• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -2 °C

MENDERESİN İDAMI CHP VE MHP

Hasan Dinç

 

Okuyucularım bilirler. Ben yazılarımı hep Salı günü yazarım. Bu yazım mutadı dışında Cuma gününe tesadüf etti. Yanlış anlaşılmasın. Salı günkü yazım yine aynı gün yayınlanacaktır. Ancak, bu yazı bir siyasi gelişmenin hemen akabinde okuyucularımı aydınlatmak amacı taşıdığı için bu gün yazılması gerekmiştir.

Bilindiği gibi genel seçimlere az bir zaman kaldı. Bütün siyasi partiler sahada bütün güçleriyle çalışmaktadırlar. Kendilerini ve seçim beyannamelerini halka anlatıp onların güvenlerini kazanmaya ve oylarını almaya çalışmaktadırlar. AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu bütün hızıyla meydanlarda esmekte, günde iki ya da üç miting tertipleyerek hızını göstermektedir. Hitabet sanatının bütün ustalıklarını ve konuşma yeteneğinin inceliklerini de dikkate alarak halka hitap etmekte, partisine halktan destek istemektedir. Bizde  “Çok malda haram, çok sözde yalan vardır” diye bir atasözü vardır. Sanki bu sözü doğrularcasına konuşmalarında doğruluğu gözden geçirilmemiş ifadeler de bulunmaktadır.

Seçim konuşmalarında son dönemde belden aşağı vurmalar hız kazanmıştır. Rakip siyasi partileri karalamak için doğru- yanlış bütün şeyler söylenmekte bundan da siyasi kazanç beklenmektedir. Bilhassa AKP sözcüleri gelecek konusunda söyleyecek bir şeyleri kalmamış gibi hep geriye dönük konuları dile getirmekte,  bilhassa CHP’yi Cumhuriyetin ilk yıllarındaki uygulamalarıyla hırpalamaya çalışmaktadır. Müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış derler ya. AKP de aynı şeyleri yapmakta siyasi rakiplerini eski uygulamalarıyla hedef haline getirmektedir.

Bu konuşmalardan sonuncusu geçtiğimiz Çarşamba günü Kütahya mitinginde Sayın Davutoğlu tarafından yapılmıştır. Sözü güya demokrasiye getirmiş ve Merhum Adnan Menderes’in idamı karşısında  “Menderes asılırken CHP ve MHP neredeydi?” diye bir soru yönelterek rakiplerini hırpalamak istemiştir. Bu soruya CHP nasıl cevap verir bilmem ama MHP gurup başkan vekili ve İzmir milletvekili Sayın Oktay Vural aynı gün kendi özel üslubuyla “Bre cahil o dönemde MHP diye bir partinin olmadığını bilmiyor musun?” diyerek cevaplandırmıştır.

Ben siyasiler arasındaki bu tartışmalara müdahil olmak istemem. Ancak tarihçi olmam nedeniyle yakın tarihimizdeki bu konuyu okuyucularımla paylaşarak sıcağı sıcağına onlara doğruyu anlatmak isterim.

Merhum Adnan Menderes 1961 yılında idam edilmiş, MHP ise 1969 yılında kurulmuştur. Elbette kurumsal olarak MHP’den bu idamın hesabını sormak ya yakın tarihi bilmemekten, ya da rakibini sırf karalamak arzusundan kaynaklanır. Ancak, MHP’nin müstakbel kurucu Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş o dönemde önemli bir siyasi figürdür.

 27 Mayıs ihtilâli yapılmış, 38 kişilik Milli Birlik Komitesi kurulmuştur. Rahmetli Cemal Gürsel komite başkanı, merhum Türkeş ise başbakanlık müsteşarı yani başbakan olmuştur. Başbakanlık makamına gittiğinde makamın hemen bitişiğinde bir odada Türk olmayan üç kişiyi görmüş ve görevlilere bunların kim olduğunu sormuştur. Onlarda “bunların Amerikalı olduğunu, gelen giden bütün yazıların onların kontrolünden geçtiğini ve bunlarla ilgili rapor hazırlayarak Amerika’ya gönderdiklerini” söylemişlerdir. Türkeş bunları yaka paça dışarı attırmış ve başbakanlıktan kovmuştur. Bu olay üzerine Amerika Alparslan Türkeş’in üzerini çizmiş en kısa zamanda kendisiyle hesaplaşma plânları yapmaya başlamıştır. Bu durum ömrünün sonuna kadar da devam etmiştir.

Bu sırada komite içinde sivil yönetime geçişle ilgili ihtilaflar çıkmaya başlamış ve komite bu konuda ikiye ayrılmıştır. Bir kısım komite üyeleri yönetimi hemen CHP’ye devretmeyi ve bu yönetimle seçime gitmeyi düşünüyor, başta Türkeş olmak üzere bir kısım komite üyeleri de buna karşı çıkıyorlardı. Gerekçeleri de çok mantıklı ve ülke gerçeklerine uygun düşüyordu. Onlara göre Demokrat Parti kapanmış, yerine güçlü bir siyasi partinin kurulmasına fırsat verilmeli ve bu siyasi parti CHP’ye karşı ülke çapında teşkilatlanmalıydı. Bu olmadan yapılacak bir seçimin CHP’yi iktidar koltuğuna oturtmak amacı taşır ve halkımızın Milli Birlik Komitesine karşı güveni sarsılırdı. Böyle bir kuruluş olmazsa Milli Birlik Komitesi kendini feshetmeli ve siyasi parti hüviyetini kazanmalıydı. Ayrıca siyasi partilerin yapmaya cesaret edemediği önemli reformlar yapılmalı ve sivil yönetime ülke bu reformlar yapılarak devredilmeliydi.

Bu fikre hem komite içinden hem de CHP’den büyük itirazlar geliyordu. CHP iktidara bu kadar çok yaklaşmışken onu elinden kaçırmak istemiyor, komite içindeki bazı üyeler de biran önce yönetim sorumluluğundan kurtulmak istiyorlardı. CHP bu komite üyelerini kullanıyor, onları siyasi destekleriyle isteklerinde güçlendiriyorlardı. Sonunda yakın tarihimizin önemli bir olayı gelişti ve 13 Kasım hadisesi oldu. 13 Kasım 1960 günü Alparslan Türkeş ve 14 arkadaşı tutuklanarak her biri ayrı bir ülkeye ateşe olarak sürgüne gönderildi. İşte Merhum Adnan Menderes’in idamı bu dönemde gerçekleşecektir.

Yassı ada mahkemelerinde Demokrat Parti hakkında hüküm verilmiş ve bazı idam kararları alınmıştı. Rahmetli İnönü’nün bu idamları engellemek için Cemal Gürsel nezdinde girişimlerde bulunduğu yakın tarihimizde hep söylenegelmiştir. Ancak Bu konuda vesika olarak idamlara karşı tek girişim o dönemde Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de bulunan Alparslan Türkeş’ten gelmiştir. Cemal Gürsel’e yazdığı mektupla bu idamların milli huzura hiçbir katkısı olmayacağını, Komitenin bu idamları onama yetkisinin bulunmadığını ve bunu yapanların kendilerini sorumluluktan kurtaramayacaklarını ifade etmiştir. Çok az kişinin bildiği o mektup hiçbir değişiklik yapılmadan aynen aşağıya alınmıştır.

Yeni Delhi, 7 Eylül 1961

Orgeneralim,

Size asla yazmak niyetinde değildim. Fakat bugün memleketin yüksek menfaatleri bakımından bazı hususların dikkatinize sunulması zaruri oldu. Şöyle ki:

Yüksek Adalet Divanı birkaç güne kadar eski iktidar mensupları hakkında hüküm verecektir. Adaletin hükmüne müdahale etmemek ve daima hürmetkâr bulunmak şarttır. Ancak hükümlerin ifnası, yurtta mevcut durumun göz önüne getirilince ayrıca incelenmeye değer görülmüştür.

Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği cezalar içinde idam hükümleri bulunduğu takdirde, bunların tadil edilerek hafifletilmesi cihetine gidilmesi çok faydalı olacaktır. Çünkü:

a)İdam cezalarının infazı, 13 Kasımdan beri atılan çok hatalı adımlar dolayısıyla memlekette meydana gelmiş olan huzursuzluğu daha çok artıracaktır.

b)Ölüm cezalarının infazı , yurt dışında  milletimiz ve devletimiz aleyhinde tepkilere yol açacaktır.

c)Ölüm cezalarının infazı halinde, milletimizi bölen kin ve garez duyguları şiddetlenecek ve 27 Mayıs’ın amacı olan milli birlik ruhunun geliştirilmesi güçleşecektir.

        Ç) Yukarda sıralanan mahzurlarına karşılık, cezaların infazı ile memlekete sağlanacak hiçbir fayda yoktur. Esasen siyasi suçlardan  dolayı ölüm cezaları verilmesi, bu günün insanlık duygularına uymamaktadır.

Buraya kadar sıralanan mütâalalara ilaveten, hukuk bakımından da şu hususların incelenmesi lüzumludur.

1-Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği idam cezalarının  nihai incelenmesi, bununla ilgili kanunun yürürlüğe girdiği tarihte tek meşru yasama organı bulunan 27 Mayıs Milli Birlik Komitesine aittir.

2-Bugün ise yasama organı yalnız başına 13 Kasım komitesi değil, Temsilciler Meclisi ile birlikte Komiteden meydana gelen Kurucu Meclistir.

3-Türk Anayasa’sına göre, idam hükümlerinin nihai incelenmesi, yasama organlarına aittir. Şu halde bugün Yüksek Adalet Divanı’nın vereceği idam kararlarının yalnız 13 Kasım Komitesince incelenmesi hukuki ve meşru olamaz.

Aksi halde, millet ve tarih önünde sorumlu olacağınızı hatırlatırım.

                                                                                            Alparslan Türkeş

Sayın başbakan, Adnan Menderes’in idamı ile ilgili olarak MHP’nin ne yaptığını tarih böyle kaydediyor. Ya sizin yaptıklarınız…….

 

  

Bu yazı toplam 1840 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim