• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Bolu -3 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara -2 °C

MHP BEDEL ÖDEDİ. SIRA…

Hasan Dinç

AKP İl Başkanı Ömer Sayını tanırsınız. Durup dururken, yerli yersiz muhalefet partilerine ve onların yöneticilerine anlamsız sataşmaları ve siyasi havayı gerginleştirmesiyle bilinir. CHP Milletvekilinin görevini ilgilendiren girişimleri ve çalışmalarına bile “Haddini aşma” diyecek kadar siyasi nezaketten ve mantıktan uzaklaşan bu kişi, ağzını ve de dilini medeni siyasetin gerektirdiği uzlaşmacı, diyalogcu ve görüşmeci münasebetleri kapattıracak şekilde kullanmakta; nerede, kime ve ne sebeple neler söyleyeceğini öngörmek mümkün olmamaktadır. İşte bu patavatsız ve ne anlamda söylediği anlaşılmayan beyanlardan birisini de geçen hafta yapmış, MHP’ye yönelik kendisini ilgilendirmeyen   değerlendirmelerde bulunmuştur. Genel seçimlerden sonra MHP ilçe yönetimlerinden ardı ardına gelen istifalarla ilgili olarak “Bunun suçunu kendilerinde arasınlar” dedikten sonra sözü partinin Bolu’daki yönetimine getirip “MHP’nin artık aynaya bakma zamanı gelmiştir. Aynaya baktıklarında ise bugüne dek savundukları değerlere ters düşen beyanlarını ve icraatlarını göreceklerdir. Bugün yaşanan istifalarda tüm bunların bedelidir.” demiş ve “MHP birbiri ardına yaşanan istifalarla Bolu’da küçülme ve dağılma sürecine girmiştir” diye yerel basına açıklamalarda bulunmuştur.

Geçtiğimiz Cuma günü ise AKP Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı açılış ve temel atma törenleri için Bolu’ya geleceğini basın mensuplarına bildirirken, gazetecilerin yaklaşan AKP il kongresiyle ilgili sorularına ve bu kongrede adı il başkanlığı için geçen kişilerle ilgili de değerlendirmelerde bulunmuş ve “Bu tür polemikler gerçekten bizim zamanımızı çalmaktan başka bir şeye yaramıyor. İnsanlar bu isimleri ortaya atarken hangi gerekçe ile ortaya attığını yorumlamak istemiyorum. Bizi seven de vardır, sevmeyen de vardır. Bunlar doğaldır. Zaten bir insan ne kadar iyi olursa olsun, herkes onu sevecek diye bir kaide yoktur. Herkesin kendine göre öngörüleri, hesapları da olabilir. Bunlar gayet doğaldır. Bunları sürekli konuşmanın anlamı yok. Zaman kaybediyoruz. Durduk yerde gereksiz tartışmalar arıyoruz” demiştir.

Bir siyasinin üç gün arayla basına yansımış yukarıdaki beyanları, o kişinin siyasi mantık dokusundan ve sağlıklı akıl süzgecinden ne kadar uzak olduğunun göstergesidir. Bu konuşmalar siyasi ahlâk ve edep filtresinden geçirilmeden yapılan konuşmalar için aranan güzel örnek olabilir. Öyle ya, onun için kendi partisinin iç meselelerinin basın aracılığı ile konuşulması “polemiktir, zaman kaybıdır. Durduk yerde gereksiz tartışmadır” Ama, gereği yokken ve kendisinin hiç de üzerine görev değilken bir başka partinin iç meselelerini basınla paylaşmak ve değerlendirmeye almak siyaset yapmaktır. Türkiye’de siyaset işte bu kafaların getirdiği çirkin anlayıştan yozlaşmaktadır. Kendi partinin kamuoyu tarafından bilinmesi gereken “il başkanlığı için adaylar” konusunu “İnsanların bu konuları hangi gerekçe ile ortaya attığını yorumlamak istemiyorum” diyeceksin amma, MHP’nin seçim sonrasında ilçe yönetimlerinin istifalarını “hangi gerekçe” ile yorumladığını toplumla paylaşmayacaksın.  Bu siyaset değil düpedüz entrikacılıktır.

Kendisini siyasette ciddiye almam söz konusu olmaz ama bir an onun MHP’ye “ Artık aynaya bakma zamanı gelmiştir.” tavsiyesini “Gel aynaya beraber bakalım” şartıyla kabul etsek, acaba aynadan neler göreceğimizi merak ediyor mu? İşte o ayna ve de gördüklerimiz.

Sene 1970’li, 1980’li ve 1990’lı yıllar. Ayna epey tozlanmış ama yine de dikkatli bakıldığında insan hem kendinin hem de yanındakinin suretini görebilmektedir. Üzerimde bir gömlek var. Biz ona “Milliyetçi görüş gömleği” diyorduk. Üzerime şimdi bakıyorum yine o gömlek yani “Milliyetçi görüş gömleği” var. Ön tarafında “Üç hilâl” üç kıta üzerindeki Osmanlı cihan hâkimiyetini yani Asya, Afrika ve Avrupa’daki TÜRK- İSLÂM varlığını temsil ediyor. Gömleğin arka tarafında “Hilâlli Bozkurt” başlangıcından bu  yana Türk tarihini kısaca Dünya Türklüğünü temsil ediyor. Biz slogan olarak bunları “Kanımız aksa da zafer İslâm’ın” “Türklük gurur ve şuuru, İslâm ahlâk ve fazileti” “Hira dağı kadar Müslüman, Tanrı dağı kadar Türk” “Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin. Her şey Türk tarafından, Türk’e göre, Türk için” “Bayrak inmesin, ezan dinmesin, vatan bölünmesin” “ Allah bir, din bir, vatan bir, millet bir, bayrak bir” ve “Esir Türklere hürriyet” diyerek söylüyor ve heyecanla ifade ediyorduk. Şimdi yine aynı şeyleri, daha yüksek bir heyecanla söylüyor, dünya olaylarını Ankara merkezli görüp yorumlamaya devam ediyoruz.  Bugüne kadar Yukarıdaki hayallerimizden önemli bir kısmının gerçekleştiğini dünya âlem gördü. Mesela gerçek kavgamızı verdiğimiz Komünist Rusya tarihe gömüldü. İçinden beş büyük bağımsız Türk devleti çıktı. Bir o kadar da muhtar Türk devleti vücut buldu. İçerdeki iktidarımızın şafağı ise sökmek üzeredir.

O ne aynada “Milli görüş gömleği” giymiş birini görüyorum.  Birazda size benziyor. O siz misiniz Ömer Bey? İyi ama siz o gömleği değiştirmişsiniz galiba. Şimdi üzerinizdeki gömlek eski gömleğinizi tutmuyor. Sırtınızdaki gömleğin önünde ABD bayrağı, arkasında Avrupa Birliği bayrağı dalgalanıyor. O zaman muhaliflerinizi bunların kıbleleri Moskova ve Vaşington diye kınardınız. Şimdi “Ankara’nın şerrinden Brüksel’e sığınıyoruz” demekten derin haz duyuyorsunuz. “Milli Görüş” gömleği sizin için İslâm Birliği” anlamına gelir, rakiplerinizi kâfirlikle, masonlukla, dinsizlikle ve patates dininden olmakla itham ederdiniz. Bize ırkçılık damgası vurur, inhisarınıza aldığınız İslâm dininin yanına yöresine yaklaştırmazdınız. Muammer Kaddâfi’ye katlanır, İslâm Birliği adına hakaretlerini görmemeye ve duymamaya çalışırdınız. Şimdi “Milli Görüş” gömleğini çıkarıp Amerikan himayesini kabullenerek Avrupa Birliği gömleği giyme ihtiyacı duydunuz. Sizin için o dönemde Katolik Hrıstiyan birliği olarak tanımladığınız bu günkü Avrupa Birliği ve Büyük Şeytan dediğiniz Amerika’ya bakışınızdaki değişikliğin sebebi hikmeti henüz anlaşılamamıştır. “Milli Görüş” gömleği sizi neden bu kadar sıktı. Bu şartlarda eski politik yargı ve siyasi değerlerinizdeki değişikliğe yeni bir tanımlama getirme ihtiyacı duymuyor musunuz? Bu değişikliği nasıl izah edeceksiniz. MHP için dediğiniz “Bu güne dek savundukları değerlere ters düşme” ithamı öncelikle size daha uygun düşmüyor mu?  Ne yalan söyleyeyim ben aynada size bakarken bunları görüyorum.

Ha bir de MHP için bedel ödemekten bahsetmişsin. İddia ediyorum dünyada siyasal programı ve  inançları yüzünden MHP kadar bedel ödemiş başka bir parti yoktur. Binlerce mensubu şehit edilmiş, on binlercesi yaralanmış, bir o kadar yetim ve dulu bulunan ve kurucularının tümünün idamla yargılandığı ve yine tümünün berat ettiği dünya siyasi tarihinde bir başka örnek yoktur. Onlarca delikanlısını sırf denge sağlamak için darağacına göndermek şerefi de bize aittir. Benzetmek ne kadar doğru olur bilmem ama İlk Hrıstiyanlar  ve ilk Müslümanlar ancak ülkücüler kadar çile çekmişlerdir. İlk Hristiyanlar diri diri aslanların önüne atılır ve ilk Müslümanlar acımasız, gaddar Ebu Cehillerin işkencelerine maruz kalırken; ülkücüler de diri diri Moskof ve bölücü namlularının önüne atılmışlardır. Yani Ömer Bey! MHP’liler inançlarının bedelini her yönüyle ağır bir şekilde ödemişlerdir. Şimdi sırada bedelini ödemek üzere olanlar var. Acaba sıranın kendinize gelmek üzere olduğundan bir endişe mi duymaya başladınız?

27.09.2011

  


Bu yazı toplam 1269 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim