• BIST 107.206
  • Altın 142,503
  • Dolar 3,5500
  • Euro 4,1310
  • Bolu 32 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 34 °C

MHP'nin 9.Büyük Kurultayının ardından

Hasan Dinç

Hiç kuşkusuz geçtiğimiz hafta ülke gündeminin en önemli konusu, adı KÜRT AÇILIMINDAN başlayarak DEMOKRASİ AÇILIMI ile devam edip, MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK PROJESİNDE karar kılan tartışmaların, TBMM çatısı altına taşınarak orada tartışılmış olmasıdır. Cuma günü bu tartışmaların tümünü ve tartışma sonrasındaki değerlendirmeleri, televizyonlardan takip etme fırsatı buldum. Bu tartışmalarla ilgili düşüncelerimi önümüzdeki günlerde kaleme alarak, okuyucularımla paylaşma sözünü veriyor ve en az bu konu kadar önemli bulduğum bir diğer konuyu gündeme getirmek istiyorum.

Bilindiği gibi, 8 Kasım 2009 Pazar günü ANKARA ATATÜRK KAPALI SPOR SALONU'nda Milliyetçi Hareket Partisi'nin 9. Büyük Kurultayı yapıldı. Medyamız maalesef bu tarihi kongreye yeteri kadar yer ayırmadı ve milletimizin gözünden bu büyük olayı gizleme girişiminde bulundu. Gerçekte medyamız bütün unsurlarıyla orada idi. Ama onlar bu kurultaydan başka şeyler bekliyor, beklediklerini millete allayıp pullayarak aktarabilmeye kilitlenmiş bulunuyorlardı. Beklediklerinden bir pet şişeyi yakalamış olmalılar ki, sabahtan akşama o muhteşem kongreden seyirci ve okuyucularına, ancak onu aktarmakla iktifa etmişlerdir. Yerel basınımızda da refikimiz BOLU EKSPRES GAZETESİ'nin değerli köşe yazarı Sayın İmdat Aslan, üç gün süreyle son yıllarda hiçbir partiye nasip olmayan muhteşem kurultayı arı ve duru ifadesiyle okuyucularına aktardı. Gazetemizin en çok okunduğuna inandığım değerli köşe yazarımız Sayın Mustafa Öz de Cuma günkü yazısında bu kurultayı konu alan bir yazı yazdı. Bu iki değerli arkadaşımızın her şeyi en güzel şekilde anlatmış olmalarına rağmen, bu önemli kurultayı, sırf tarihe not düşmek için kendi açımdan bir de ben değerlendirmek istiyorum.

Ulusal medyada kurultay sonrası çıkan haberlerden ve bizzat bu tarihi kurultaya katılanlardan aldığım bilgilere göre, kurultay elli bin kişi tarafından takip edilmiştir. Bir kapalı spor salonuna bu kadar kişinin girmesi elbette mümkün değildir. Dış koridorlarla birlikte adı zikredilen spor salonu, ancak on bin kişilik bir kapasiteye sahiptir. Ancak salonun dışı, Hipodrom, Gençlik parkı ve o civardaki bütün cadde ve sokaklarla salondakilerin beş misli bir takipçinin salon dışında kaldığı tespit edilmiş bir gerçektir. Yurdumuzun her yöresinden, Milli sınırlar dışındaki bütün Türk illerinden ve Avustralya da dâhil Amerika, Almanya, Fransa, Belçika, Suudi Arabistan gibi yoğun Türk işçilerinin bulunduğu ülkelerden ve Yunanistan (Batı Trakya), Bulgaristan, Makedonya, Kerkük, Kırım, Moldavya ve Bosna gibi yerleşik Müslüman Türk'ün yaşadığı ülkelerden, oralarda yaşayan Türk'leri temsilen yoğun bir katılımın olduğu gözlenmiştir. Bu tarihi kurultay, sanki MHP kurultayı olmaktan çıkmış, Dünya Türklüğünün kader toplantısının yapıldığı TURAN KURULTAYI olmuştur. Ben inanıyorum ki, bu kurultaya mirasçısı olduğumuz beş bin yıllık şerefli geçmişimizin mümtaz aktörleri Oğuz Kağan'dan Dede Korkut'a, Bumin Kağan'dan Bilge Kağan'a Bilge Tonyukuk'a ve Satuk Buğra'ya, Kaşgarlı Mahmut'tan Yusuf Has Hacip'e, Tuğrul Bey'den Sultan Alpaslan'a, Kılıç Aslan'dan Alâeddin Keykubat'a, Ahmet Yesevi'den Hacı Bektaş Veli'ye, Mevlânâ'dan Yunus'a, Ertuğrul Gazi'den Osman Bey'e ve Fatih'e, Hacı Bayram Veli'den Akşemseddin'e, Barbaros'tan Turgut Reis'e ve Seydi Ali Reis'e, Karahisari'den Levni'ye ve Mimar Sinan'a, Karacaoğlan'dan Dadaloğlu, Köroğlu ve Âşık Veysel'e, Ulubatlı Hasan'dan Genç Osman'a, Yıldırım'dan Yavuz'a oradan Kanuni ve MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'E, Ziya Gökalp'tan Mümtaz Turhan'a ve Erol Güngör'e, Nihayet beş bin şehidimizle onların serdarı BAŞBUĞ ALPASLAN TÜRKEŞ'İN ruhları da bu kurultayda hazır durumda idi. Ayrıca emanetçisi olduğumuz ve kıyamete kadar sürüp gideceğine inandığımız şerefli ahfadımızın henüz bedenle buluşmamış ruhlarının da bu kurultayda temsil edildiğine inanıyorum.

Bu muhteşem topluluğa karşı iki saati aşkın bir açış konuşması yapan MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, bu uzun konuşmasının hemen başında genel bir durum değerlendirmesi yaparak, “Milletimiz tarihinin en karanlık dönemini yaşamaktadır” tespitinde bulunmuştur. Önlenilmezse “bu gidişin sonu çöküş ve yıkılıştır. Çünkü yıkım projesi uygulanmaktadır” dedikten sonra, yıkım sebebi olarak “Bu gün ülkemizi kimliksiz bir başbakan yönetmektedir ve yaptığı iş küresel güçlerin taşeronluğudur. Mensup olduğu AKP ise işbirlikçi olup bin yıllık bitmemiş bir hesabın günümüzde taşeronluğunu yapmakta” olduğunu göstermiştir.

Konuşmasının ilerleyen bölümlerinde milletine ümit veren değerlendirmelerde bulunurken, “Türkiye AKP'den ibaret değildir. Türk milleti işbirlikçilerden ibaret değildir. Bin yıldır Türk- İslam sancağını taşıyan milletimiz ayağa kalkmıştır. Sırtındaki sırtlanları atacaktır. Vatan sahipsiz, millet de yetim değildir.” ifadelerini kullanmıştır.

Konuşmasının sonuç bölümünde milletin şahsında başbakana, “Türkiye bizim vatanımızdır. Türkiye'den başka gidecek bir yerimiz yoktur. Türkiye'den gitmeye niyetimiz de yoktur. Bizi başka yere göndermek isteyen de henüz anasından doğmamıştır”diye seslenmiş, hem milletimizin hem de MHP'nin kırmızı çizgilerini şu şekilde sıralamıştır: “Millet olarak dayandığımız ilkeler tek bayrak. Tek devlet, tek millet, tek dil ve tek vatandır. Bu ilkeler bizim kırmızı çizgilerimizdir. Bu ilkelerimize ve kırmızı çizgilerimize itirazları olanlar bir kere daha düşünsünler ve ayaklarını denk alsınlar.” demiştir. Dikkat edilirse “Ayaklarını denk alsınlar” ikazı, bir siyasi liderin sondan bir önceki söylediği sözdür ve ülkemizin geldiği noktayı anlayanlara en açık şekilde göstermektedir.

Konuşmasının buhrandan çıkış yollarını gösterirken de kurultaya katılanlara seslenerek, “Kuşatmayı yaracak, milleti esenliğe çıkaracak olan sizsiniz” demiş, devamla “Gün birleşme ve bütünleşme günüdür. Kucağımız bir ve beraber yaşamak isteyen herkese açıktır. Bu nedenle konuşmalarımıza sıcaklık ve yakınlık hisseden herkesi MHP etrafında buluşmaya, bütünleşmeye davet ediyorum” diyerek, milleti MHP etrafında toplanmayı buhrandan çıkışın ilk adımı olarak kabul etmiştir.

MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli parti teşkilatına da verdiği talimatla, “Biz haklıyız demek iktidar olmak için yeterli değildir. Haklılığımızı milletimize anlatın ve haklılığımızın karşılığını milletimizden isteyin” demek suretiyle, önümüzdeki dönemin çalışma stratejisini delegelerle paylaşmıştır. Teşkilatların oturarak politika yapmaları, bundan sonra MHP için çıkar yol değildir. Milletimiz, devletimiz ve geleceğimiz için duyulan endişelerimizi; MHP'nin bu konulardaki çözüm ve önerilerini milletle paylaşmanın ve halka gitmenin, halkla omuz omuza siyaset üretmenin yolları aranacak ve mutlaka bulunacaktır. Bunun ilk örnekleri hemen MHP Genel Merkezinin hazırlayacağı bir plan ve programa uygun olarak, bazı illerin büyük meydanlarında düzenlenecek mitingler olacaktır. Bu mitinglerde halka AKP'nin DTP ile yapmayı düşündüğü KÜRT AÇILIMI anlatılacak ve Türkiye'nin gündemindeki diğer konularla ilgili MHP'nin düşünceleri milletimize açıklanacak ve halktan destek istenecektir.

Sayın Devlet Bahçeli'nin konuşmasının tümüne sinen bir başka konu ise, demokrasi tarihimizde şimdiye kadar hiç olmayan bir şey daha yapılacak ve “Devr-i sabık” yaratılacaktır. Yani AKP hükümeti iktidarı süresince yaptığı bütün icraatlardan dolayı mahkeme önüne çıkarılacak, Yüce Adalet Divanında mutlaka hesap verecektir. Hangi seviyede olursa olsun, AKP'nin iktidar gücünü kullanarak kendisine çıkar sağlamış hiçbir yöneticisi hâkim önüne çıkmaktan kendisini kurtaramayacaktır.

MHP kurultayını izleyen bir bayan gazeteci ertesi gün köşesinde yazdığı “AKP'de oyun, MHP'de gözyaşı” başlıklı yazısında, AKP kongresi ile MHP kurultayını mukayese ederken AKP'lilerin oynadıklarını; MHP'lilerin gözleri yaşlı ve hüzünlü olduklarına dikkati çekmektedir. Elli bin insanın Ankara'da ve milyonlarca insanın televizyonları başında liderlerini gözyaşları içinde dinlemelerini belki birileri anlayamayabilir. Ancak o gözyaşlarının milliyetçiler için ne anlam ifade ettiğini bütün âlem yakında görecektir. Geceleri secdeye kapanarak gözyaşları içinde dileğini Rabbine ulaştıran kişi, isteğine şafakla birlikte kavuşur. Gözyaşı vuslatın ve kavuşmanın yakınlaştığına inandırıcı en büyük delildir. Yağmurun habercisi bulutlardır. MHP'lilerin gözyaşları, onların iktidar şafağına çok yaklaştıklarını göstermektedir. Türk milletiyle ülkücülerin yıllar süren vuslat özlemi yakında son bulacaktır. Bu vuslata ne kadar da ihtiyaç var değil mi? 9. Büyük kurultay bu kavuşmanın yanılmaz ve yanıltmaz habercisidir.

17.11.2009

Bu yazı toplam 1007 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim