• BIST 97.533
  • Altın 145,761
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 11 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 12 °C

Masal gibi

Mustafa Namdar

            26.08.2005

Dünyanın varoluşundan buyana insanoğlu da yeni arayışlar ve buluşları sonucu kendini yenileme hırsıyla çabalamakta. Adem ile Havva’dan itibaren yeryüzü ile tanışan insanlar tüm ilkelliklerine karşın karınlarını doyurma mücadelesine başlamışlar.

Aklını, karnını doyurmak için kullanmaya başlayan insanlar, basitinden başlayarak modern araç gereç geliştirip avcılık sanatını kolaylaştırarak ihtiyaçlarını karşılamışlar.

Karnı doyan insanlar, doğanın acımasızlığı karşısında bedenlerini korumak için örtünmeye daha sonra da, gönüllerini dinlendirip eğlence ortamları yaratmaya çabalamışlar.

* * *

İlkellikler kademe kademe aşılmış. Hayaller gerçeğe gerçekler insanların yaşamlarını kolaylaştıran teknolojik gelişmeyi sağlamış.

Günümüz insanını tarihin ilk çağarındaki karanlıklara, ilkel yaşantıya getirmek mümkün müdür? Adına bilişim çağı dediğimiz zaman diliminden, atlı haberciliğe geri dönme arzusunda olan bir Allah’ın kulunu düşünmek olasılığı var mıdır? Yeniliğe koşar adım giden insanları ortaçağ karanlığına getirecek bir gücün olabileceğini düşünemiyorum.

Böylesine hızlı değişen yaşam koşulları, yeni ve gelişen teknolojilerle kolaylaşmış. Toplumları yönetenler geleceğin daha rahat daha modern yaşanabilmesi için yeni projelerle yeni arayışlar içine girmiş. Muassır medeniyet denen olguya ulaşabilmek, çağ atlama yarışından kopmamak için aklını kullanan yönetimler yenilerin, yeniliklerin arayıcısı olmuş.

* * *

Zaman oluyor rüzgara göre yelken açma becerisini gösteremeyenler ecdad yadigarı diyerek geliştirip modernleştirerek hizmete sokulması gereken bir kısım uygulamalara geri dönüyorlar.

"Millet Ay’a biz yaya" söyleminde olduğu gibi bir tarafta aklın yarattığı dev kuruluşlarda yeni teknolojiler. Bir tarafta, alım gücü zayıflamış insanlar için kurulmuş işportacı pazarları. Bunun adı da fakir halka hizmet.

* * *

Esas olan, küçülüp odamıza kadar girebilen dünya insanının hizmetine sunulan teknolojilere sahip olabilmek için çalışıp çabalamış mı? Yoksa fakirliğin kader olma edebiyatına sığınarak insanlara fuarlar yerine köy pazarları kurarak avunmak mı? İnsanoğlunun yaşam refahını gösteren çıta aynı yerde mi kalmalı? Yükselmesi için çaba mı gösterilmeli?

Bu soruların yanıtını düşünürken iki şeye takılıyorum. Çağdaşlığın getirişinden yararlanamamanın faturası fakirlikse, neden fakiriz?..

Hizmetin amacı gelir düzeyi iyi olmayan insanlara ucuz ve defolu mal sunarak hoşnut etmekse, bu insanların alım gücünü neden yükseltip modern hayatı yaşama olanağını mı sağlayamıyoruz?.. Kalitesiz ürün kullanmak kaderimiz mi?..

O günlerin zor koşullarında gündeme gelen, günümüzde cazibesini yitirmiş olan bazı uygulamaları çağın gereğine uygun fuarlar halinde geliştiremiyor, modernize edemiyorsak masal dünyasından kopmamız için daha çok zamana ihtiyacımız olacak.

Bu yazı toplam 284 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim