• BIST 82.796
  • Altın 147,560
  • Dolar 3,7818
  • Euro 4,0344
  • Bolu 6 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

Markalaşmadaki görevimiz

Mustafa Namdar

Durduk yerde marka verilmez. Marka, büyük bir çabanın sonunda alınır. Marka, uzun uğraşlar sonunda ortaya çıkan ürünün toplumda beğeni kazanmasıyla alınır. Marka, sağlamlıkla, görünümle, kullanım kolaylığı ile, ekonomik avantajlığı ile, güven vermesi sonucunda alınır ya da verilir. Marka para ile satın alınmaz, kalitesi ile marka olmayı hak eder.

Marka için tanıtım önemli olduğu kadar, müşteri memnuniyeti hepsinden önemlidir. Bolu için marka ne olması gerekir düşüncesinde doğal güzelliklerimizin, sıcak su kaynaklarımızın önemi birinci sırada yer aldığı ortak görüş olarak değerlendirebilir. Dört mevsim ayrı bir güzelliğe sahip olan değerlerimize nasıl sahip çıktığımızın da önemle üzerinde durulması, sorgulanması gerek.

Doğa varlıklarımızın kış yaz ayrı bir güzelliği olduğu, bilinen bir gerçek.

Bizim görevimiz bu güzellikleri gelen konuklara nasıl sunduğumuzdur. Güzel, güvenli ve yakın oluşunun avantajını nasıl kullandırıyor olmamızdır. Çevre temizliği, tuvaletleri, hizmet üreten elemanları kapıda karşılayanların kılık kıyafetleri, diksiyonu, güven veren duruşu, yardımcı olmakta gösterdiği önem ve özen, ziyaretçileri etkileyen en önemli konuların başında gelir.

Şimdi hep birlikte düşünelim. Markalaşmasını istediğimiz bölgelerimizde nasıl bir fotoğraf görüntüsü var. Abant, Yedigöller, Gölcük, Aladağlar, Gölköy gibi yerlerde doğal güzelliğin dışında insanları mutlu edecek hangi güzellikleri sunuyoruz. Aladağlar’a gelen günübirlikçilerin tuvalet ihtiyacını karşılayacak kaç tuvaletimiz var?

Bir yerin ne denli önemli olduğu, sizi kapıda karşılayanların tutum ve davranışları ile belli olur. Bu davranışlarda güven telkin eden duruş sergilenmiyorsa, maç baştan kaybolmuş demektir. İnsanların bir günü değerlendirmede hizmet olarak mutluluklara neden olacak güzellikleri sunamıyorsak, markalaşma umuduyla ham hayallerin ötesine geçme şansımız olamaz.

Marka olmak istiyorsak bunu bunu toplum olarak topluca istememiz gerek. Sahibi olduğumuz güzellikleri hep birlikte koruyup kollamamız gerek. Gelen konuklara dostça, sevgiyle, güler yüzle karşılamanın görev bilincinde olmamız gerekiyor.

Markalaşmada ürünü olduğu gibi sunmak yeterli değil. Korumak, albenisi olacak şekle el birliği ile getirmek zorundayız ve de bu vazgeçilmeyen görevimiz olmalı.

Pazarlamada reklamın önemi büyük olmasına büyük. Ne var ki insanları bir kere kandırabiliriz. Kandırılmış olanların intikamları da markalaşmanın önünde en büyük engel olduğunu hepimizin bilmesi lazım. Turizm pastasından pay almak istiyorsak, sahip olduğumuz değerlere hep birlikte sahip çıkmak zorundayız.

Bütün bunlar yeterli mi? Manavın, kasabın, marketin bu konuda sorumluluğu yok mu? Yol boylarına öbek öbek atılan çöplerin, naylon poşetlerin meydana getirdiği görüntü kirliliğine neden olanların markalaşmada günahları yok mu? Oluşumunda hiçbir katkımız, emeğimiz, alın terimiz olmayan doğal güzellikleri korumasını bilebilirsek markalaşmayı da hak ederiz. Bu konudaki görevimizi umarım unutmayız.

13.02.2009

Bu yazı toplam 375 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim