20 Eylül 2018
  • Bolu12°C
  • İstanbul23°C
  • Ankara16°C

TAVUKLARIN SESSİZLİĞİ

Suat Tosun

24 Kasım 2017 Cuma 16:14

İnsanoğlu   teknolojideki  ilerlemesini  bir  “Yapay Zeka” fenomenine kadar  dayandırdı.

Bunun   bir fırsat  mı, yoksa  tehdit mi ? olduğu  tartışma konusu.

Olumlu  görüşü  savunanlara göre;   artık  teknolojideki  işlerin  önemli  bir kısmı rutine bağlanmış durumda, yineleyen  işler  fazla. Çok az  kısmında insanlar  yaratıcılığını kullanıyor.Yapay  zekaya  insanın yaratıcı ve duygu ile ilgili yönlerini geri getireceği umudu gözü ile bakılıyor.

Rutin işler ve robotlar tarafından yapılabilecek sıkıcı işler yapay zeka tarafından ele alınacaktır.

İnsanın   daha verimli  ve işinden daha tatmin olmuş  duruma gelebileceği, yeni yeni  fırsat  alanları(problemleri  çözmek,hayal kurmak,derinlemesine düşünmek,felsefeye yoğunlaşmak…) yaratacağı varsayımına  ben de  katılmak istiyorum.

Ama beri taraftan da, Sabah Gazetesi değerli köşe yazarı Haşmet Babaoğlu’nun  endişesi;” ekmek  peşinde koşan milyarların derinlemesine düşünecek hali mi var ?” sorusuna yanıt bulmak zor olacak.

                                               *

Sizlere şimdi teknolojiden sıyrılıp bizlerin de  içinde bulunduğumuz hayvanlar  alemindeki  son yapılmış araştırmalara bir kapı açmak istiyorum.

Biyolojide hala cevap bekleyen sorulardan en derinlikli ve gizemli olanı “bilinç “konusu olmakta. Bir çoğumuzda maymun ,köpek ve kedilerin tamamiyle  bilinçli  olduklarına inanmışlık kesin gibidir.Sık sık hayvanların öğrenme yeteneğinin inkar edilemez kanıtlarını görmekteyiz.

Ya öteki tür hayvanlarda bilinçli deneyimler varmı dır?  Örneğin tavukları ele alalım.

Şair  Walt  Whitman yanlış algılamayla şu satırları yazmış:

 

Düşünüyorumda hayvanlar   alemine

       katılıp ,   onlarla

birlikte yaşayabilirim; ne kadar sakin

         ve  suskunlar…

Hiçbiri   tatminsiz değil,hiç biri  sahip

          olma  çılgınlığına

kapılmamış.Hiç biri   diğerinin önünde

            eğilmiyor.

 

KAYNAK: (Hayvanların Sessiz Dünyası.Marian S.Dawland.2016.Çikolata Yay.)

Sakin sakin şekilde eşelenen bir kümes dolusu tavuk öğrenme yeteneğinin timsali gibi görünmeyebilir.Tavuklar ilk kez bir araya konulduklarında birbiriyle dövüşürler. Boyun tüylerini kabartıp,dövüş horozları gibi başlarını  dik tutarak birbirlerine şiddetle saldırırlar.İbikleri  vekafaları kan içinde kalır.ma birkaç gün sonra durum sakinleşir ve bir kaç hafta içinde de kendisini üst  sosyal statüde kabul eden bir tavuğun ,alt düzeyde olarak gördüğü tavuklara arada bir girişmesinin dışında ,her şey çok bilinen “alt-üst düzeni” en azından  küçük gruplarda yaşamın bir gerçeğidir.

Tavuklar  her  gün  kendilerini yenilgiye uğratabilecek  bir başkasıyle kanlı dövüşleri  sürdürmektense kendilerinden üstün olanlara boyun eğmenin uzun vade de  daha yararlı olacağını öğrenmişlerdir.Tavuklar kümes arkadaşlarının  yüzlerini,özellikle ibikleri ve gerdanlarındaki farklılıklardan ayırt ederek birbirlerini tanımaktalarmış.

Eğer “sosyal statü” öyle gerektiriyorsa  yiyecek ve tünek için başkalarına yer verirler,öğrenme bu bağlamda toplumsal bir zorunluluk,günlük yaşamın her anının ayrılmaz bir parçasıdır.

Hayvanlar alemini biraz daha tanıyabilmek ve sizlerle paylaşmak üzere ele  aldığım bu yazıma,doğal ve vahşi yaşamı bizlerden önce iyi tanıyan “kızılderilerin bir özdeyişini aktarmadan edemedim:

İpincecik bir iğne yere düşer. Kartal onu görür, geyik duyar, ayı ise kokusunu alır.” Bu  özdeyiş ,geceleri  ava çıkan ayıların daha ziyade  koku almadaki yeteneklerini çok güzel ifade etmektedir.

Son günlerde, hayvan hakları yasası,vegan-navegan tartışmaları,veganizm (hayvan eti yemiyenler grubu) ormansızlaşmayı kurtarıcı  olarak gösterilmekte gündemden hiç düşmemektedir

Sağlıcakla kalınız.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.