• BIST 98.398
  • Altın 234,102
  • Dolar 6,0948
  • Euro 7,1545
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 14 °C

LEB-İ DERYA MUHABBET

LEB-İ DERYA MUHABBET

Leb-i Derya uzun bir aradan sonra kaldığı yerden devam ediyor. Bu sefer konuğum Bolu'nun Yener Abisi, yani Yener Bandakçıoğlu. Bir sabah beni evlerine konuk ettiler ve başladık konuşmaya.

Meslek hayatında da, evlilik yaşamında da koskoca bir 45 yılı devirdi Yener Bandakçıoğlu. Onun siyaset ve Boluspor maceralarını hepimiz az çok biliyoruz, ama bizim asıl konumuz Yener Bandakçıoğlu'nu eşi Aygün Hanım'a o mektupları yazdıracak aşkı oldu. Onu ilk görüşü, onun için askeriye aracını okulun kapısına çekmesi, konuşmak için aylarca beklemesi. Sert kişiliğinin altında yatan koskoca sevgi dolu bir yüreği olduğunu görüyoruz Yener Abi'nin. Aşk mektuplarını soruyorsanız, elbette onları da yayınlayacağım.

Çocukluğunuz nerelerde geçti? Bildiğim kadarıyla babanız memurdu.

Ben 1940 yılında rahmetli babamın mal müdürü olduğu Düzce'de dünyaya gelmişim. Düzce ile ilgili fazla anım yok. Babam Bolu'nun ilçelerinde mal müdürlüğü yaptı. Akçakoca, Göynük, Gerede'de bulunduk. Düzce'ye 1944 yılında tekrar gittik.1944 Düzce depreminde ordaydık. Depremdeki anım karların üzerine çadırların kurulması ve bizim çadırların içinde soba yakmamız. O manzarayı hiç unutmam.1946'da Bolu'ya döndük. Bolu'da Gazi Paşa İlköğretim Okulu'nda ilkokula başladım. Bir yıl orda okuduktan sonra babamın tayini Adana'ya çıktı. Adana'ya gittik. İlkokul iki, üç, dört ve beşi Adana'da okudum. Ortaokula Adana'da başladım. Tekrar tayin çıktı Bursa'ya geldik. Ortaokul bir, iki, üç ve lise biri Bursa'da okudum.

Adana'yı nasıl hatırlıyorsunuz?

Adana'yı çok iyi hatırlarım. Adana şimdiki gibi gelişmiş şehir değildi. Türkiye'nin büyük şehirlerinden biriydi. En büyük özelliği Seyhan Nehri Adana şehrini tam ortadan ikiye böler.

Nehre yüzmeye gider miydiniz?

Maalesef yüzme öğrenemedim, sebebi de babamın üzerimdeki titizliğidir. Rahmetli babam yüzmeye gitmeme izin vermezdi. Bolu'da bulunduğumuz zamanlarda arkadaşlarım Büyüksu'ya yüzmeye gidip yüzme öğrendikleri halde, ben babamın korkusundan ve bana izin vermemesinden, yüzmeye gidemedim ve yüzme öğrenemedim. Adana'da çiğ köfte yemesini öğrendim. Şalgam suyu içmesini öğrendim. Çiğ köfte ve şalgam suyuna şuan da dayanamam. O günlerden kalma bir alışkanlıktır.

Hanımın Çiftliği'ni izliyorsanız, Demokrat Parti'nin iktidara geçtiği dönemi anlatıyor.

Dizi izlemem.1950 Demokrat Parti'nin iktidara gelişi. Celal Bayar Demokrat Parti Genel Başkanıydı. Adana'da çok büyük miting yaptılar ben on yaşındaydım. O mitingi seyretmeye gittim. Şimdiki teknik şeyler yoktu, Celal Bayar bir taksinin üstüne çıktı öyle hatırlıyorum. Konuşma yaptı. Bizim siyasetle ilgimiz o zamanlardan başladı. Babam doğuştan CHP'liydi.

O dönem Adana'da gerginlik oldu mu hatırlıyor musunuz?

Hiçbir şekilde gerginlik olmadı. Çok büyük bir miting yapıldı. Halkta bir coşku vardı. Demokrat Parti'nin iktidara geleceği belli oluyordu. CHP görüşümüz değişmedi. Eşim de, ailesi de hep CHP'liler. Karabük'te tanınmış CHP'lilerdir. Siyasette bir ayrılık yaşamadık, hep CHP'li olarak devam ediyoruz.

Daha sonra Bursa'ya gidiyorsunuz.

Dört sene Adana'da kaldıktan sonra, babamın tayini Bursa'ya çıktı. Çelebi Mehmet Ortaokulu'nda orta bir, iki, üçü okudum. Atatürk Erkek Lisesi Türkiye'nin sayılı liselerinden biriydi. Orada lise biri okudum. Ayhan Seval ağabeyimiz yatılı öğrenciydi. İcra memuru Ahmet Usluoğlu, Yüksek Mühendis Kemal Kahraman rahmetli oldu. Hemşehrilik duygusuyla özellikle Ahmet Ağabey bize gelirdi, hafta sonu annem onlara Bolu'nun etli mantısını yapardı. Çok memnun olurlardı. Lise biri bitirdikten sonra babam emekli oldu.1955 yılında memleketimize döndük. Lise ikiye başladım Bolu Lisesi'nde. 1956 ilk mezunlarından olarak liseyi bitirdim.

Adana'da ilkokul aşkınız var mıydı?

Diğer arkadaşlardan farklı ilgi duyduğumuz kız arkadaşlarımız vardı. Yapım itibariyle herkese karşı aynı mesafede olduğumdan bütün arkadaşlarımla iyi diyaloglarım oldu. İlkokul aşkım var da, yok da diyemem. O zamanlar daha çok baktığımız, gülümsediğimiz arkadaşlarımız vardı. İlkokulda başarılı bir çocuktum, zaman zaman öğretmenim yerine ben arkadaşlarımla meşgul olurdum. Onun sağladığı bir şey olabilir. Kızların bana karşı ilgisi vardı.

Aşk mektubu aldınız mı?

Yok, almadım. Belki benden korkarlardı, hayatım boyunca sert ve disiplinli bir insandım. Yaratılışımdan kaynaklanan sert yüzümden dolayı benden uzak durmayı yeğlerlerdi.

Babanız da mı böyleydi?

Babam çok ciddi bir insandı. Annem son derece uygar, sosyal yönü çok kuvvetli bir insandı. Annem burada üç devre Bahçelievler Muhtarlığı yaptı. Annem de ciddi bir insandı, ben ciddiyetimi aileden almışım.

Çocuklarınıza babanız gibi mi yaklaşıyorsunuz?

Ben çok disiplinli olduğum için çocuklarıma da aynen yansıtırdım. Benden çok korkarlardı, hem kızımla, hem oğlumla gözlerimle konuşurdum. Ben baktığım zaman kaçacak delik ararlardı. Onlara hep zayıf getirirseniz, sınıfta kalırsanız size hiçbir şey yapmam. Öğretmenlerinizden, mahalledeki komşularınızdan, arkadaşlarınızdan bir şikâyet geldiği zaman kendinizi yok bilin derdim.

Yıllar sonra bu tutumunuzdan şikâyet ettiler mi?

Arada bir şikâyet ediyorlar. 'Dayağını yedik diyorlar.' Bilhassa oğlum arada bir bana hatırlatır. Aldıkları terbiyeden fevkalade memnunlar, bu terbiyeyle bugün cemiyet hayatında çok iyi yerlere geldiler.

Liseyi bitirdikten sonra üniversiteye nasıl gittiniz?

Liseyi bitirdikten sonra içimde siyasi merak vardı. Liseyi birincilikle bitirdim. O zaman okul birincileri istedikleri fakülteye kayıtlarını yatırabiliyorlardı, sınav yoktu. Avukat olayım memleketimde siyasete devam ederim dedim. Ankara Hukuk Fakültesine kaydımı yaptırdık. 1962 yılında Ankara Hukuk Fakültesi'nden mezun oldum. Fakülteye devam etmedim, günlerimi Bolu'da geçiriyordum. Devamsız bir talebeydim.1958 yılında 18 yaşındaydım, Vahab Tuncer'in Yeni Hamle Gazetesi'nde köşe yazarlığına başladım. Sabahattin Eratalar benim halamın oğludur. Vahab Bey de Sabahattin Eratalar'la çok samimiydi. Bir gün bir yazı yazdım, ana caddenin istimlakı var. Sabahattin Abiye verdim, o da Vahab Bey'e vermiş, çok da meraklıyım, yerel gazeteleri takip ediyorum. Ertesi gün bir baktım benim yazı gazetenin baş makalesi birinci sayfada, gözlerime inanamadım.

Yeni Hamle CHP'lilerin miydi?

Vahab Bey'e CHP'li diyebiliriz. Gazete direk CHP propagandası yapmazdı. Vahab Bey gazeteyi kurmadan önce, CHP İl Başkanlığı'nın kâtibiydi. Çok güzel şiir yazardı, kitapları vardı. Kütüphanelerde kitaplarını bulabilirsiniz. Kemal Özkan da Yeni Hamle Matbaası'na ortaktı. Ben gazetede yazıyordum, Yeni Eczane'ye takılıyordum. O arada Turgut Çuha siyasetle ilgileniyor. Milletvekili olmak istiyor. Turgut Çuha bendeki cevheri keşfetti. Bana transfer teklif etti. O gazeteyi bırak Abant Gazetesi'ne gel, Yazı İşleri Müdürlüğü yap, hem de yazılarına devam et dedi. Ben de Yeni Hamle Gazetesi'ni bıraktım. Turgut Çuha'nın Abant Gazetesi'nde yazmaya başladım ve orda Yazı İşleri Müdürlüğü yaptım. Fakülte hayatım boyunca Yeni Eczane'den, Turgut Çuha'dan ayrılmadım.1961 yılında Turgut Çuha, Adalet Patisi'nden Bolu Milletvekili seçildi.

Ankara'da faaliyetlerde bulundunuz mu?

Hiçbir faaliyette bulunmadım. Bolu'daydım, fakültenin imtihanları için Ankara'ya gidiyordum. Ankara Hukuk Fakültesi'ni beş yılda bitirdim. Bir yıl firem var. Arada bir giderek imtihanlarla okulu bitirdim. Arada bir halk kütüphanesine ders çalışmak için giderdim. 1960 ihtilalinden sonra Milli Birlik Komitesi gazetelerin kalitesini yükseltmek için gazetelere bazı sınırlamalar getirdi. Yerel gazeteler birleşmek mecburiyetinde kaldı. Yeni Hamle, Abant, Express Gazetesi birleştiler. Sesimiz adıyla Bolu'da tek günlük gazete çıkmaya başladı. Basın faaliyetlerimiz dolayısıyla Sesimiz Gazetesi'ne Yazı İşleri Müdürü oldum. On yedi yıl devam etti Yazı İşleri Müdürlüğüm. 1977 yerel seçimlerine kadar Sesimiz Gazetesi'nde Yazı İşleri Müdürü olarak çalıştım. Avukatlığın yanı sıra hem politikaya devam ettim, hem de gazeteye devam ettim. 1977 yılında gazeteden ayrıldım.

Neden ayrıldınız?

Yazı İşleri Müdürü olduğum gazete, benim o zaman rakibim olan Adalet Partisi adayı Muzaffer Işın lehine yayın yaptı, ben de CHP Bolu Belediye Başkan adayıyım. Bunun nedeni tahminimce Muzaffer Işın'ın Bolu'nun en zenginlerinden olması, gazeteyi maddi olarak desteklemesi olarak görüyorum. Ben genç bir avukattım. O kadar param olmadığı için gazeteye fazla para veremedim. 17 yıllık hizmetimi bir tarafa attılar.

Sonra Bolu'nun Sesi'nde yazmaya başladınız değil mi?

1992 yıllarına doğru Kamuran Alagözoğlu'yla Metin Ferah bir gün yazıhaneme geldiler. Benim basına dönme gibi düşüncem yoktu. Bana “Ağabey biz Bolu'da haftalık gazete çıkaracağız. Seni Yazı İşleri Müdürü yapmak istiyoruz” dediler. Kıramadım, tamam Yazı İşleri Müdürlüğünüzü yapayım. Benden fazla yazı istemeyin. Avukatlığıma devam ediyorum. Yazabilirsem yazarım dedim. Bir de transfer teklifinde bulundular. Bolunun Sesi Gazetesi'nin yeri şimdi Ticaret Odası'nın yerindeydi. Onun arka balkonu çok güzeldi, her yer görünürdü. Her Pazar orada mangal yapacağız. Benim transfer ücretim buydu. O zamanlar biraz içerdim. Orda mangal yapılması hoşuma gitti. Kabul ettim, yazmaya başladım. Bu yıllarca devam etti. Benim yazılarımla ilgili Kamuran ile aramızda bir şey oldu. Kamuran'a kırgınlığım yoktur. Yazları arkadaşlarımızla ayda birkaç defa balığa giderdik. Ben balık serüvenlerini gazeteye yazmaya başladım. Kimileri bundan çok hoşlandı, kimileri hoşlanmadı Yener ağabey yeme içme yazısı yazıyor dediler. Derken bizim balık yazıları çoğalmış galiba Kamuran da bunu eleştirdi. Ben de buna üzüldüm. Ben köşe yazarıyım köşe yazarına kimse müdahele edemez. Ayrıldım oradan, Kamuran'a darıldım. Bir süre ayrı kaldık. Latif Yıldız Bolu'da Yeni Hayat'ın patronuydu. Israrla diğer gazetelerde olduğu gibi beni kendi gazetesine davet etti. 2005 yılında Filiz Restaurant'ta bana yemek verdi. Bu yemeğe Yılmaz Becikoğlu, Süha Alpaslan, Mehmet Karakaşoğlu katıldı. Yılmaz Becikoğlu da o gazeteye geçmem için çok ısrar etti. O yemekte ben, Süha Alpaslan, Mehmet Karakaşoğlu Bolu'da Yeni Hayat Gazetesi'ne geçmeye karar verdik. Süha Bey'le, Mehmet Bey'in Yeni Hayat'a geçmeleri mümkün olmadı. Mehmet Karakaşoğlu bir ara geldi, Süha hiç gelmedi. Süha Alpaslan daha sonra Bolu Gündem Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni oldu. Arada bir yazılarımda da ifade ediyorum. Süha, Bolu Gündem'de genel yayın yönetmeni olduktan sonra Bolu Gündem'in çehresi değişti, şuanda Bolu'nun en kaliteli, en güzel gazetesi haline geldi. Belki de iyi oldu Süha'nın Yeni Hayat'a gelmemesi o açıdan. İlk yazımın çıktığı o tarihten bu tarihe kadar 50 yıllık basın hayatımı geride bıraktım. Yarım asırı bitirdik, bakalım nereye kadar devam edeceğiz.

Aygül Hanım'la nerede, nasıl tanıştınız? Kim kimi beğendi?

Ben askerliğimi Polatlı Topçu Okulu'nda yaptım. Altı aylık eğitimden sonra görev yerlerimizin belirlenmesi için kura çekildi. Bana Gebze Topçu Alayı çıktı. Kura çekenler birbiriyle değiştirebiliyorlardı. Soruşturdum Bolu'yu İstanbullu bir arkadaş çekmiş. Hemen o arkadaşla biz yerlerimizi değiştirdik. Bolu'ya geldim. Askerliğimi de Bolu'da şimdiki tugayın olduğu yerde yaptım. Her gün askeri araçla gidip geliyoruz. Ben Bolulu olduğum için havam da fazlaydı. Her gün arabanın arkasına otururdum. O arada eşimi gördüm. Karabük'ten gelmiş Kız Enstitüsü'nde yatılı okuyor. Garnizona gidip gelirken Aygül Hanımı gördüm ve ona aşık oldum.

İlk görüşte aşk mı?

Valla öyle oldu, çok beğendim. Onlar da hafta sonu çarşıya çıkıyorlardı, ben de hep Yeni Eczane'ye takılırdım. Süvariler vardı. Aygül Hanım da arkadaşlarıyla Süvariler'e malzeme almaya gelirdi. Süvariler'den çıkarlar okula malzeme almaya giderlerdi. Ben de iki dükkânın sahibini çok iyi tanırdım. Aygül Hanım ne zaman Süvariler'e gitse ben tezgâha geçiyorum. Hizmet ediyorum. Şekerci dükkânına geçiyorum, oradan fındık fıstık alırken ben veriyorum. Kitapçı Cahit ağabeyin dükkânı vardı. Eczanenin yanında oradan kitap alırken arkalarından ben de gidiyordum.

Hemen Aygül Hanıma açıldınız mı?

Platonik olarak karşılıklı bakışmalarla çok iyiydi. O dönem muhafazakârdı öyle el ele gezemezdin. Bir müddet sonra konuşmaya başladık. Taburda sözü geçen yedek subaylardan biriydim. Kantine ben bakardım. Taburda konferans olur ben yapardım. Bolu'ya gelirdik ara sıra malzeme almak için, bir gün kafam bozuldu. Koca Cemseyi okulun önüne çektim. Millet şaşırdı, askeri araç ne arıyor burada diye. Aygül Hanımı görmek için böyle deliliklerim de oldu.

Aygül Hanım yüz vermedi mi?

Bakışlarıyla verdi. Onun da çok ciddi bir ailesi vardı. Korkuyordu, o zaman şartlar öyleydi.

Sizde de var mıydı bir şeyler Aygül Hanım?

O zaman beğenmiştim. Çarşı alışverişlerinde gördüm. Dükkânlarda karşıma çıkıyordu. Parayı elimden almak için kasaya geçiyordu. Tabiî ki beğendim Yener Bey'i ama ailenin tek çocuğuydum. Benden yirmi yaş büyük ağabeyim vardı. Annem de “askere kız vermem alır götürür uzağa” derdi. Yener'i de subay kıyafetleriyle görüyorum. Yedek subay mı dedim anlamam rütbelerden çünkü. Annem askere kız vermez dedim. Arkadaşlarımızla kendi aramızda konuşuyorduk. Aileden çok korkan bir çocuktum. Soruşturuyorum ben Yener Beyi avukat, yedek subay. Öğretmenlerimiz duydu, Bolu bir avuç yer. Beni hemen sorguya çektiler annemi de çok iyi tanıyorlar. Müdire hanım ummadığım dağlara kar yağdı demiş. Feride Hanım asla buraya kızını vermez demiş. Bana da “sen ciddi misin” dediler. Hocam Allah yazdıysa olur dedim sonra devam etti. İki sene sonra okul bitti. Sonra Bolu'ya gelin geldim.

Anneniz karşı çıktı mı?

Hiç karşı çıkan olmadı. Allah yazmış işte abim geldi. Yener'le tanıştılar çok sevdi. Bize benziyor ben çok beğendim dedi. Mektuplaşıyorduk, Karabük'e gittiğinde isteteceğim seni dedi.

Mektuplar duruyor mu?

Aygül Hanım hemen cevaplıyor yarı utangaç bir şekilde: “Duruyor saklıyoruz çocuklar görürse utanırım. Çok gizli bir yerde duruyor. Çok güzel mektuplar.

Yener Bey'in faal olmasından dolayı şikâyet eder miydiniz?

Çocukların büyüme döneminde Bolusporla kendini çok verdi. Çocukların eğitimiyle ben ilgilendim. O dönem yalnız kaldık. Bazen çok üzülüyordum. Boluspor'a da kızıyordum. (Yener bey hemen müdahale ediyor) Bir baba olarak ne kızımın ne oğlumun okuluna gitmemişimdir. Prensip olarak. Öğretmenleri velileri olurdu, biz olmadık. (Aygül Hanım) Kızımızı yatılı okula verdik Karabük'e. Neyse Karabük'ten artık mezun oluyorlar, aynı gün Boluspor'un da maçı var. Ben komşumuzun kızını aldım gittim. Yener Bey maç için kızımızın mezuniyet törenine katılmadı. Herkesin diplomalarını babaları verirken, bir tek anne olarak diplomasını ben verdim. Bizden Boluspor o kadar önemliydi. Ben otuz yıldır Türk Kadınlar Birliğinde çalışıyorum. Kayınvalidemin desteğiyle girdim. Kendisi de Yardım Sevenler Derneği'nde çalışırdı. Genç yaşta girdim, hala da ordayım.

Torunlar var mı?

Oğlum bekâr, yurtdışında falan geziyor. Evlenmeye vakit bulamadı. Bu arada herhalde evlenecek. Kızımlar da şuana kadar çocuk istemediler. Şuan bir torun yolda, 12 yıllık evliler. Damadımız da Bolulu, çok memnunuz damadımızdan, dünürlerimizden. İnşallah torunumuzu da kucağımıza alacağız. Aygül hanım son derece neşeli ve keyifli: “Oğlumuzun 5 Haziran'da düğünü olacak, kız arkadaşı vardı. 2010 yılı bizi uğurlu geldi.

Tabi mektupları almadan gitmiyoruz. 45 yıllık aşk mektupları olmadan bu röportaj olmazdı çünkü.

23.04.2010
 



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Öznur, 2 gün boyunca yaşadıklarını anlattı26 Eylül 2018 Çarşamba 14:56
  • Hasan Dinç’in yeni kitabı çıktı26 Eylül 2018 Çarşamba 12:46
  • E- reçetede birinci Bolu26 Eylül 2018 Çarşamba 12:44
  • Tırın dorsesi yandı26 Eylül 2018 Çarşamba 12:42
  • Furmaz ve Yıldırım ailelerinin mutlu günü26 Eylül 2018 Çarşamba 12:00
  • Avukat Özarslan Son Yolculuğuna Uğurlandı26 Eylül 2018 Çarşamba 10:55
  • 19 derece birden düştü26 Eylül 2018 Çarşamba 00:16
  • Milyonları ilgilendiriyor26 Eylül 2018 Çarşamba 00:09
  • TRSM 10 yaşında26 Eylül 2018 Çarşamba 00:07
  • Mantar sezonu açıldı26 Eylül 2018 Çarşamba 00:05
  • Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim