• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Bolu 4 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 3 °C

Milletvekilliğine yeşil ışık yaktı

Milletvekilliğine yeşil ışık yaktı
Ak Parti eski İl Başkanı Ömer Sayın’la Bolu kamuoyunu uzun zaman meşgul eden afiş davasında kendisi hakkında verilen hapis cezasını, Merkez İlçe Başkanı Adil Esen ve Gençlik Kolları Başkanı Taha Furkan Sönmezel hakkındaki eleştirileri ve 7 Haziran’da

Yapılacak seçimlerde milletvekilliğine aday olup olmayacağı yönündeki sorumuza da içtenlikle yanıt veren Sayın, “İhtiyaç ve hizmet alanı olursa aday olurum. Görüşmeler devam ediyor” diyerek adaylığa uzak olmadığını belirtti.

Röportaj: Özge ELÇİ

Ö. Elçi: Mahkeme, Afiş davasında siz ve Merkez İlçe Başkanı Adli Esen hakkında hapis cezası verdi. Aldığınız hapis cezasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Ö. Sayın: Mahkeme, normal hukuki süreç içerisinde devam etmişti. Ben de ilk duruşmaya katılmıştım. Orada savunmamızı yaptık, daha sonraki duruşmalara avukatımız katıldı. En son durulşmada da 5 ay mahkumiyet kararı çıktığını öğrendim. O dönemde 17 ve 25 Aralık sürecinde Sayın Genel Başkanımızın Türkiye’de paralel yapının hedefi haline gelmesine, Türkiye’de kaos ortamının yaratılmak istenen çabalara Başbakanımızın tarafında olduğumuzu ifade eden güzel bir cümle yazarak bir afiş asmıştık. Mahkeme böyle bir karar verdi. İstemesek de, doğru olmadığını düşünsek de şu anda saygı duymaktan başka yapacak bir şey yok. Ama mahkumiyet kararı, fililen uygulanmayacak bir karar. Önümüzdeki süreçte böyle bir suç işlenmezse tamamen ortadan kalkacak bir karar. Biz velev ki 5 ay değil 50 yıl da yatacağımızı bilsek yine yapmamız gereken şeyden geri adım atmayız. Biz bu dava uğruna dava edilmekten korkarak bu yola çıkmadık. Eğer bir davanız varsa elbette ki bunun bedelini ödemek gerekir.

Bu sadece benim kararım değildi. Bu seçim koordinasyon merkezimizce verilmiş, benim de içinde bulunduğum bir karardı. Ama bu kararın verilmesini İl Başkanı olarak ben üstlenmek zorundaydım ve Hakimin huzuruna ‘Bu kararı veren bendim’ diyerek üstlendim. Bu sorumluluğun gereğini zaten başta siyasete adım atarken almıştık.

Ö. Elçi: 7 Haziran 2015’de Genel Seçimler var. Siz yıllardır siyasetin içinde olan bir isim olarak Milletvekilliği için aday olmayı düşünüyor musunuz?

Ö. Sayın: Siyasette makam, mevki beklentisi içinde hiç olmadım. 26 yıldır aktif siyasetin içindeyim. İlçe başkanlığı, belde başkanlığı, belediye başkanlığı, il başkanlığı yaptım. 1991 yılında Milletvekili adayı oldum. Bana bir görev verdiler, ben de en güzel şekilde yapmaya devam ettim. Bundan sonraki süreçte de bir görev verilirse bu görevleri en güzel şekilde yapmaya devam ederim. 7 Haziran 2015 yılında yapılacak seçimlerde de kararım bu çerçevede olacaktır. Eğer bir hizmet alanı, bir ihtiyaç varsa aday olurum. Allah nasip ederse elimizden geldiğince hizmete decam ederiz. Ama ihtiyaç yoksa ortalığı bulandırmaya da gerek yok. Otururuz oturduğumuz yerde. Görüşmelerimiz devam ediyor.

Seçmenlerimiz, Tanju Özcan’dan çok büyük bir beklenti içine girerek oy verdiler. Özcan, Belediye Meclis üyesi olarak, İl Başkanı olarak görev yaptı. Vatandaşlara çok büyük vaatlerde bulundu, insanlar da onu test etmek için oy verdiler. Biz, 3 milletvekilinden 2 milletvekiline düştük, bunun çok derin açıklamaları var. Kısaca şöyle diyebilirim; 2002 yılında yapılan seçimlerde seçmenin yüzde 55’i Mecliste temsil edilebiliyordu. Seçmenin yüzde 45’inin oy verdiği partiler, Meclise giremediği için Ak Parti o dönem yüzde 33 buçuk oy almasına rağmen 370’in üzerinde bir milletvekili çoğunluğu kazanmıştı. Bu oy 2007’de yüzde 46 buçuğa çıktı. Milletvekili sayısı düştü. 2011’de oy oranı yüzde 49,5’e çıktğı halde 2007’e nazaran Milletvekili sayısı tekrar düştü. 2011’de yapılan seçimlerde vatandaşın yüzde 95’inin oy verdiği milletvekilleri  Meclis’te temsil edildi. Dolayısıyla küçük partilerin aldığı oy oranları fazlalaştıkça büyük partilerin milletvekili sayılarında otomatikmen artma olur.

Bizim 2011 yılında 3’üncü milletvekilini çıkrtabilmemiz için 2 bin 250 oya daha ihtiyacımız vardı. Ama olmadı, geçmişten ders alıp geleceğe yön vermektir bize düşen görev. Ama seçmen, Tanju Özcan’dan umduğunu bulamadı. Çünkü siyaset sadece çok konuşmak ya da güzel kouşmak değildir. Siyaset hizmet etme makamıdır. Tanju Bey’in geçtiğimiz 4 yıl içinde yaptıklarını ben kamuyounun takdirlerine bırakıyorum. Ama 2015 seçiminde çok rahat 3-0 yapabileceğimize inanıyorum ve genel çerçeveye baktığımızda, insanlarla konuştuğumuzda da görüyorum.

Ö. Elçi: Ak Parti Merkez İlçe Başkanı Adil Esen hakkında ‘Bir gazeteciyi işten attırma’ yönünde tehdit iddiaları var. Bununla ilgili ne söylersiniz?

Ö. Sayın: Adil Esen’i çok iyi tanıyorum. Onun yapısını, tavrını çok iyi bildiğim için böyle bir cümle telaffuz etmeyeceğini de biliyorum. Adil Bey’le de görüştüm. İfadelerinin bu şekilde olmadığını ifade etti. O gazeteciyi de tanırım, çok böyle bir şey yapacak biri değildir aslında. Burada bir şark kurnazlığı yapılıp bu manipülasyon üzerinden Ak Parti’yi yıpratmak gibi bir düşünce olduğunu düşünüyorum. Gazeteci arkadaşımızın  attığı bu mesaj da milletvekillerini aşağılamaktır. Vali Bey’i yüceltmektir; ama yüceltirken de doğru ifadeler kullanmak lazım. Vali de, milletvekilleri de, siyasiler de Bolu’ya hizmet etmek için göreve çıkmış insanlardır. Birilerini göklere çıkartırken birilerini yerin dibine sokmak doğru bir tavır değildir. Herkes siyasetçileri eleştiriyor; ama önce kendimizi eleştirmekten başlamalıyız. Gazeteciler Cemiyeti de açıklama yaptı, kınadı. Ben kimseyi kınamıyorum; ama önce herkesin kendini aynanın önüne koyup önce bende ne kusur var acaba diye bir bakması lazım.

Ö. Elçi: Gençlik Kolları Başkanı Taha Furkan Sönmezel ile ilgili de sahneye ağzında sakız ya da pastille çıktığı eleştirileri çok yapıldı. Bununla ilgili düşünceleriniz nedir?

Ö. Sayın: Taha Furkan bizim evladımız. Taha’nın babası benim arkadaşım ve komşum. Onun Gençlik Kolları Başkanı olmasında başrol oynayanlardan biriyim. Çok da düzgün bir kardeşimizdir. Ama yapılan yanlış yanlıştır. Yanlışı kim yaparsa, benim oğlum yaparsa doğrudur, düşmanım yaparsa yanlıştır, diye bir şey yapımızda yok. Zaman zaman hepimiz hatalar yaparız. Ama Taha’nın oraya sakız ya da pastille çıkmasından önceki olaylara bakmamız lazım. Hiç hazırlıksız, aniden sahneye çağırılması, birden sahneye çıkmak zorunda olması, hazırlıksız yakalanmanın verdiği panikle çıkması, kardeşimiz o anki heyecanla belki çıkarmamış olabilir. Fakat böylesine sığ ve basit meselelerle Bolu kamuyonu meşgul edilmesini doğru bulmuyorum. Biz sürekli sivrisineklerle uğraşırken etrafımız bataklığa dönmüş. Bunlar bana gülünç geliyor, bir taraftanda ironik olarak üzülüyorum.

Belki sahneye bu şekilde çıkması hoş değil, ama basit şeylerde hoş görülü olmalıyız. Bu kadar yoğun eleştiriler bana doğru gelmiyor. Eleştirirken dozunu kaçırmamalıyız. Kendi yanlışlarımıza gösterdiğimiz hoşgörüyü karşımızdakilere de göstermeliyiz. Neden bu kadar acımasız davranıyoruz anlamıyorum. Herkes önce kendini düzeltecek. Ülkemizde ve çevre ülkelerde çok ciddi olaylar oluyor. Kan akıyor, binlerce kişi ölüyor. Bu kadar önemli meseleler varken biz niye sakızla pastiller uğraşıyoruz, bunu anlamıyorum. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim