18 Haziran 2018
  • Bolu17°C
  • İstanbul24°C
  • Ankara22°C

MÜŞTERİLER AYAKTA KARŞILANACAK!

Onur USTAOĞLU

24 Kasım 2017 Cuma 01:00

Yazıyı Meryem Coşkunca’nın sesinden dinlemek için videoyu çalıştırın...

"Videoyu İzlemekte Sorun Yaşıyorsanız Buraya Tıklayın..."

Sokağa çıktığımda herkesin gördüklerini değil görmediklerini fark ederim. İyi bir gözlemciyim sanırım. Zaten iyi bir gözlemci olmasam insanları anlatan yazılar yazamam. Bazen bir mekâna girdiğimde biran için kenara çekilir durur insanların koşturmalarını, mekândaki halkla ilişkiler ve güvenlik elemanlarının nasıl çalıştığını ve işlerini nasıl yaptıklarını izlemeye çalışırım.

Tabi bu durum insanlara değişik gelir. Çoğu zaman böyle dururken “Ne oldu yardıma ihtiyacınız varsa yardım edelim diyen insanlar” yanıma gelir. Galiba insanlar için tekerlekli sandalyede hiç alakasız bir yerde durup etrafı izlemem ilginç bir şey olsa gerek ama bir gözlemci bir yazar olarak benim vazgeçemeyeceğim bir şeydir.

Geçenlere internette dolaşırken bir haber gördüm haberi sizlerle paylaşacağım ama ilk önce size bir şey sormak istiyorum. Büyük mağazaların ya da Alışveriş merkezlerinin halkla ilişkiler sorumluları ne yapar? Benim gördüğüm kadarıyla genellikle oturarak bilgisayar başında müşteri kaydı. Kampanya kaydı gibi işlerle ilgilenir yani bilgisayar başında çalışırlar ve onları ayağa kalkmadı diye hiç kimse suçlamaz hiç kimse eleştirmez değil mi? En azından anlatacağım haberi okuyana kadar ben böyle düşünüyordum ama öyle değilmiş!

Hemen kısaca haberi aktarıyorum.

“İstanbul’da trafik kazası sonucu omurilik felci olan bir kadın, hayatını kazanmak için bir alışveriş merkezinde halkla ilişkiler bölümünde danışma şefi olarak işe başlamış. İşini de gayet iyi yapıyormuş. Yani AVM de 11 yıl geçirmiş ancak yeni bir halkla ilişkiler müdürü gelmiş AVM ye ve bu güzel ve başarılı hanımla arkadaşlarını birkaç gün izlemiş. Sonra Bundan böyle müşteriyi ayakta karşılayacaksınız demiş. Orada ayağa kalkamayan bir tek bu tekerlekli sandalyedeki hanımmış tabi ki istenileni yapamadığı için bu hanım işten çıkarılmış.“

Şimdi burada şunu sormamız lazım “bu hanım işten niye çıkarıldı?” Başarılı olmadığı için mi? bence hayır, çünkü başarılı olmasaydı 11 yıl aynı yerde çalışabilir miydi? İyide başarılıysa işten niye çıkarıldı? Müşteriyle tartışıp bir olay mı, çıkardı AVM ye zarar mı verdi? Habere göre oda değil! AVM ye gayet faydalı işler yapmış. Siz yeni gelen bir müdür olarak işini iyi yapan ve 11 yıl aynı işyerinde çalışmış birini sırf ayağa kalkamıyor diye işten çıkarırsanız bu ayıpların en büyüğü değil midir?.

Ayrıca bu tip olaylar sadece haberdeki AVM de olmuyor. Köşe yazarlığına başladığımdan bu yana Bolu’dan ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden bana bir şekilde ulaşıp, başıma bunlar geldi diyen ve engellenen arkadaşlarımız olduğunu biliyorum. Maillerin hepsini okuyorum. Hatta size mail ile gelen yukarıdaki olaya benzer bir olay anlatayım

Bir büroya sadece temizlik yapması için duyma yetersizliği olan bir arkadaşımız alınmış. İki üç hafta gayet güzel temizlik yapmış, herkes memnunken,  bu arkadaşımızdan telefonlara bakması istenmiş ve duyamadığı için telefonlara bakamayınca işten çıkarılmış. Yani size böyle yüzdece yaşanan olay arkadaşlarımıza engel çıkarmak için elinden geleni yapan insanlar anlatabilirim

İyide Engel sahibi bir insanın çalışmasını devlet bile destekliyor yanlış bilmiyorsam özel şirketlerin ve firmaların belirli miktarda engel sahibi çalışanı olması gerek. Yasalarda değişiklik olmadıysa engelli bir çalışanı olan işverene, devlet vergi indirimi sunmaktaydı. Durum böyleyleyken yani işveren ve engelli çalışan için böyle avantajlar varken. Söyleyin bana bu kurala uyan firma ya da şirket var mı? Benim gördüğüm yok denecek kadar az. Uygulamaya uymaya çalışanlarda yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi saçma sapan sebeplerden dolayı engelli arkadaşlarımızı işten çıkarılıyor. Evlerinde oturmak zorunda bırakıyor.

Evet, Engellenen arkadaşlarımız sizden faklı görünüp farklı şeyler yapabilirler ama engelli bireylerinde insan olduğunu ve sizler gibi bu ülkede yaşamaya çalıştıklarını asla unutmamalısınız. Onları saçma sapan nedenlerle işten çıkarıp evlerine göndereceğimize, yapabilecekleri işler verip onları evlerinden çıkıp çalışmaya teşvik etmeliyiz. Yani “derdimiz insan harcamak değil, insan kazanmak olmalı.” Ben inanıyorum bunları yapıp engel sahibi insanları evlerinden dışarı çıkarabilirsek, sokakları daha engelsiz, insanları daha mutlu olan, daha özgür bir ülkede yaşayabiliriz.

Bu arada bildiğiniz gibi bu gün 24 Kasım öğretmenler günü. Buradan Başta başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlamak istiyorum. Haftaya yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle…

Yazan: Onur Ustaoğlu – Seslendiren: Meryem Coşkunca – Bolu Olay Gündem gazetesi...


 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.