eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Bolu 16 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 12 °C

Medya siyaset ilişkisi ve çok uluslu şirketler

Mustafa Öz

Türkiye'de şu anda itibarı düşük iki kurum var. Birisi medya, diğeri de siyasettir. Bu durum gelişimini yerli yerine oturtamamış demokrasimiz açısından oldukça sıkıntı vericidir.

Ülkemizde: “Ekonomide ve zenginliğin dağıtımında” merkezi otoritenin (iktidarın) ciddi bir rolü vardır. Ankara'daki iktidara kim yakınsa ya ikbal sahibi olur. Ya da kısa yoldan köşeyi döner. İktidar merkezi otoritesini kullanarak özel sektörün iç işlerine karışabilmektedir. Ülkemizde adalet sistemi hem siyasallaşmış hem de köhnemiştir. Bu tür karışık ve akceli işlerde; yapanın yanına yaptığı kar kalmıştır. Bunu bilen siyaset hem kendine, hem de çevresine pay dağıtmaktadır.

Her iktidar kendi safına birilerini çekerken aynı zamanda onları da zenginleştirmektedir. Al gülüm ver gülüm taktiği.

Türkiye'deki kartelci medya ve diğerleri ayakta kalmanın yolunu DEVLETE SIRITINI DAYAMAKTA bulmuştur. Özelleştirmelerden pay alma, elektrik dağıtım ihaleleri, alınan kredilerin ödenmemesi nedeniyle borç yapılandırılması bazı örneklerdir. Medya aldığı bu avanta karşılığında denetim görevinden vazgeçmektedir. Geçmişte bu kirli ilişki ANAP ve DYP üzerinden gerçekleşmiştir. Şimdi ise iktidar partisi üzerinden aynı ilişkiler devam etmektedir. Sürekli Aydın Doğan, Kara Mehmet, Ciner, Dinç Bilgin gruplarının rant savaşına şahit oluyoruz. Hürriyet (Doğan grubu) batık bankaların içlerinin nasıl boşaltıldığının hikâyelerini yayınlıyor. Akşam Gazetesi ise POAŞ hisselerinin Doğan grubunca düşük gösterilerek küçük yatırımcının nasıl zarar ettiğinden bahsediyor. Ciner- Dinç Bilgin ile anlaşıyor o da diğerlerinin aleyhine ama kendini aklayacak yayın yapıyor.

Medyamızın (gazete ve tv'ler) büyük holding ve banka sahipliği veya hissedarlığı dolayısıyla; medya savaşları banka ve holding savaşlarına; karşılıklı yıkıcı bir çıkar mücadelesine dönüşüyor. Taraflar çıkar için hiçbir etik değeri dikkate almadığından işin içine SİYASET DE giriyor. Tam al gülüm ver gülüm taktiği ile devam ediyor. Şu anda siyaset medya gücünü tam kontrol etmiş görünüyor.

İktidar iş başına geldiğinde holding ve medya patronlarının borçlarını yapılandırarak denetimden uzaklaştırdı. Denetim dışı kalan UZAN grubunu ise ne hale getirdiği ortada. Şimdi de şahlandırdığı Ciner grubunu (kimilerine göre muvazaalı bir yaklaşımla) hizaya getirerek denetimden uzaklaştırıp kendi kontrolüne aldı.

TGRT'nin bir kısmı FOX TV' ye satıldı. Tam güdümde; geri kalanının İHLÂS FİNANSIN bankacılık denetimine alınmaması nedeniyle denetim dışı tutulmasını kamuoyunda bilmeyen yok. Anadolu ajansı, TRT iktidarın kontrolünde; geriye ne kaldı ki dişin kavuğunu doldurmayan bir medya, zaten güçleri yok.

Kartelci medyanın TV' leri ve gazetelerinin manşetleri ile öne çıkan haberleri magazin ağırlıklı şov ağırlıklı toplumsal konular yok. İşsizlik, gelir dağılımı bozukluğu, anarşi, terör, dış tehlike, bölücülük konuları ya hiç yer almıyor. Ya da çarpıtılarak veriliyor. Pembe dizilerde halkımız resmen uyutuluyor.

Politikanın görevi: hizmet yarışı olmalıdır. Ahlaklı ve iyi bir toplumu adil bir paylaşım esasına göre oluşturmanın gayreti içinde olmalıdır. Günümüzde politikacı (siyasetçi) geleceğini garanti etme, cebini doldurma peşine düştü. Hal böyle olunca asli vazifesini yapmayı bir kenara bırakın ve ticari kaygıları ön plana çıkaran yozlaşmış medya ile siyasetçi karşılıklı çıkar sağlamada İTTİFAK haline geldi.

Yani yağmacı bir politikacı ve yağmacı düzenin sözcülüğünü yapan bir medya ikisi ittifak yaptı. Bunun sonucunda ülke ve insanımız kaybettiği gibi medya ve politikacılarda kaybetti. Yapılan anketlerde her ikisine duyulan güvende ciddi aşınmalar var.

Ülkede ciddi bir hukuki boşluk var…

Gerek medya gerekse siyaset ilişkisinde oluşmuş gruplar birbirleriyle kavgalı kanlı bıçaklı görünüyor. İlişkiler o kadar kirli ki kim kimdir, kim kiminle anlamak çok kolay değil. Bu kirli ilişkilerin araştırılması açığa çıkarılması gerekiyor. Oysa medyadaki tekelci gelişme bir ucunun siyaset bir ucunun da çok uluslu şirketlere uzanması nedeniyle: medyanın gerçek yerine oturmasını halkın yararına denetim yapmasını engelliyor. Adalet hukuksal boşluk nedeniyle işlemiyor, işletilmiyor.

Medya: devlet üzerinden zenginleşme politikasını bırakıp (paraya tapma felsefesini bırakmalı) asli içine dönmelidir. Devlet üzerinden zenginleşme politikası iflas etmiştir. Siyaset içinde medyaya dayanarak siyaset yapmak iflas etmiştir.

Halk medya patronlarının devlet üzerinden zengin olma taleplerinin yanlış olduğunu haykırmaktadır. Hala siyasetçinin medyayı kontrol için devletin imkânlarını seferber etmesinin hoş görüldüğünü sananlar(güdümlü siyaset yaptıranlar) da yanılıyor.

Gazetelerdeki manşetin arkasında hangi kirli çıkar ilişkisi var? Sorusu vatandaşın kafasına yerleşmiştir. Medya denetimi olmayan yerde: meclis çoğunluğunu elinde tutan siyaset kurumu PERVASIZCA davranabilmektedir. Ülkede yaşanan, son gelişmeler bununla açıklanabilir.

13.04.2007

Bu yazı toplam 825 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim