• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Bolu 7 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

Mezar taşındaki tarihler

Mustafa Namdar

Mezar taşında genelde iki tarih vardır. Doğum ve ölümü bildiren iki tarihtir bu.

Rakamların yanyana gelişi, çok mu anlamlıdır? Bu rakamların yazılışı, okunuşu, bu sayıların gösterdiği yıl, ay ve günler çok mu önemlidir?

Mezar taşının üzerinde yazılı doğum ve ölüm tarihleri mi önemli?

O iki tarih arasında geçen sürede nelerin yapıldığı mı önemlidir? Nereden çıktı bu düşünce demeyin. Şu son günlerde yaşananları okuyacak olan gelecek kuşaklar, tarihte iz bırakanların doğumla ölüm arasında yaptıklarını değerlendireceklerdir. Onlara bırakılan gelecekte elde kalan yaşam faturası, ödeyemeyecekleri bir bedelin yükünü insanların omuzlarına yüklemişse, ağızlardan hayır dualar çıkmayacaktır.

Yaşam boyunca, tanığı olunan olayların hamaseti içinde toplumları coşturmak güzeldir. Hamam suyu ile dost gönüllemek hem kolay, hem de ucuzdur.

Önemli olan coşkuyla başlayan gelişmelerin güzelliğinin nereye kadar süreceğidir.

Sonuçta saman alevi gibi parlayan olay kahramanları, varlıklarından sorumlu oldukları toplumları arda kalan duman içinde boğulmaya mahkum edecekse, ayran kabartmanın pek de anlamı yoktur.

“Mezar taşında iki tarih olacak ve bunu pek çok kimse okuyacak. Bütün mesele bu tarihler arasında neler olup bittiği…” diyen KEVİN WELCH sözünü okuduğumda, toplumların yönetiminden sorumlu olanların yaptıklarından, geride kalanlar nasıl etkilenecek? Ya da, bir başka anlamda, bu iki tarih arasında neler olup bittiğinin değerlendirmesi nasıl yapılacak düşüncesine takıldım.

Toplumların dik durabilmesi için bilgi iletişim ağını iyi kurması gerekiyor. “Yıkılmadık ayaktayız” diyebilmenin göstergesi, masaya yumruğu vurmaktan öte, masaya üretilen çeşitli ürünleri koyabiliyorsak anlamı var.

Teknolojisini geliştirmiş olanların ekonomileri de gelişmiş oluyor.

Böylesi gelişmiş ülkeler vitrine yeni buluşların ürünlerini koyuyorlar.

Gelişmişlik düzeyi yüksek olan bireylerden oluşan toplumların dik durma şansı vardır.

Dik durmak sözle değil, üretebilmekle doğru orantılı.

Sırtını duvara dayamak suretiyle ömür tüketenlerin üzerine bir gün o duvar yıkılıveriyor.

Tarih sayfalarında yazılanlar, son günlerde yaşananlar bunun doğruluğunu çok net gösteriyor.

Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet. Türkiye Cumhuriyeti, acıların içinden süzülüp gelen vatanını, milletini, bayrağını onurunu, bilen insanlardan oluşan bir bütündür. Bu bütünü lafın perçeminden sürüklemek yerine, bacasından duman tüten fabrikaların patronu yapmak gerek. Bu büyük millet bunu hak ediyor.

Geride kalan bu aziz milletin çocukları bir zamanlar atalarını yönetenlerin mezar taşlarındaki doğum ve ölüm tarihlerine bakarak değil, o iki tarih arasındaki yönetimlerinde nereden nereye ulaşıldığını değerlendirip hayır dualarını esirgemeyeceklerine inanıyorum.

09.02.2009

Bu yazı toplam 286 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim