• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Bolu 18 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

Memur ne yapar

Hasan Dinç

Geçtiğimiz haftanın şüphesiz en önemli olayı, haklarını aramak üzere yapılan 25 Kasım MEMUR GREVİ idi. Başbakan'ın “Sonuçlarına katlanırlar, bedelini de öderler” diye biraz da tehdit kokan açıklamasının ardından; TÜRK EĞİTİM-SEN Genel Başkanı Sayın İsmail Koncuk'un, “Bedeli neyse öderiz. Onlara da bedelini sandıkta ödetiriz” diye Başbakan'ın restini görerek başlattıkları MEMUR GREVİ, yakın tarihimizin en dikkate değer toplumsal hareketi olarak yerini almıştır. “Memurlar ne yapıyorlar. Yan gelip yatıyorlar” gibi amiyane tabirle, memurları ve onların kamu hizmetlerini hafife alan, hatta memurların toplumsal hayattaki fonksiyonlarından habersiz olan bir takım kişilerin cahilce değerlendirmelerine, memurların 25 Kasımda hayatı durdurarak ne yaptıklarını, gerekirse neler yapabileceklerini ve onlarsız devlet hayatının işlerliğinden söz edilemeyeceğini herkese gösterdiler.

Aksayan ulaşım hizmetleri, eğitim ve sağlık hizmetleri ve daha nice kamu hizmetleri, 25 KASIM gününü halkımıza çekilmez bir gün haline getirmiştir. Bu durumdan rahatsız olan CUMHURBAŞKANI tarafları anlaşmaya davet etmiş, “Yasalar ne diyorsa ona uymalıyız. Elbette yasalar da değiştirilebilir” demek suretiyle, memurların “Toplu görüşme değil, toplu sözleşme” taleplerinin ilgililerce savsaklanmadan bir an önce gündeme getirilmesini temenni etmiştir. Hizmetlerin aksamasından büyük tedirginlik duymuş olan iktidar partisi ise, Genel Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Çelik'in ağzından biraz tehdit, biraz da savunma amaçlı bir demeçle “Bu eylem masum değildir. Bu basit bir hak arama eylemi değildir. Türkiye muz cumhuriyeti değildir. Burası bir hukuk devletidir. Herkes kanunlara uymalıdır. Kamu çalışanlarının vatandaşın hayatını zindana çevirme hakları yoktur. Vatandaşın günlük hayatını ıstıraba dönüştürmek, kamu sendikacılığı ile bağdaşmaz” diyerek, eylem değerlendirmesi yapmıştır. Anlaşılıyor ki, 25 Kasım MEMUR GREVİ vatandaşın hayatını ıstıraba, hatta zindana çevirecek derecede etkili olmuş, bu durum iktidar partisinin yetkili ağızlarından tescillenmiştir. Ancak bu yetkililer, “Hükümetin kamu çalışanlarının hayat standardını yükseltmek ve isteklerini dikkate alarak hayatlarını yaşanmaz duruma düşürmemek gibi de bir görevlerinin bulunduğunu” bilmeleri gerekir. İşte bu nedenle grev kararı almış sendika yöneticileri, “Bu grevi keyfi yapmıyoruz, Yürüyüş ve mitingler spor olsun diye yapılmadı” demek suretiyle, şimdiye kadar isteklerinin dikkate alınmaması nedeniyle bu grevi yapmak zorunda kaldıklarını belirterek, hükümetin grev değerlendirmelerine en olumlu cevaplarını vermişlerdir.

Bütün ülkede olduğu gibi ilimizde de MEMUR UYARI GREVİ çok etkili olmuş, memur sendikalarından KAMU-SEN ve KESK öncülüğünde toplantılar yapılarak GREVİN amaç ve gerekçeleri kamuoyuna anlatılmıştır. Memur sendikalarının tertiplediği her iki toplantıya da katıldım. Saat 12'de Akbank önünde başlayan KAMU-SEN toplantısı, gerçekten etkileyici bir katılımla yapılmış ve sendika temsilcisi Sayın Fikret Başar'ın konuşması, bütün katılımcıların duygularına tercüman olmuştur. Sayın Fikret Başar, “25 Kasım memur uyarı grevi Türk Memur Sendikacılığında bir dönüm noktasıdır. Bütün tehdit ve sindirme girişimlerine rağmen başarılı olmuştur. Artık Türk memur sendikacılığına toplu sözleşme kapısı açılmıştır. Bundan böyle kimse bizi toplu görüşmeye davet edecek ve kendi aldıkları kararları kabul ettirme cesareti bulamayacaktır.” diyerek, sendikacılıktaki bu grevin kazanımlarına dikkati çekmiştir. Hükümet uygulamalarından ve hayat pahalılığından mutsuzlukları her hallerinden belli olan memurlarımızın düzenledikleri ve başarıya ulaşan grevleri, isteklerini meşru zeminde dile getirmiş olmaları nedeniyle yerini mutluluğa bırakmış, haklı isteklerini yüksek sesle dile getirmeleri ise toplantı dönüşünde hafiflemelerine sebep olmuştur.

Aynı gün Özel İdare Müdürlüğü önünde iki AKP İl Genel Meclisi üyesiyle ayaküstü sohbette bulundum. Yüz ifadelerindeki huzursuzluk hemen sözlerine de yansıdı ve “Yine memurları yürüttünüz” diye tarizde bulundular. Ben de kendilerine “Her halde memurları siz yürüttünüz. Onların istek ve ihtiyaçlarına bu kadar ilgisiz kalmasaydınız, bu memurlar yürümezdi” diyerek yanlış değerlendirme yapmamaları hususunda uyardım. Bu sefer biraz da cahil cesaretiyle içlerinden biri “Yürüsünler. Yollar yürümekle aşınmaz” diye siyasi tarihimizin en renkli simalarından birinin 1971 yılında söylediği bir sözü tekrar etti. Bunun üzerine “O sözün doğru olmadığını tarih kanıtlamıştır. Ne sözü söyleyen lider, ne de o liderin partisi şimdi hayatta değildir. Bu söze sığınarak hareket ederseniz, korkarım sizin sonunuz da ondan farklı olmayacaktır” diyerek acı bir gerçeği yüzlerine ifade etmekten çekinmedim.

Sevgili okuyucularım. Bir Kurban Bayramı'nı daha bu duygularla geçirdik. Hepinizin geçmiş bayramını tebrik ediyor, nice bayramlara mutluluk, sağlık, birlik, beraberlik ve bütünlük içinde ulaşmamızı Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

01.12.2009

Bu yazı toplam 1168 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim