• BIST 97.587
  • Altın 144,246
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0057
  • Bolu 12 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 19 °C

Mimar Sinan Haftası

Nadir Garipoğlu

Üstadımız, pirimiz, ordinaryüs Mimar (benim taktığım unvan) Sinan haftası başlıyor.

Geçtiğimiz yıl Mimar Sinan haftasındaki yazım hayatı ve yaşamıyla ilgiliydi. Bu defa çok enteresan bulduğum Mimar Sinan'ın yapıtlarında dünyayı hayrete düşüren tekniklerinden bazılarını anlatmaya çalışayım.

Mimar Sinan'ın ustalık dönemi eseri olan, Selimiye camiinin kubbesini o genişliğe oturtmak için matematiğin bilinen dört ana işleminden farklı beşinci bir işlemle çözdüğü söylenir. Ayrıca minarelerin şerefelerine çıkan 2 metre çapındaki yolda çıkanların birbirlerini görmemeleri ise büyük bir dehanın ürünüdür. “Almanlar bu sistemi yüzyıllar sonra meclislerinin önündeki dev kulede kullanmışlardır.”

Selimiye camisinin zemini gevşek toprakmış bu nedenle minarelerin yakın zamanda yıkılacağı düşünülmüş, uluslar arası bir gurup bilim adamı bu tarihi minareleri kurtarmak için çalışma başlatmışlar. Sonuçta en son teknoloji olan metal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişler. Minarelerin temellerini açınca koymayı düşündükleri kelepçelerin aynısıyla karşılaşmışlar. Meğer Mimar Sinan bilmem kaç yüzyıl önce aynı şeyi düşünmüş.

1950- 1960 arası bir tarihte inşaat mühendisi, mimar ve jeofizikçilerden oluşan bir Japon heyeti Türkiye ye gelmiş. Heyet İmar İskan Bakanlığından izin alarak ülkemizdeki tarihi yapıları incelemeye başlamış. Ayasofya yı, Yerebatan Sarnıcını ve diğer tarihi yapıları gezdikten sonra sıra Sinan'ın kalfalık eseri Süleymaniye camisi ile Sinan'ın öğrencisi Mimar Davut Ağanın eseri Sultanahmet camisine gelmiş. Japaon'lar bu camiler üzerinde günlerce inceleme yapmışlar, her geçen gün şaşkınlıkları daha da artıyormuş çünkü, Japonlar daha ilk incelemede camilerin gevşek bir zemin üzerine inşa edildiğini anlamışlar. Ama bunca yıl bu camilerde bir çatlak dahi olmamasına akıl sır erdirememişler.

Bunun üzerine Türkiye programlarının gerisini tamamen iptal edip bu iki cami üzerine yoğunlaşmışlar.

Araştırmalarının sonucunda her hangi bir sarsıntı sırasında bu iki caminin sabitlenmediğini aksine yerinde oynayarak yıkılmaktan kurtulabildiği ortaya çıkmış.

Minareleri incelediklerinde ise şaşkınlıkları ikiye katlanmış, minarelerin çok daha gelişmiş bir raylı sistem mekanizması üzerine oturtulduğunu ve her yöne yaklaşık beş derece yatabildiğini görmüşler.

Daha derin araştırma yapmak için Edirne'ye Sinan'ın ustalık eseri Selimiye camisine gitmişler. Oradaki olağan üstü sistemleri görünce şaşkınlıkları bir kez daha artmış. Selimiye'nin tüm sırlarını aylarını harcayarak çözmüşler.

Japonya’ya döndüklerinde ise Sinan'ın sırlarını uygulamaya sokarak şehirlerini Sinan'ın kullandığı sistemlerle kurup muazzam gökdelenler dikmişler.

Yani şu an gelişmiş ülkelerin gökdelen yapımında kullandıkları çoğu sistem yüzyıllar önce Sinan'ın geliştirdiği mekanizmalarmış.

Ayrıca meşhur Taç Mahal in mimarı Mehmet Efendi de Mimar Sinan 'ın öğrencisidir.

Böylece Kayseri ilimizin Ağırnas köyünde doğan yeniçeri ocağında yetişen Mimar Sinan'ımızı bir kere daha hatırlamış olduk.

04.04.2007

Bu yazı toplam 516 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim