• BIST 82.779
  • Altın 147,577
  • Dolar 3,7780
  • Euro 4,0388
  • Bolu 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

MALAZGİRT’TEN DUMLUPINAR’A TÜRK ŞİİRİNE YANSIMALAR

Umut Erdoğan

Bir milletin siyasî, iktisadî ve içtimaî gelişmeleri o milletin edebiyatını da etkiler. Bu bakımdan edebiyat, fert ve cemiyet hayatından doğan bütün hadise, duygu ve fikriyatı anlatır. Edebiyat-cemiyet ve siyaset ilişkisine bir örnek verecek olursak, Tanzimat Fermanıyla başlayan Tanzimat edebiyatından bahsedebiliriz. Padişah I. Abdülmecit devrinde Hariciye Nazırı olan Mustafa Reşit Paşa, devletin gücünü koruyabilmek ve halk ile bağını kuvvetlendirmek için 3 Kasım 1839’da Gülhane Parkı’nda Tanzimat Fermanı’nı ilan etmiştir. Bu fermanla birlikte siyasî ortama, cemiyet hayatına, iktisadî ve askerî sahada yeni atılımlar gerçekleşmiştir. Bunların arka planında kalmasına rağmen Türk edebiyatı da Tanzimat Fermanıyla beraber yeni bir döneme girmiştir. Roman, öykü, tiyatro alanında ilk örnekler verilmiş, çıkarılan özel gazetelerle cemiyet bir uyanış içine girmiş, Namık Kemal’in deyişiyle “havassa ait edebiyat” yönünü kalabalıklara çevirmiştir. Şiirde soyut konuların yanında vatan, millet, hürriyet gibi konular da işlenmeye başlanmış, Şemsettin Sami ile tercümeler, Ahmet Vefik Paşa ile dil çalışmaları, Şemsettin Sami ile sözlük çalışmaları, Şinasi ve Namık Kemal ile tiyatro, şiir ve romancılık atılımları gerçekleşmiştir. Türk edebiyatı bir Rönesans dönemine girmiş, yeni bir dil ve tarih bilinci meydana getirilmeye çalışılmış, Batı edebiyatına yaklaşılmıştır.

   

            Türk milletinin engin tarihinde zengin ve şerefli zaferleri vardır. Dün ile bugünü birbirine bağlayan köprümüz, “millî tarih” şuurumuzdur. Çocuklarımızın He-Man, Star Wars ve Samuray gibi ithal kahramanları değil, millî tarih şuuruyla kendi tarihindeki kahramanları bilmesi gerekir. Bir çocuk Oğuz Kağan’ı, Alparslan’ı, Ertuğrul Gazi’yi, Fatih Sultan Mehmet’i, Kanuni’yi, Mustafa Kemal’i bilmelidir. O halde millî tarih şuurunu gelecek nesillere kazandırmak ve sahip çıkmak önemli bir vazifedir. Çünkü millî kültürüne sahip çıkmayan bir cemiyet, geleceğe yönelik dinamizmini kaybeder. Ona güç veren millî kültürü ve millî tarihidir.  Tarihimizdeki kimi savaşlar ve zafer bir dönüm noktası olmuştur. İşte 26 Ağustos 1071 Malazgirt Zaferiyle Türk vatanı kurulmuş ve asırlar sonra 26 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Türkoğlu yine Malazgirt’teki gibi yürümüş, kudretini göstermiştir. Malazgirt Zaferi’yle Anadolu’daki Bizans- Grek- Ortodoks kültürü yerini Türk-İslam medeniyetine bırakmıştır. Roma’nın doğudaki mirasçısı Bizans, Selçuklu Devleti karşısında perişan olmuştur. Bizans’ın Anadolu’daki mukavemeti kırılıp Anadolu’nun kapıları büyük Türk milletine açılmıştır. Ayrıca Malazgirt zaferi sadece Türk tarihi açısından değil dünya ve İslam tarihi için de önemli bir zaferdir. Türkler, İslam’ın sancaktarlığını kazanmış, Anadolu toprakları İslam’la harmanlanmıştır.

 

            Türk tarihindeki savaşlar, zaferler, olaylar Türk savaş edebiyatını meydana getirmiştir. En eski dönemlerdeki Saka Türklerine ait “Alper Tunga ve Şu” destanlarından “Oğuz Destanına”, “Yenisey yazıtlarından”  “Orhun abidelerine”, “Kutadgu Biligden” “Manas Destanına” kadar Türk savaş edebiyatı çok geniş bir yelpaze içinde değerlendirilebilir. Ancak bizim konumuz Malazgirt Zaferi ve Başkomutanlık Meydan Muharebesinin Türk edebiyatına yansımaları olduğu için diğer eserlere teferruatlarıyla bakamayacağız. Türk şiirinde Malazgirt Zaferi ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nden önemli örnekler bulabiliriz. Meşhur destancı şairimiz Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun Malazgirt Zaferi’ni anlatan “Malazgirt Marşı” şiiri Türk’ün Malazgirt Zaferi’ndeki manzarasını çizer:

 

 

 

Aylardan Ağustos, günlerden Cuma,


Gün doğmadan evvel İklim-i Rum'a


Bozkurtlar ordusu geçti hücuma


Yeni bir şevk ile gürledi gökler...


Ya Allah... Bismillah.. Allahüekber!..

 

 

 

Önde yalın kılıç Türkmen başbuğu,


Ardında Oğuz'un ellibin tuğu...


Andırır Altay'dan kopan bir çığı,


Budur, Peygamberin övdüğü Türkler...


Ya Allah... Bismillah.. Allahüekber
!..

 

Tarih, millet ve medeniyet, coğrafya çizgisinde Malazgirt’i Türk vatanının kuruluş zaferi olarak sayan Yahya Kemal ise “Süleymaniye’de Bayram Sabahı” adlı şiirinde Türk milletinin tarihle ve ecdatla buluşmasını anlatır. Bu şiir Türk milletinin ve Türk tarihinin bir sembolüdür:

 

Gördüm ön safta oturmuş nefer esvaplı biri


Dinliyor vecd ile tekrar alınan Tekbir'i


Ne kadar saf idi siması bu mu'min neferin!


Kimdi? Banisi mi, mimarı mı ulvi eserin?


Taa Malazgirt ovasından yürüyen Türkoğlu


Bu nefer miydi? Derin gözleri yaşlarla dolu,


Yüzü dünyada yiğit yüzlerinin en güzeli,


Çok büyük bir iş görmekle yorulmuş belli;


Hem büyük yurdu kuran hem koruyan kudretimiz


Her zaman varlığımız, hem kanımız hem etimiz;


Vatanın hem yaşıyan varisi hem sahibi o,


Görünür halka bu günlerde teselli gibi o,


Hem bu toprakta bugün, bizde kalan her yerde,


Hem de çoktan beri kaybettiğimiz yerlerde. 

 

Yahya Kemal, “Alparslan’ın Ruhuna Gazel”de ise Malazgirt Zaferi’nin ihtişamını ve Türk tarihi için ehemmiyetini anlatır:

 

İklîm-i Rûm'u tuttu cihangîr savleti

Târih o işde gördü nedir şîr savleti

 

Titretti arş ü ferşi malazgird önündeki

Cûş u hurûş-i rahş ile şemşir savleti

 

On yılda vardı sâhil-i Konstantaniyye'ye

yer yer vatan diyârını teshîr savleti

 

Ey şanlı cedd-i ekberimiz âb-ı tîginin

Bî-hadd imiş güneş gibi tenvîr savleti

 

26 Ağustos 1071’den asırlar sonra “Malazgirt’ten Yürüyen Türkoğlu” aynı kudretini Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde de göstermiş, Anadolu’daki düşmanı yurdumuzdan kovmuştur. 30 Ağustos 1922’de zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde gerçekleşen Büyük Taarruzla düşman İzmir’e kadar takip edilmiş, 9 Eylül 1922’de Türk vatanı Yunan’ın işgalinden kurtulmuştur. Bu kutlu zafer şiirlerimize yansımıştır. Mesela Ahmet Kutsi Tecer’in “30 Ağustos” şiiri buna güzel bir örnektir:

 

Her yıl bugün olur, Otuz Ağustos, 


İçime bir zafer havası dolar. 


Başlar dimdik, gözler çelik, yüzler pos, 


Bayrak imil imil, geçer ordular...

 

Yine Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zafer Türküsü” şiirinde “Yaşamaz ölümü göze almayan/ Zafer göz yummadan koşana gider/ Bayrağa kanının alı çalmayanın/ Gözyaşı boşana boşana gider” dizeleri Türk askerinin kahramanlığını anlatır. Behçet Kemal Çağlar’ın “Dumlupınar İnsanı’na” adlı şiiriyle yazımı bitirmek istiyorum:

 

Dumlupınarlar'dayız biz bugün de yarın da, 


Yaşayan Mehmetçiğiz dâvanın saflarında.

 

Sen nasıl ulaştınsa ilk hedef Akdeniz'e, 


Ve nasıl getirdinse dünyayı orda bize.

 

Son olarak Malazgirt’in kahraman komutanı ve yiğit alperen Alparslan’a, Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin komutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, bu vatan için canlarını seve seve feda eden kahraman Türk askerine Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet, ruhları şad olsun. Türk vatanı biz Türk gençliğine emanettir

Bu yazı toplam 1945 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim