19 Ocak 2018
  • Bolu1°C
  • İstanbul9°C
  • Ankara1°C

KUDÜS VE HZ. ÖMER BİLGELİĞİ

Suat Tosun

19 Aralık 2017 Salı 13:00

 

Geçen hafta  Kudüs’ün İsrail  Devleti’ne   başkent  ilan  edilmesine ABD.Başkanı’nca  onay verilmesi  ülkemiz  gündemini  adeta   ateşledi.

Sabah-akşam TV.ekranlarında   ve  yazılı  basında  bu  konu   işlenip ,tartışılıyor.

Bolu Halk Kütüphanesinin  binlerce  kitapla   kaplı  raflarının  önünde kitap seçiyorum. İlk  elime geçen kitaplardan  birisi  “MİDAL”adlı  bir kitap (Rula Jebreal,2011.).İçeriği Kudüs ve Filistinde  geçen bir dram .Beyaz perdeye de aktarılmış.

Diğer kitaplarımı seçip eve dönerken kasaba  uğruyorum. Siparişim hazırlanırken  gözüm ve kulağım TV’deki  “Doğu Kudüs’ün  Filistin’in Başkenti ilanı”  haberine takılıyor. Eve dönerken parasını ödediğim halde et paketini almadığımı hatırlayıp kasaba dönüyorum. Akşam haberlerinde Cumhurbaşkanlığı  Sözcüsü  Sayın İbrahim Kalın; Kudüs’ün önemini belirtirken, pek  tanımadığımız ve bilmediğimiz Kudüs ve Filistin tarihini okuyup öğreneceklerimizin önemli olduğunu vurguluyor.

“Neye  odaklanırsanız  onu  hayatınıza   çekersiniz”  sözlerini (Çekim Yasası,Nil Gün) anımsayıp, hızlıca kitabı okumam bitince de sizlerle bazı bilgileri paylaşmağı görev saydım.

“Midal” adlı roman, gerçek  olaylara  dayalı yürek  burkan  bir öykü.1948 yılında idealist bir Filistinli kadın,  yetim kalan çocukları yanına alarak bakımlarını üstlenmiş. Efsanevi “ Dar El-Tifel “  Yetimhanesinin temelini atmıştır.

2.Dünya Savaşının  bitimiyle  dünya   barışa   tam kavuşmuş  görünürken Filistin bir kabusa dönmeye başlıyor. Zira savaşın galibi  ABD.Başkanı Truman ,Suudi Kralı ile anlaşıp Filistin topraklarında  İsrail Devletinin  kuruluşuna ilişkin strateji  geliştiriyorlar.

Kudüs’ün “Eski Şehir” denilen kalbinde açılmış bir çocuk yuvası uzunca bir süreç kimsesiz çocuklara sığınak oluyor. Babası İmam olan ”Miral ve kız kardeşi”, eğitimlerini de düşünülerek babası tarafından yetimhaneye veriliyor.

suat-tosun-kose-1.jpg

 HAZRETİ   ÖMER  BİLGELİĞİ

1963 yılında, Midal on üç yaşındayken  İmam olan babası , bir hafta sonu kızlarını yetimhaneden alıp Kutsal Kudüs’ü  kültürel ve inanç  özelliklerini göstermek için Eski Şehir’i dolaştırır.

Cuma günleri , Müslümanların  ülkenin dört tarafından   Mescid -i  Aksa Camii’ne ve   Kubbet-Üs Sahra’da dua etmeğe gelişleri görülür.Mekke ve Medine’den sonra islamiyetin en kutsal üçüncü mekanına ulaşmak için Eski Şehir kalabalıklaşır.

Muhteşem  Kubbet-Üs  Sahra, şehrin  her noktasından görünen  altın çatısı  ve altı duvarını  kaplıyan    renkli  çinilerin  yanı sıra Doğu  Kudüs’te   yayılan bir çok minaresiyle  islamiyetin gösteriş yönüne  tanıklık  eder  gibidir.Diğer taraftan ,saray ve camilerin  iç avluları,çeşme ve  mihrapları ile beraber,aynı zamanda sihirli güzelliğini gizlemeyi seven bir dini simgeliyordu.Yazar Rula  Jebrail’e  göre İslamiyet  ;  kendini aynı anda  hem  göstermekten, hem de gizlemekten  hoşlanan  bir dindir.

Cumartesi  günleri ise, bu sefer Eskişehir’i  katedenler,  Batı Kudüs Yahudileri olurdu.  Herod  Kapısı ve Şam Kapısından geçerek Ağlama Duvarı’na dua etmeğe giderlerdi.

Üçüncü inanç grubu Hıristiyan Hacılar ise; Eski Şehir’in  içinden   Haç Yolu (Çile Yolu olarak ta bilinir.)boyunca  yürürlerdi. Yol boyunca her durakta durarak Kutsal  Kıyam  Kilisesine ulaşılır,burada  keskin ,sarhoş  edici esans bulutu etrafı sarardı.

Miral’ın  Babası  İmam Cemal  beraberinde kızları, gizemli Kudüs’te dolaşırken, Kıyam Kilisesi’nin  önünde , turistlere  bastonuna yaslanarak söylevler veren yaşlı bir adamın yanına yaklaştılar.Yaşlı adam onların Müslüman olduğunu anlayıp dönerek, bir kaç adım ötedeki minareli  binayı göstererek; “ bu Hz. Ömer Camii “dedi ve  devam  etti:

  “Hz.ÖMER ikinci Halifeydi. Kudüs’ü işgal etmişti. Kudüs’ün Ortodoks Patriği ona haber göndererek,  şehrin  anahtarını  teslim almağa davet etti. Hz.Ömer öğle namazı vakti geldi.Patrik,onun Kıyam Kilisesi’nde namazını kılmasını teklif etti.Fakat,Halife Hz.Ömer; “bir gün şehirdeki Müslümanların kendisinin namaz kıldığı yerde   camii       inşaası         için               hak      iddia edebilecekleri endişesiyle” buna razı olmadı.O bilge bir adamdı ve çeşitli dini toplumların dengesini korumak için elinden gelen her şeyi yapardı.Bu islamın  gerçek ruhudur.”  diye övgülerde bulundu.  

Halife Hz .Ömer’in  yaklaşık 1300  yıl öncesinde inançlara saygınlığı; günümüzde Yahudi ve radikal  Hıristiyan  Evanjelistlerin  birlik olup “farklı inanç  tanımaz  tutumlarının” yanında ne  kadar yüce değerlere sahip değil  mi?

suat-tosun-kose.jpg

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.