eryaman escort , ankara escort bayan, escort ankara, bursa escort - ankara escort
  • BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Bolu 2 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 2 °C

Misyonerlik faaliyetleri üzerine

Mustafa Namdar

            27.09.2004

Günümüz dünyasında ülkelerin bağımsızlıkları, sıcak savaşlarla ellerinden alınmıyor. Kanlı terörlerin dışında bağımsızlıklar insanların cüzdanlarına ya da beyinlerine girmek suretiyle alınıyor. Bu eylemler ya gülen bir yüzle karşınıza çıkıyor, ya düşünceleri yeni yeni şekillenmeye başlayan genç beyinlerine giren ağaç kurdu gibi işlevini sürdürüyor. Ya da fakir bölgelerde atılan tohumlarla umut olarak filizlenmeye başlıyor. Veya her tür sosyo-ekonomik güce sahip gençleri uyuşturucu belası ile fuhuş batağının sahte ve yıkıcı ölümcül ortama sürükleyerek mahvolmalarına neden oluyorlar. Sonuçta bir ülkenin manevi ve kültürel değerlerine el atılarak sinsi emellerin gerçekleşmesine yönelik faaliyetler, dost diye uzatılan eller, gülen ağızlardaki zehirli diller vasıtasıyla yürütülüyor.

Devletin varlığı maddi manevi değerlere, tarih ve kültürüne ve de inanç birliğine bağlı insanların bir bayrak altında toplanmış olmalarıyla sürekliliğini korur. Aksi halde yok olur parçalanır dağılır.

Günümüzde bu yıkıcı eylemler top tüfek yerine inanç ve manevi değerlerimizle oynanarak yerine getiriliyor. İşte aylık konferanslarına başlayan Sn. Müftümüzün "Ülkemizdeki Misyonerlik faaliyetleri"nden çarpıcı örnekler...

Misyonerlik faaliyetlerinin dini olduğu kadar emperyalist amaca da hizmet etmekte olduğunu söyleyen Müftümüz, "Milletlerarası yarışta öne çıkarmak isteyen toplumlar, kendilerine rakip gördüklerini çökertebilmek için çeşitli yollara başvururlar. Bunlardan birisi de bizzat o topluma girerek onlardan biriymiş gibi davranmasıdır. Hıristiyanlık inancını yaymakla görevli olan misyonerleri bazen bir asker, bazen bir doktor, bazen bir öğretmen, bazen de bir barış gönüllüsü olarak görebiliriz. Misyonerlerin yayılmacı politikasında İsa ve İncil merkezi rol oynamakta ve Hıristiyanlık kurtuluşu için en uygun seçenek olarak gösterilmektedir."

Misyonerliğin en önde gelen amacı, Hıristiyanlığı yaymaktır. Hedef seçilen ülkelerde kilise yapmak, kiliseleri yaşatacak elemanları yetiştirmek, bunu yaparken de o ülkenin aydınlarına ait yapıtlarını kullanmaktır. Medeni ve ileri düzeyde olmak için Hıristiyan olma tezini vurgulamaktır. Bu ve benzeri insancıl davranışlarla sonuç alınamazsa insanlar arasına nifak sokma eylemleri başlamaktadır.

Haçlı zihniyetiyle hareket eden Hıristiyanlık alemince; Türkler geldikleri Orta Asya’ya geri gitmeli, inançlarının kitabı Kur’an yeryüzünden kaldırılmalıdır.

Şu gerçek bilinmeli ki; İslamiyette misyonerlik yoktur. Bütün insanları Müslüman yapmak azmi sevdası gibi hakimiyet düşüncesi de yoktur. Ayrıca Kur’ana göre dinde zorlama yok. İsteyen inanır, isteyen inanmaz.

İslam araştırmacılarından "Brackelmann", Müslüman Türkler fetihleri esnasında isteselerdi, Hıristiyanlığı tamamen yok edebilirlerdi. Fakat dinleri buna müsaade etmemektedir demiştir.

Osmanlı’yı yıkan nedenlerden birisi de kontrolü yapılamayan Anadoluda açılan yabancı okulların işlevleridir. Bu okulların denetime tabi tutulması, Atatürk’ün "Tevhid-i Tedrisat Kanunu"dur. 1935 yılında bu kanunla bu okullara Türkçe dersi konmuş, Türk müdür yardımcısı zorunluluğu getirilmiştir. (1937)

Türkiye Cumhuriyeti’nin topraklarının çekiciliği, Hıristiyanlığın ilk yayıldığı yerler olmakla birlikte, tarihi ve kültürel değerlerin buralarda olması sebep gösterilmektedir.

Misyonerler için Türkiye bir "İncil ülkesi", Ortadoğu’nun "ekmek sepeti ve Asya’nın anahtarı" durumundadır. Türkiye’nin yeraltı, yerüstü zenginliklerinin uygun bir coğrafyada bulunması, Hıristiyanlığın iştahını kabartmaktadır.

Bizler, topraklarımızda gözü olanların, ülkemize verdikleri değer kadar bizler de önem vermeliyiz. Son üç yılda sekiz milyon İncil bu ülkede dağıtılmışsa, nedenini düşünmeliyiz. Bu konuda halk ve gençler eğitilmeli. Propagandaların özellikle liselerimizin son sınıf öğrencileri üzerinde yoğunlaştığı bilinmelidir. Geleceğin Türkiyesini sağlam kafalı ve sağlam gönüllü insanlara emanet etmek hepimizin görevi olmalıdır diyerek konferansını tamamladı.

Bu yazı toplam 360 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 1989 Bolu Gündem Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0.374) 217 66 66 | Faks : (0.374) 218 21 21 | Haber Yazılımı: CM Bilişim