eryaman escort , ankara escort, ankara escort, bursa escort
  • BIST 105.324
  • Altın 146,628
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Bolu 25 °C
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 28 °C

Milliyetçi görünerek rant elde etmek

Mustafa Öz

Millet olarak başımız dara düşmediği müddetçe, olayları suyun akışına bırakmayı tercih ediyoruz. Başımıza bir felaket geldiğinde; nerden çıktı şimdi bu diye dövünüyor. Ya da olayı ALLAHIN katına havale ediyoruz. Dünyada sadece biz olsak sorun düşe kalka çözülür. Bizim dışımızda DÜNYAYI tanzim eden güçlü devletler ve güç odakları var. Ülkemizin geleceğini, milletin BEKASINI günü birlik politikalara ve politikasızlığa terk edemeyiz… Etmemeliyiz…

Son dönemde devletin kurumları arasında AHENKSİZLİK söz konusu, hayati derecede önemli konularda ORTAK AKILDAN faydalanamıyoruz. Devlet yönetimini RESTLEŞME alanı olarak görüyoruz. Devletin kurumları devleti küçültme adına yok ediliyor. Silikleştiriliyor.Şahsiyetsizleştiriliyor.

Ülkemizin iç ve dış tehlikelere karşı gerekli politikaları belirlemesinde önemli yeri olan MİT (Milli istihbarat teşkilatı) 80. kuruluş yılında çok önemli bir paragraflılık açıklama yaptı: “ülkemizin ayakta kalabilmesi için savunmada kalmak yetmez. Düzenleyen, düzenleyici olan müdahale eden konumuna gelmesi lazımdır. Aksi taktirde ULUSAL DEVLET olarak ayakta kalmalıyız” diyor.

TESLİMİYETÇİ SİYASET VE KUŞATILMIŞ BEYİNLİ AYDINLAR

Meşrutiyetle başlayıp Tanzimatla devam eden milli değerleri aşağılama, başkalarının fikirlerini ve değerlerini yüceltme, yükseltme ve onlara huşu içinde tabi olma hastalığı siyasetçilerimizde ve aydınlarımızda devam ediyor. Öyle ki bu siyasetçilerin inançlı olması veya inançsız olması hatta vatansever görünmesi bile bu sonucu değiştirmiyor. Hatta daha tehlikeli kılıyor. Zira sizden görünen birisinin satır aralarında sunduğu TESLİMİYETCİLİĞİ ve tapınıcılığını fark edemiyorsunuz.

Ülkemizin özellikle son dönemlerde bu kişiliksiz, kimliksiz ve geleceğimizi ipotek altına alan politikalarla iyice şahsiyetsizleştirdi.

Özellikle AB ile müzakere sürecinde Türkiye'nin, Türklüğün uğradığı hakaretler, bölücülüğün önünü açan bitmek tükenmek bilmeyen talepler silahlı kuvvetlerimizin ve Devlet kurumlarının güçsüzleştirilmesi istekleri, dinimize yönelik hareketler, Kıbrıs ile ilgili haksız talepler sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili çıkarılan yasalar ve iç gelişmeler Kuzey Irak'ta ve Irak'ın tamamında ORTADOĞU'daki gelişmeler. İnsanımızda dipten gelen milli bir REFLEKS bir irkilme meydana getirdi. Milliyetçi bir dalda doğdu.

Milliyetçilik doğası gereği AKSİYONER bir harekettir. Kendimiz olmak, kendimize özgü çözümlerle medeniyete katkıda bulunmak milliyetçiliğin felsefesidir. Dipten gelen milliyetçiliğin tam AKSİYONER olamaması SİYASET arenasında kendine etkin bir temsil gücü bulmamasında yatıyor.
Ülkemizde yükselen milliyetçiliğin rüzgârını fark edip bundan istifade etmek yükselmek isteyen insanların sayısında ciddi artış olmuştur. Özellikle ANTİ milliyetçiler yelkenlerini milliyetçi rüzgârlarla doldurma çabasındadır.

Halk tabanında koyulaşan bu milliyetçi duyguların hak ettiği yeri alması için bu yoz günü kurtarması, siyasetin oyuncağı olmamalı, yaptırılmamalıdır.

Türkiye'nin kaderine sahip çıkması gerekenler sahte milliyetçiler, istifadecileriler değil. Gerçek Türk milliyetçileridir. Bunun için MİLLİ DOĞRULUŞ VE MİLLİ KUCAKLAŞMA gerçekleştirilmelidir. Türk milleti ile kucaklaşacak bu inançlı kadrolar ayağa kalkmalı, millet için kutlu yürüyüşü başlatılmalıdırlar.

Soğuk savaşın sona ermesinden sonra küresel haydut haline gelen ABD çözüm adına nerede bir adım atmışsa kan ve göz-yaşı küresel adaletsizliğe hükmetmiştir. 2007 yılında burnumuzun dibinde IRAK, LÜBNAN ve FİLİSTİN tamamen yaşanmaz hale gelecek gibi görünüyor. Herkes olup biteni görüyor. Ama seyirci kalıyor. Kimse ilk adımı atmıyor dünya bu kaosa seyirci kalıyor.

Küreselleşme bilim ve teknoloji nimetlerini yoksullara taşımadığı gibi, uçurumları artırmış, rekabeti güçsüzlerin tam aleyhine çevirmiştir. Ülkemizde giderek bu küresel haydutların çalışma alanının etkisine girmiştir.

Bu nedenle ülkemiz ve çevre ülkeleri için 2007 yılı olumsuzluklara gebe görünüyor.

Günü birlik düşünen kendi geleceklerini kurtarmak isteyen başta siyasiler nasıl bir girdabın içinde döndüklerini biraz olsun anladıkları için şimdi SAHTE MİLLİYETÇİ kesildiler. Bu sahte söylemlere kanmak demek geleceğimizi yok etmek demektir. Kurtuluş kendine gelmekte, kendin ol-makta ve dünya medeniyetine eskiden olduğu gibi ADALETLE katkıda bulunmakta yatıyor.Küresel haydutlarla birlikte olup onların dümen suyunda kaybolmakta değil!

Bu yazı toplam 753 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim