• BIST 1.124
  • Altın 461,978
  • Dolar 7,6460
  • Euro 8,8844
  • Bolu 14 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 14 °C

MERANIN İÇİNDE ARANAN YAYLALAR

İlhami Candemir

         

           Sayın okuyucular yine yaylalar. Neden “yine yaylalar” dedim. Bu konuda defalarca yazdığım makaleler gerek Bolunun sesi ve gerekse Bolu Gündem gazetelerinde yayımlandı. Bu günlerde aynı konu Bolu’nun gündemine yine geldi oturdu. Nasıl mı? Anlatmaya çalışayım; Sayın valimiz “yaylalarda , imar barışının belirlediği süreçten sonra( yani 31/12/2017 tarihinden sonra) yapılan çit,EV ve benzeri her neyse mutlaka imha edilecektir,belediye mücavir alanlarında kalan yaylalardaki bu işi kolluk güçlerinin desteği ile belediye yapacaktır ve nitekim yapmaktadır,hayvancılık yapmayanların yaylaya çivi bile çakması yasal değildir” gibi açıklamalarda bulunmuşlardır.Ben küçüklüğünün  ve gençliğinin bir kısmını bu yaylalarda geçirmiş bir hukukçu olarak  konunun hukuksal ve sosyal  açıdan önemine binaen bazı düşüncelerimi siz sayın okuyucularla  ve hatta sayın valimizle paylaşmak istiyorum.(Ben sayın valimizin görüşlerini yerel gazetelerin haberlerinden aldığım için görüşlerim o haberlerle sınırlı olacaktır).

            Öncelikle sayın valimize, doğaya karşı göstermiş olduğu bu hassasiyetten ötürü-  keşke diğer valiler de aynı hassasiyeti gösterselerdi diyerek- teşekkürlerimi sunduktan sonra derim ki;

            Bu yazıyı  yazan kişi yani ben tarihi şahsiyet sayılırım, neden mi,yaşım 83,daha iyi anlaşılsın diye doğum tarihimi de yazıyorum 1937. Sizlerle bu paragrafta  paylaşacağım her olay  görgüye dayalıdır.Hadi başlayalım;Benim küçüklüğümde yaylalar  EVİN GÜZEL KIZI GİBİ  korunurdu.Herkes hayvancılık yapardı.İlk baharda  hayvanlarla birlikte yaylaya çıkış tarihi belirlenirdi,hiç kimse daha önce hayvanını getirip yaylaya salamazdı.Yaylaya  karnaval havasında çıkılırdı. Yeni doğmuş buzağıları  eşeğinin heybesinde götürenleri mi ararsınız,kucağında götürenleri mi ararsınız,bir curcunadır  giderdi.6-7 ay ahırda kapalı kalan büyükbaş hayvanlar  meraya salındıklarında  onların sevinçten hoplayıp-zıplamaları görülmeye değerdi.Peki şimdi ne oldu?Yaylaların başına gelenler pişmiş tavuğun başına bile gelmedi. yaylalar taaaaa  1926 yılından bu yana(Türk Medeni Kanununun yürürlüğe giriş tarihi) daima hırpalanmıştır ve halende hırpalanmaktadır. Yaylalarla ilgili tarihsel gelişmeye bakarsak yaylaların ilk mevzuatı 1274(1856-1857) tarihli Arazi Kanunnamesidir.Kanunnamenin 97.maddesi özel olarak meralarla,101. Maddesi ise yaylalarla ilgilidir.97.maddeye göre  mera alınıp satılamaz,üzerine mandıra,ağıl,ebniye(bina)ihdas olunamaz, yapılırsa DERHAL yıkılır, BAHÇE DAHİ yapılamaz denilmekte,101.maddesinde ise yaylaklar ve kışlaklar alınıp satılamaz, ahalisinin rızası olmaksızın ZİRAAT YAPILAMAZ(yani ahalisinin rızası varsa ziraat dahi yapılabilir denilmektedir. Görüldüğü gibi 101.maddede, yani yaylalarla ilgili maddede 97.maddede olduğu gibi ev  ve sair bina  yasağı yoktur.Neden yoktur, padişah (sultan Abdülmecit) orada insanların da barınacağını göz önünde bulundurmuştur da ondan dolayı  yoktur.Nitekim eskiden yaylada her hanenin ahşaptan(keresteden) bir evi , bahçesi-bostanı vardı.Hatta devlet (orman idaresi) 4342 sayılı mera kanunundan önce (1998) yaylaya ev yapacaklara ucuz kereste(tomruk) verirdi.(6831 sayılı orman kanunu madde 31,32). Yaylalarla ilgili olumsuz ne olduysa 1926 da yürürlüğe giren medeni kanundan sonra  oldu. Kanunnameyi yürürlükten kaldıran medeni kanun, toprak hukukunu da düzenledi ama bu mera ve yayla konusu o kadar önemliydi ki  kanun bu hususta ayrıca (AHKAM-I MAHSUSA) yani ÖZEL kanun çıkartılacağını öngördü. Medeni K.Madde/641. Tekrar ediyorum,yaylaların  başına ne geldiyse 1926 dan sonra geldi.Zira öngörülen özel yasa çıkarılmadığı için yasal kaos oluştu. Özel kanun tam 72 yıl sonra çıkarılabildi.(1998 tarihli 4342 sayılı mera kanunu).Bu kanun çıkarılıncaya dek yaylaların canına okundu.Çözüm için can simidi olarak beklenen mera kanunu ise (4342) işi daha da çıkmaza soktu.Kanunnamede yaylalar ile meralar ayrı maddeler halinde düzenlenmişken mera kanunu yaylalar ile meraları aynı torbaya koyunca neresi yayla neresi mera ,at izi it izine karıştı, YAYLALAR YOK sayıldı.Yaylanın tamamı mera gibi işlem gördü ve halen de görüyor.Bu yasa kaçak yapılaşmanın önüne geçmek için tepki olarak düzenlendiğinden  bu güne dek tam 14 kez değişikliğe uğradığı halde hala şikayetlerin odağındadır.Bu yasayı çıkaranlar oralarda insanların da insanca yaşamaları gerektiğini unutmuştur.Tüm ihtilafların kaynağı maalesef bu yasadır.Bu yasaya göre mera, timsah gibi yaylayı yutmuştur.

              Gelelim güncel olaya;

            Bu günlerde yaylalarla  ve özellikle AT yaylasındaki çitler ve evlerle ilgili  olup sayın valimizin basına yansıyan beyanatlarında  imar barışının belirlediği SÜREÇTEN SONRA(31/12/2017) yapılan ÇİTLERİN ,EVLERİN ve yapılmış ne varsa imha edileceği belirtilmiştir.  Sayın valimizin beyanatlarında sözü edilen ÇİTLERİN imhası -yukarıdan beri izaha çalışılan nedenlerle- dramatiktir ama  31/12/2017 tarihinden sonra yapılan evlerin  durum biraz daha  dramatiktir. Şöyle ki;

            İmar barışından sonraki gelişmelerden başlayalım; İmar barışının belirlediği süreçten sonra yaylalar yağmalanırcasına yapılaştı, devlet bu yapılaşmayı görmedi mi, gördü, müdahale etti mi, etmedi,hatta zamanın belediye başkanı dahi yaylaya saray kondurmadı mı, kondurdu, eğer devlet hemen müdahale ederek engel olsa idi şimdi yapılması düşünülen yıkımlar  sonucu vatandaşlar bu kadar mağduriyet  yaşamayacaktı. Devlet hem bu yasa dışı yapılaşmaya göz yumdu ve hem de bunlara yapı kayıt belgesi vererek  takdir edilen bedeli tahsil etti.Hatta vatandaşlar, yapı kayıt belgesi ile sınırlı olan bu yasaya rağmen  işgallerindeki (çitle çevirdiği)mera için de işlem yaptırarak bedel ödedi,devlet buralar kapsam dışı diyerek bu talepleri anında geri çevirmedi, parayı aldı.Yani devlet vatandaşa adeta “ne yaptıysan yaptın, gel, gel ama para ile gel”  diyerek tüm talepleri kabul edip bedellerini tahsil etti..Eeee şimdi bu paralar vatandaşlara iade edilecek mi?Hayır, zira yasa iade edilmez diyor.  Görüldüğü gibi vatandaş ev  yaptı masraf, ev yıkıldı masraf,yapının ve arazinin takdir edilen bedelini ödedi masraf.Sayın valim,olaya bir de bu açıdan yani devletin İHMALİ açısından bakarsanız adilane bir çözüm üretebilirsiniz diye düşünüyorum ki işte o zaman  vatandaşların hayır dualarını alırsınız derim.Kaldı ki bu sorun yalnız Bolu’da değil,hemen hemen yurdun tüm bölgelerinde (özellikle Toroslar’da,Karadeniz sahillerinde vs )var.Eğer bu sorun çözülmek isteniyorsa acizane ben derim ki-anayasanın 10.maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi de gözetilmek suretiyle- yurdun her yerinde eş zamanlı olarak uygulamaya geçilmelidir ki  işte o zaman vatandaş “herkesle gelen düğün bayram” diyerek teselli yoluna gidebilir. Yok eğer yıkım işlemleri yalnız bir bölgede uygulanacaksa haksızlığın ve eşitsizliğin boyutu vicdanları tabii ki rahatsız edecektir.Rahmetli ninemin söylediği gibi ben söyledim benden günah gitti . Sürçü lisan ettikse affola.Hoşça kalın.

     Not/Yukarıda bahsi geçen DEVLET sözcüğünden kasıt tabii ki tüzel kişiliği olan devlet değil,devlet adına iş yapan gerçek kişilerdir.

                                                                                                 İLHAMİ CANDEMİR

Bu yazı toplam 3933 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 215 05 52 | Haber Yazılımı: CM Bilişim