• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 18 °C

MAZİ BİR KUŞTUR

Mustafa Namdar

Birileri söylemiş geçen zamanı özetler gibi. “Mazi bir kuştur uçar görünmez. Ebedi hatıra kalpten silinmez.”
Zaman su gibi akıp gidiyor sert kayaların üzerinden bir şeyleri koparıp un ufak edercesine. Zaman değirmen taşı gibi bendin suyu aktığı sürece döner ha döner. Arasına düşmeye gerek, parçalar un ufak eder…
Yaşam da öyle değil mi? Acısıyla tatlısıyla yüreğin ritmini değiştiren olayların etkisiyle bazen yüksek tempoda, bazen düşük, atar ha atar.
Akıl; ha gayret deyip çalış komutu gönderse de, nabız ya yükselir ya duruverir.
Son sermayedir ağızdan çıkan son soluk.
Musalla taşında son görev yapılırken “Nasıl bilirsiniz?” sorusuna şahitlik edilirken topluca “İyi biliriz!” sözü bazen yıllarca anılarda yaşatılır, bazen mezardan eve gelene kadar unutulur.
“Rahmetli iyi adamdı ama şöyle şöyle huyları da vardı” diyerek başlar dedikodu.
Artvin ilk görev yerimdi. Haritada yerini bulmakta bir hayli zorlandığım şehir 4500 nüfusluydu 1953’te.
Dağların arasında kurulmuş dört mevsimin yaşandığı şirin bir şehir. Coğrafi güzelliğinin yanında yaşlısı genciyle insanları da harika, cana yakın dost insanlardı.
 

Hopa’dan Artvin’e gelene kadar hani bir söz vardır “Dağ dağa kavuşmaz ama, insan insana kavuşur.”
Bu sözü hatırladım, buraları görmeden söylenmiş olduğunu düşündüm.
Çünkü buralarda, gökyüzünü görmek için kafanızı kaldırıp baktığınızda başınızdaki şapka düşüyordu.
Dağlar sanki birbirine kavuşacakmış gibi.
Artvin Yusufeli yolu açıldığında, Yusufeli’ne ulaşan ilk yol makinalarının önüne balyalarla saman koymuşlar makinalar yesin diye.
Aksakallı yaşlılar anlatırdı gözlerinin yaşlarını sile sile. Telgraf direklerini takip ederek karlar arasında yollarını takip eden yaşlılar, o direkleri oralara dikenleri de rahmetle anarlardı, yolları yapanları da. Eskinin yaşam koşullarında, o dönemin imkanlarıyla yapılanlara ahde vefa örneği içinde rahmetle anarlardı emeği geçenleri dualarıyla. Buralarda hırsızlık olmaz, arsızlık olmaz.
Kimse kimsenin namusuna yan gözle bakıp dil uzatmaz. Kimse geçmişin üzerine bir taş koyarken, o dönemde hizmeti geçenleri kötüleyerek hizmet üretmez.
Yapılanlar dönemin koşullarına göre değerlendirilir diye anlatılırdı.
 

Zaman öylesine hızlı akıp gidiyor ki, toprak gibi düşünceler davranışlarda, erozyona uğruyor.
Her yeni işe başlamanın besmelesi gibi, geçmişi kötülemek.
Elde balyozlarla kırılan taşların üzerinde gezinen koca koca silindirleri gördüğümüzde hayretle durup, dakikalarca bakan bizler teknolojinin yeni ürettiği makinaları gören çocuklarımıza bu ülkenin nereden nereye geldiğini, hangi imkansızlıklar içinde neler yaptıklarını, nasıl bir özveriyle neleri nasıl başardıklarını anlatmak yerine, küfürle yad ederek kendi yaptıklarımızın güzelliğini kabullendirmeye çalışıyoruz.
Belki de kavga bunun için bitmiyor.
Belki de kubbede kalan hoş sedanın altın yıldızlı sıvalarını kendi ellerimizle kopardığımız moloz yığınları arasında iyi niyet düşüncelerimizi un ufak ediyoruz.

04.10.2012

Bu yazı toplam 691 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim