulumuza gittim. Günümüz eğitiminde öğretmen öğrenci merkezli modelin tartışmaları kamuoyunda tartışıla dursun konuyu öğrenci gözüyle değerlendirmek için iki okul kendi arasında yıllardır unutulan uygulamayı yapıyor gördüm, şaşırdım. Konu: “ Eğitim öğretim sürecinde öğrenci mi, öğretmen mi aktif olmalıdır?” Aşkolsun! Neden haberimiz olmadı dediğimde. Basına haber vermedik. Kendi aramızda yapılan bir etkinlik dediler, üzüldüm.

    Oysa böylesi güzel bir tesadüften son derece mutlu olmuştum. Basında hep olumsuzlukları kamuoyuna bildirmek yerine böyle güzel bir etkinliği duyurmanın önemini düşündüm. Öğrencilerin isimlerini, okullarını not ediyorken birden aklıma düştü. Kimseyi rahatsız etmenin anlamı yoktu. Basına bilgi verilmediğine göre bir nedeni olmalıydı. Anlayamadığım nedenin ne olduğuydu? 10 dakika kaldım kalmadım kimseye haber vermeden oradan ayrıldım.

    Hala düşünüyorum böylesi güzelliklerin paylaşılmasındaki sıkıntı ne olabilir? Hala düşünüyorum bu insanlara çevrede olan güzellikleri anlatamadığımız sürece güzel konuşmalarını, güzel davranış göstermelerini nasıl öğreteceğiz? Adam sansınlar diye hala susmak mı gerekiyor, anlamakta zorlanıyorum.

28.02.2006

Bu yazı toplam 260 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim