• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Bolu 10 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C

MESNEVİDEN BİR HİKÂYE

Hasan Dinç

 

BİR BAĞ SAHİBİNİN SOFİ, FAKİH VE ŞERİFİ BİRBİRİNDEN AYIRARAK CEZALANDIRMASI

Bir bahçıvan bahçesine üç tane hırsızın girdiğini gördü. Sonradan anladı ki bunlardan biri fakih(1), biri şerif(2) biri de sofi(3) idi. Konuşmalarından üçünün de sıfatlarına uygun ağırlıkta olmadığı ve vefasızlıkları anlaşılıyordu. Bahçıvan içinden “ bunlara karşı söyleyeceğim nice sözler, suçlamak için nice deliller var ama bunlar bir topluluk, topluluk kuvvettir. Tek başıma bu üç kişinin hakkından gelemem. Önce onları birbirinden ayırmak lâzım. Ondan sonra hesabı sorar birer,  birer saçlarını, sakallarını yolarım” diye geçiriyor, onları cezalandırmanın plânlarını bu yol üzere kuruyordu.

Bahçıvan o üç kişiye yaklaştı. Hile ile önce sofiye “ Eve git. Bu arkadaşlar için bir kilim getir. Sizin gibi büyük ve hatırlı insanların toprağa oturması yakışık almaz” dedi. Böylece sofiyi eve yolladı. Sofi gidince öbür iki arkadaşa sinsice yaklaştı. Önce fakihe dönerek “ Sen fakihsin, bu da ünlü bir şerif. Biz senin fetvan(4) ile ekmek yemekte, senin bilgi kanadınla uçmaktayız. Bu da bizim şehzademiz, sultanımızdır. Seyit olup peygamber Mustafa’nın soyundandır.” Eve kilim almak üzere gönderdiği sofiyi kastederek  “ Şu pisboğaz ve hasis sofi kim oluyor ki sizin gibi padişahlarla düşüp kalkıyor. Gelince onu savın gitsin. Siz de tam bir hafta benim bahçemde çayır, çimenliğimde kalın. Bağım, bahçem sizinle şenlensin. Hatta bahçe ve bağ ne ki? Canım bile feda olsun. Sizler benim sağ gözümsünüz” dedi. Onları sofi hakkında vesveselendirip, şüphelendirdi. Böylece elinde kilimle sofi gelince fakih ve şerif onu yanından uzaklaştırdılar. Bahçıvan da elinde sopa ile sofinin arkasından gitti. Onu tenha bir yerde yakalayarak  diyerek sofiyi iyice bir dövdü. Onu adeta yarı canlı bir hale “ Ey köpek sofi! Sen ne cesaretle benim bağıma girersin. Sana kim yol gösterdi. Cüneyt mi, Bayezid mi?”getirdi.  Sonra ötekilerin yanına döndü. Sofi gücünün yettiği, dilinin döndüğü oranda arkadaşlarına “Benim nöbetim geçti. Sıra size de gelecek. Beni kendinize münasip görmediniz. Fakat biliniz ki bu kaltaban size benden daha yabancıdır. Benim yediğimi siz de yiyeceksiniz. Çünkü bu şerbet aşağılık kişilere layıktır”         diyordu.

Bahçıvan sofinin işini bitirip öbürlerinin yanına dönünce, yeni bir bahane ile şerife seslendi. Ona “ Ey şerif! Eve git. Kuşluk öğünü yufka pişirtmiştim. Evin kapısını vur. Kâhyaya söyle, o yufka ekmeği ile kızarmış kazı getirsin” dedi. Şerif gidince de fakihe dönüp “ Ey işi yerinde, güngörmüş, anlayışlı her şeyi bilen adam. Sen fakihsin. O şerif denilen adam anlamsız bir iddiada bulunuyor. Anasının ne iş ettiğini kim bilir? Zamanımızda nice ahmaklar Ali’ye, Peygambere nispet ederler” dedi. Ancak böyle bir zan zinakâr ve zina edicilere mahsustur. O edepsizin söylediği sözler, kendi haline yansımasıydı. Evlad-ı Resulden bu işler uzaktır. O bahçıvanın kendisi mürtetlerin dölü olmasaydı, Peygamber hanedanı hakkında böyle düşünebilir miydi?

Fakih bahçıvanın söylediklerini dinledi. Kendi için söylediği övücü sözler nefsine hoş geldi. Bunun üzerine bahçıvan şerifin ardından giderek onu yolda yakaladı. Ona “ Ey eşek! Bu bağa seni kim davet etti? Hırsızlık sana Peygamberden mi miras kaldı? Aslan yavrusu aslana benzer. Sen söyle bakalım, Peygambere ne yüzden benziyorsun?” dedi. O zalim bahçıvanı öyle bir dövdü, öyle bir dövdü ki Hariciler Ali Yasin’e ne yaptıysa o da ona öyle yaptı. Şerif o zalimin zulmünden harap oldu da fakihe:  “Ben sudan çıkmışa döndüm. Sıra sende. Çünkü yapayalnız kaldın. Şerifliğimi bir yana bırak. Hatta arkadaşlığına da layık değilim. Fakat sana karşı bu çeşit bir zalimden de aşağı değilim ya” dedi.

Bahçıvan şerifinde işini bitirdikten sonra fakihe geldi. Ona dedi ki “ Ey fakih! Her sefih kişinin bile kendisinden utandığı adam! Ey eli kesilesice bağlara girip izinsiz üzüm yemek caiz midir? Fetvan bu mu senin? Böyle bir ruhsatı Vasit’te yahut Muhit’te mi/5) okudun?”Diye soruyordu. Kendisine vuruldukça fakih acı, acı inleyerek şöyle diyordu. “Vur, vur. Hakkın var. Fırsat ele geçti. Dostlardan ayrılanın layığı budur.

1)Fıkıh bilgini, İslâm hukukçusu

2)Peygamber soyundan olan

3)Tasavvufa düşkün, tasavvufla uğraşan

4)Dini hüküm, fakihin verdiği hüküm

5)Vasit ve Muhit iki önemli fıkıh kitabı

MESNEVİDEN DOSTLARIMA, BİLHASSA ÇOCUKLARIMA!

Akıllı Biri Hz. İsa’ya “ Âlemde her şeyden daha sarp, daha güç nedir?” Diye sordu. Hz. İsa “Ey can! En sarp ve en güç şey Tanrı gazabıdır. O gazaptan cehennem bile su gibi titrer” diye cevap verdi. Adam “peki, kişi bu Tanrı gazabından nasıl kurtulur, nasıl aman bulur?” diye tekrar sordu. Hz. İsa bu ikinci soruya da “Kızdığın zaman kızgınlığına uymamak” diye cevap verdi.

Bu yazı toplam 1173 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim