• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • Bolu 3 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara -1 °C

Meselenin içyüzü!

N. Gürkan Yetkin

Bir dedikodu ile başlayan küçük bir kartopu, nasıl da bir anda büyük bir çığa dönüşebiliyor.

Basına kapalı bir toplantıda, toplantıya iştirak edenlerden biri, alınan kararı beğenmeyip, kendi fikrini toplantıda aktarmak yerine, ”kötü adam” olmamak, herhangi bir sıkıntı yaşamamak ve menfaat kaybına uğramamak için toplantı bilgilerini gizlice dışarıya sızdırır.

Kendine yanlış gelen bir konuyu, kendi başına sahiplenip mücadelesini vermek yerine, bu sorumluluğu başkalarına yükler. Bilgiyi dışarıya sızdırıp bir köşeden olanları izlemeye başlar. Bu durumdan sadistçe zevk de alır. Bu sayede, yakaladığı bu fırsatla sevmediği, yerinde her zaman gözü olduğu kişiye iyi bir ders vermektedir. ”Sen misin beni yıllardır adam yerine koymayan? Al bakalım sana!”

Nedir dışarıya bir köstebek sayesinde çıkan haber?

Kızılay'a bağışlanmış olan eski, virane bir yapıyı, 1999 depremi hemen sonrasında, birçoklarının Bolu'yu terk ettiği, sokakların sessizliğe ve kimsesizliğe büründüğü bir zamanda Kızılay'dan kiralayarak onaran, derleyip toparlayan, çöp ev görüntüsünden çıkartıp çiçek gibi bir görünüme kavuşturan, cebindeki parayı koyup her türlü riske giren bir işletmeci, hem de herkes tarafından bilinen, sevilen “adam gibi adam“ tabiri ile tanımlanan bir usta, günümüzde yaşanan büyük krizden etkilenmiş, yanına bir ortak almak istemiş.

İstemişte seçmiş olduğu ortağı, yan komşusu ve mevcut işletme faaliyet konusu ile alakalı olmayan bir kişi olunca, kafalar doğal olarak karışmakta.

Kira kontratı, kurulacak olan bu yeni şirketle tekrar yapılacak, bu sayede ihaleye gerek kalmadan işyeri sahibi veya sahipleri, işletmenin faaliyet konusu kolayca değişebilecek. Kira miktarı da bu sayede oldukça makul rakamlarda kalacak.

Bu cin fikir, şu an faaliyette olan “galericiler sitesi”nde gayet başarılı bir biçimde uygulanmakta. Galericiler sitesinde işyeri sayısı belli. Hepsinin de kiracısı mevcutta var. Yeni bir kişinin, galeri açabilmesi için, bir işletmecinin işyerini boşaltması gerekiyor. Diyelim ki birisi bu şekilde bir işyerini boşalttı. Kiralamak isteyen yeni kişinin burayı tekrar kiralayabilmesi için, açılacak olan ihaleye girmesi, en iyi fiyatı vererek ihaleyi kazanması gerekiyor. Kısaca zor iş!

Bunun yerine iş yerini boşaltacak işletme ile anlaşılıyor. Yeni bir şirket kuruluyor. Mevcut işyeri kiracısı ile yeni kiracı ortak oluyor. İlgili belediyeye başvurularak kontrat yenileniyor. Daha sonra iş yerini boşaltacak olan kiracı hisselerini yeni işletmeciye devrederek, işlem tereyağından kıl çeker gibi tamamlanmış oluyor.

İşte tam bu noktada, insanın aklına bu işlemin hukuksal boyutu geliyor.

Kızılay'a ait bir işyerinin böyle benzer bir hülle evliliğine konu olması daha da sancılı bir durum. Bir köstebek sayesinde ortaya çıkan haberin “Bolu Gündem Gazetesi“ sayesinde ayrıntılı bir biçimde ortaya dökülmesi, Bolu'da yaşayan bizlerin konudan haberdar olmamızı sağladı.

Konu gerek taraflarınca gerekse haberleri okuyan Bolulularca daha uzun süre değerlendirilecek gibi görünüyor.

Ancak, tüm bu değerlendirmeler yapılırken, masum kişilerin yargısızca, kendilerini savunma hakkı tanınmadan infaz edilmemesi de gerekiyor. Çünkü tarafların niyetleri, çok farklı olabilir.

Bir tarafta, Bolu halkının büyük bir çoğunluğunun yakından tanıdığı, bildiği Bayram Usta, diğer tarafta Kızılay'a üstün gayretleri ile bir çok eser kazandırmış Yılmaz Özarslan.

Krizden dolayı birçok esnaf batma noktasına geldi. Bir çok tanınmış işletmeci işyerlerini kapatmak zorunda kaldı. Bir çok tanınmış Bolulu iş adamı, tüm malvarlığını yitirdi. Sadece meşhur İzzet Baysal Caddesi'nde faaliyet gösteren yılların işletmesi olarak bilinen kaç işyerinin kapandığını bilenler biliyor. Bunların arasına bir işletmecinin daha katılması daha mı iyi olacaktır?

Yaşanan krizden olumsuz etkilenmiş bir esnaf daha batsın! İş yerini kapatsın! İcra avukatlarına yeni yeni iş çıksın! Boşaltılan işyeri başka bir kişiye yüksek kira ile kiralansın! Böylece Kızılay bu işten oldukça kârlı, işyerini kaybeden, kriz yüzünden batan eski işyeri sahibinin de canı çıksın! Bu da konunun bir başka yönü.

Bu noktada da devreye “niyetler” giriyor. İşte tam bu noktada, karar merciinde olanların “vicdani” ve “adaletli” karar vermeleri, terazinin şaşmaması, vicdanın da rahat olması gerekiyor.

Niyetler kötü ise, sonucun iyi olması, inancımız gereği beklenemez! “Haydan gelen, huya gider“ sözü işte tam bu anlamda söylenmiş oluyor.

Ben, birkaç kez Kızılay Başkanı Sayın Yılmaz Özarslan'ın bir karar vermeden önce nasıl istişare ettiğine, soğuk kanlı olarak uzun uzun düşündüğüne ve en doğru olan kararı verdiğine şahit oldum.

Örnek;

12 Kasım 1999 depremi sonrasında İzzet Baysal Caddesi'nde bulunan Kızılay Hizmet Binası, orta hasar derecesinde hasar görmüştü. O zaman geçerli olan yönetmelikler çerçevesinde, yapının incelenmesi, onarım ve güçlendirme yapılıp yapılmamasına uzmanlarınca karar verilmesi, uygun görülmesi halinde, güçlendirme projelerinin hazırlatılıp ilgili kurumlara onaylatılması ve onaylı projeye uygun onarım ve güçlendirme işlerinin yapılması gerekiyordu.

O dönem konu ile alakalı yapılan ihaleye, o günlerde faaliyette olan firmamız da katılmış, ilgili yapı Kızılay'a ait bir yapı olduğu için, bu işlerin firmamızca ücretsiz yapılacağı taahhüt edilmiş ve ihale doğal olarak firmamızda kalmıştı. Sayın Yılmaz Bey ve Kızılay Bolu Şubesi Yönetim Kurulu ile tanışıklığımızda, o dönem de bu sayede başlamıştı.

Firmamız yaptığı inceleme ve hesaplar ışığında ilgili yapının ekonomik ömrünü tamamladığına, yapının güçlendirilmesinin ekonomik olmayacağına, yapılacak olan onarım ve güçlendirme imalatları bedelinin yapı inşaat maliyetine oranının %40'ı aştığına dair bir rapor düzenleyerek, yönetim kuruluna teslim ettiğinde inanın buz gibi bir hava esmişti.

Yönetim kurulu ile yapılan daha sonraki görüşmelerde de durum detaylı bir biçimde anlatılarak üyeler bilgilendirilmişti.

O dönem yönetim kurulu üyesi olan kişilerden bazıları, bu işi bedelsiz yapmayı taahhüt ettiğimiz için gerekli titizliği göstermediğimizi düşünmüşlerdi. Bu doğrultuda ortak bir karar alarak, başka bir firmaya daha işi ihale etmişlerdi. Çıkan sonuç yine bizlerin belirttiği şekilde olunca, kendilerine sunmuş olduğumuz rapora istinaden, binanın yıkılmasına ve yeniden yapılmasına karar verdiler. İnanın bu kararı almak için günlerce düşünüp, hesaplar ve istişareler yapıp karara varmışlardı.

Sonuç olarak mevcut bina yıkıldı, yerine bu günde kullanılan son derece sağlıklı, estetik ve çok daha kullanışlı bir yapıyı Kızılay'a kazandırmış oldular. Sonuç her anlamda herkesi tatmin ettiğinden, Kızılay alınan bu kararla bu işten son derece karlı çıktığından, bu zor kararı alanları mutlu etmişti.

Sayın Yılmaz Özarslan Bey o dönemde soğukkanlı olmasaydı, akılcı davranmasaydı ve arkadaşları ile istişare etmeseydi, bu gün hizmet veren Kızılay binası hiç var olmayacaktı.

Bir meseleyi irdelerken detaylar oldukça önemlidir. Doğru karar için doğru bilgi şarttır. Hele bir kişiyi yargılama esnasında. Adalet önemli! Kul hakkı daha da önemli!

Yanlış bir yargı sonucu kırdığımız gönülleri, basit bir “pardon!” ile telafi edemeyiz. Ancak kamu mallarının ya da kamuya mâl olmuş kurumlara ait malların peşkeş çekilmesine de razı olamayız.

Bayram Usta gibi işletmeler olmalı!

Bayram Usta gibi esnaflar olmalı! Yılmaz Özarslan gibi sağlıklı karar alabilme yetisine sahip idareciler de olmalı!

Aksi halde iş bilmez kasaplar ne masat bırakırlar ne de et! Örnek mi?....

22.10.2009

Bu yazı toplam 708 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim