23 Kasım 2017
  • Bolu3°C
  • İstanbul12°C
  • Ankara4°C

FELSEFE NEDEN ÖNEMLİ ?

Suat Tosun

08 Kasım 2017 Çarşamba 13:40

 

 

“KIZIMA  FELSEFE   ÖĞRETİYORUM “  kitabının  yazarı felsefeci   Roger-Pol  Droit  (Say Yayınları.Kurtiş Mat. 2013); onaltı yaşındaki  kızına ve hatta daha  küçük çocuklara ,   zihinsel  faaliyeti  öğrenmeğe başlamaları, ilk adımın atılması için bir el kitabı hazırlamış.

Yazar;  “Felsefe çoğu zaman korkutan bir sözcüktür. Aklımıza hemen karmaşık  sorular, başlığından bile bir şey anlamadığımız kitaplar, gizemli bir kelime haznesi gelir. Bir başka dünyadır sanki bu… Herkese açık olmayan bir  etkinlik !

Bu anlamda düşünecek olursak yanılırız, çünkü  herkes, özellikle çocuklar ve ergenlik çağındaki  gençler ,   yaşamın anlamı, ölüm ,adalet ,özgürlük ve diğer  temel sorunlar üstünde akıl yürütürler.Öte yandan herkes düşünebilir,akıl yürütebilir, fikirlerine  bir düzen vermeyi başarabilir.Felsefe ne çözülmesi çok zor bir problem, ne de  doğal spontane bir faaliyettir.

Felsefe sözcüğünün eski Yunanca’da “aklı, bilgeliği sevme” anlamına gelebildiğini öğreniyoruz. Genellikle çocuklar ve gençler için “akıl” özellikle duymakta nefret ettikleri sözleri çağrıştırır: “Uslu ol ,akıllı ol.”

Felsefede hakikatin ne olduğu araştırılıyor.Yazara göre ;filozoflar  oldukça kuşkulu insanlar  olup,anlatılanları sistemli bir süzgeçten geçirirler.Ve acaba hakikati hangi alanda ararlar?

Şu bir gerçek ki filozoflar hakikati ; ahlak ( iyinin ve kötünün ne olduğunu bilmek, doğruyu ,yanlışı  tanımlamak)ya da politika (yurttaşlar ve iktidar ,karar mekanizmaları) alanında aramışlardır.Yine de bu alanlarla sınırlı kalmamışlardır.Oysa onlar, bilim insanı,sanatçı, mantıkçı, psikolog,siyasetçi değillerdir…

Filozoflar hakikati “fikirler”  alanında da arar. Yani aslında bilim uzmanı olmazlar,fakat fikir uzmanıdırlar.Bu fikirler  önceden de vardır ve fikirleri yaratan felsefe olmamıştır.Felsefenin  işi daha çok bu fikirleri test etmek,deneyden geçirmek,incelemek,doğru yanlış fikirleri ayırmaktır.Filozof adaletle bir avukatın  ya da yargıcın ilgilendiği gibi ilgilenmez.Adalet “fikri”yle ilgilenir.İktidarla politikacının ilgilendiği gibi ilgilenmez,  iktidar “fikri” ni derinleştirmeye çalışır.Dolayısıyla  felsefe bir muamma değil, tıpkı müzik veya spor gibi  bir faaliyettir.Onunla bir acemi,bir amatör, veya bir profesyonel olarak ilgilenebiliriz.  Yazar; “önemli olan başlangıç çizgisini geçmektir” demektedir.

Felsefeye bu girişten sonra ; 2016 yılında Ankara’da Yıldırım Beyazıt Üniversitesinde yapılan “Felsefe Şürası”nda sunulan kimi bildirilerden bazı kısa özetleri sizlerle paylaşacağım.

Prof.Dr.Necati  Öner (Tür.Felsefe Der.Şeref Başkanı) :” Bana göre felsefe eğitiminin ve felsefe öğreniminin bir toplum için üç büyük önemi vardır:

1-Okuyan ve öğrenen insan “bütüncül bir görüş” kazanır.

2-Felsefe eğitimi eleştiri fikrini oluşturur ve  geliştirir.Yalnız bu olumlu anlamda eleştiridir.

3-Ortak toplum yaşamında faydası vardır. İnsanın yapısı gereği yaradılışımız egoisttir. Fakat bir arada yaşamak isteriz ve istediğimizi de yapmak isteriz. Bu çelişkiler doğurur.İnsanoğlu mutlak bilgiye sahip olmadığı için(Bilim tarihinde bilim durmadan değişmiştir)farklı fikirler olması doğaldır.Onun için “ tolerans “denilen bir duyguya ihtiyaç duyulur.Bazıları  toleransın karşılığını hoşgörü gibi  görse de ben,hoşgörü de beğeni  anlamı da  hissetmemden dolayı kabul etmiyorum.Sonra ben, inanmadığım bir  fikri neden hoş göreyim?Ama ben ona katlanırım.Onun  için tolerans bir nevi “katlanma” dır.İşte bu toleransın fertlerde gelişmesinde en büyük rol felsefe eğitiminindir.Bu bakımdan hamdolsun ,bugün Türkiye’de felsefenin durumu bence övünülecek  bir haldedir ve gün geçtikçe gelişecektir.”demektedir.

Prof.Dr. Cengiz Çakmak ise:”Günümüz dünyası hızın, temponun, hareketin alanıdır. Felsefenin ise ;”yavaş ol- bir dur  -bir bakalım- bir düşünelim –bir temaşa edelim -bir hatırlayalım” diye sorgulattığını belirtmiştir..

Prof.Dr. S.Oktay Arslan ise; beslenmedeki hata ve yanlışlarımızın gelenek olarak devam edip gitmesinden rahatsızdır. “Beslenme üzerine çok sayıda araştırma ile karbonhidrat ağırlıklı beslenenlerde hafıza ve usa vurma yeteneğinde azalma olduğu  gösterilmiştir .Demem o ki, Türkiye’ deki çok olan pastanelerin sayısı azaltılmalı, kuruyemiş dükkanlarının sayısı çoğalmalıdır.Eğer yeni nesillerin zeka seviyelerinin yukarılara taşınmasını istiyorsak “ doğum günü pastası”nı hoş göremeyiz ,tıpkı dubleburger tıkınmalarını hoş karşılamadığımız gibi…” şüranın ana teması olan “Düşünce ve Gelenek” söylemi için radikal fikirlerini ifade etmiştir.   Sağlıcakla kalınız.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.